Zöhre Ana 24 Aralık’ta İstanbul’da Ehlibeyt Sohbeti yaptı

Açık Kapı Derneği’nin fahri Başkanı Zöhre Ana 24 Aralık 2011 Cumartesi günü İstanbul Erenler Kültür ve Eğitim Vakfında  Ehlibeyt Sohbeti yaptı. Hak sevgisinin, saygısının, insanlığın, inancın ve ibadetin bitip tükenmeye yüz tuttuğu Devamını Oku »

Açık Kapı Derneğinden Sosyal Yardım

Toplum hayatımızda birlikte yaşamanın, yardımlaşmanın, paylaşmanın önemi çok büyüktür.Günlük yaşamımızda aile içerisinde veya oturduğumuz apartmanda, bulunduğumuz mahallede komşuluk ilişkileri önemli günlerde hissedilir bir noktadadır. Bayramlarda bayramlaşmak, acı ve tatlı günlerimizi paylaşmak, nişan, Devamını Oku »

Yusuf Baba Türbesi Ziyaretimiz

14 Ağustos 2010 C.tesi günü Açık Kapı Derneği’nin milli,manevi,insani,kültürel değerlere sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla organize ettiği Ordu ili Ünye ilçesinde yörede “Yunus Emre Türbesi” olarak bilinen ”Yusuf Baba” türbesine bir Devamını Oku »

Turabi Baba Türbesi Ziyaretimiz

11 Temmuz 2010  Pazar günü Açık Kapı Derneği’nin milli,manevi,insani,kültürel değerlere sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla  organize ettiği Çankırı ili Eldivan ilçesi Seydim köyünde yörede “Hacı Muradi Veli” olarak Devamını Oku »

Dernek üyelerimiz tarafından "Bektaşi Sultan’ın Hayatı" adlı tiyatro oyunu sergilendi.

Açık Kapı Derneği bünyesinde kurulan “Yeni Kuşak Sahnesi” adlı tiyatro grubu 15 Mart 2010 tarihinde Bektaşi Sultan’ın hayatını anlatan bir tiyatro oyunu sergilediler. Bektaşi Sultan’ın hayatı Pir Zöhre Ana tarafından bildirildi. Tiyatroya Devamını Oku »

 

Özür yetmez arşivi aç…

Özür yetmez arşivi aç

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Dersim açıklamaları için “Özür yetmiyor. Devletin arşivleri açıklanacak ki bizler bilelim. Neden devletin arşivlerini açmıyorsun?” dedi.

Kılıçdaroğlu, sadece Dersim’in arşivlerini açmanın yetmeyeceğini de vurgulayarak, “Nâzım Hikmet’le, Aziz Nesin’le, Sabahattin Ali’yle ilgili arşivleri de açalım. Tarihimizi bilelim” diye konuştu.

KADIKÖY Belediyesi’nin Kozyatağı’ndaki yeni meclis binasını ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın dün yaptığı Dersim açıklamalarıyla ilgili, “Dersim özrü yetmez. Devletin arşivlerini açacaksın. Açıkladığın belgelerin hiçbiri yeni değil” diye konuştu. Türkiye’nin gündeminin şu anda farklı bir alan olan “Tarihimizle yüzleşmek” olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

Neden açıklanmıyor

Plan Bütçe Komisyon üyeliği yaptığımda dedim ki, ‘Her ülke kendisi için gizli olan pek çok belgeyi saklar. Ama bunun süresi vardır. Süre dolunca açıklanır belgeler. Açıklanır ki insanlar tarihiyle yüzleşsin.’ Demiştim ki; ‘Tarihimizde acı çeken çok insan var. Cemil Meriç, Nazım Hikmet gibi.’ Sanatçıların ne kadar acı çektiğini biliyoruz. Demiştim ki; ‘Devletin arşivinde kim bilir ne belgeler var. Neden açıklanmıyor bu belgeler?’
Biz 2002’den sonra ‘Tarihimizle yüzleşelim’ dedik. Ama siz kabul etmediniz. O dönem AKP bunu kabul etmedi. Daha sonra Dersim olayları gündeme geldi. Ben Hürriyet’e açıklama yaptım. Sayın Başbakan’ın özür dilemesini istedim. ‘Ben özür dilemem’ dedi. Ama dün özür diledi.

Belgeler biliniyor

Özür dilemek yetmez. Açıkladığı belgelerin hiçbiri kamuoyunun bilmediği belgeler değil. Açıkladığı kitap benim 1970’lerde Türk Tarih Kurumu’nda okuduğum kitap. Özür yetmiyor. Devletin arşivlerini açacaksın. Devletin arşivleri açıklanacak ki bizler bilelim. Neden devletin arşivlerini açmıyorsun?

Defterleri vermediler

Şimdi Dersim’in acısını sömürerek başka amaçlara ulaşmak istiyorlar. Devletin arşivlerini açmak bir yönüyle yeter ama eksik. Dersim sürgünlerinin arşivlerinin de açıklanması lazım. Başbakan bilir. Ben o defterleri istedim. Vermediler. Niye vermiyorlar. Ben ‘özür dile’ deyince, ‘Kılıçdaroğlu Dersim arşivlerini açarım’ dedi. ‘Aç’ dedim. Dün ‘arşiv yok’ diyor. Var. O arşivleri açacaksın.

Tarihimizi bilelim

O sürgün edilen ailelerden alınan toprakları da, o sürgün edilen ailelere vereceksin. Bunu yapabiliyorsan bir meselemiz yok. Dersimli acısını bal eylemiştir. Dersimli acısını AKP’ye sömürtmez. Sadece Dersim’in arşivlerini açmak yetmez. Nâzım Hikmet’le, Aziz Nesin’le, Sabahattin Ali ile ilgili arşivleri de açalım. Tarihimizi bilelim. Sanatçılar bir dönem ciddi işkenceler çekti. Bu arşivler açıklansın.

Şehit evine taziye/_np/2555/15092555.jpg

KILIÇDAROĞLU, Mardin’in Nusaybin ilçesinde şehit edilen Jandarma Kıdemli Başçavuş Oktay Aydoğan’ın Ankara Keçiören’de oturan ailesine önceki akşam taziye ziyaretinde bulundu. Kılıçdaroğlu, şehit Aydoğan’ın anne ve babasına başsağlığı diledi. Ziyarette Ankara Milletvekilleri Levent Gök, Sinan Aygün, İzzet Çetin ile İstanbul Milletvekili İhsan Özkes de yer aldı. Dün de Kadıköy Belediyesi’nin Kozyatağı’ndaki yeni Meclis Binası’nı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, daha sonra Kozyatağı Kültür Merkezi’ne geçti. Öğle yemeğini belediye çalışanları ile yiyen Kılıçdaroğlu, Fikirtepe’deki Beton Zemin Laboratuvarı’na gitti. Binaların taşıma kolonlarından alınan beton numunelerini inceleyen Kılıçdaroğlu, içinde istiridye kabuğu bulunan bir beton örneğini gösterip “Yazık, deniz kumu kullanılmış” dedi.

Kılıçdaroğlu daha sonra oğlunu kaybeden sanatçı Rahmi Saltuk’a, annesi Şükran Ay’ı dün toprağa veren gazeteci Savaş Ay’a, geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Esin Afşar’ın eşi Şener Aral’a ve toprağa verilen yönetmen Ömer Lütfi Akad’ın yakınlarına evlerinde taziye ziyaretlerinde bulundu.

www.hurriyet.com

Ali Taran’ın eski eşi kansere yenik düştü…

HAYATIMIN EN ZOR İLANIYDI

Ali Taran, eski eşi Selma Ann Desmond’un vefatının ardından, kendi internet sayfasında ölüm ilanı yayınladı. Taran, bu ilanı, şöyle anlattı: “Şimdiye kadar birçok ölüm ilanı hazırlamıştım. Hayatımın en zor ilanını hazırladım, hayatımın en zor ilanını verdim.”

REKLAM dünyasının ünlü ismi Ali Taran’ın eski eşi Selma Ann Desmond, önceki gece tedavi gördüğü kanser hastalığına yenik düştü. “Eski eşinin cenazesini sahipsiz bıraktı” şeklinde haberler çıkan Ali Taran, dün Etiler’deki ofisinde basın toplantısı düzenledi. Üzgün olduğu görülen Taran, basın mensuplarının sorularını yanıtlarken zaman zaman gözleri doldu ve duraksamak zorunda kaldı. Taran, ardından şu açıklamayı yaptı:

Şov yapma derdimiz yok

“Sizlerin karşısına çıkıp da şov yapmak, savunmak derdimiz yok. Şu an oğlumlayım. Onun annesi, benim de yıllarca hayatımı paylaştığım insan, dün Hakk’a yürüdü. Allah rahmet eylesin. Şu noktada hepinizin bildiği, yapılması gereken işler var. Bu işlerle uğraşıyoruz. Kuzey de yanıma geldi, yalnız kalmasını istemedik. ‘Herşey güzel olacak’ derken, şu anda Zincirlikuyu Gasilhanesi’nde. Ben görmedim ama ‘sahipsiz kaldı’ diye altyazı çıktığını söylediler. Bunun böyle olmayacağını söylemek için buradayız. Oğlumun ve oğlumun anneannesinin isteğiyle, cuma günü defnedilmesini istemişler. O yüzden bir bekleme içindeyiz” dedi. İzmir’de toprağa verilmesi planlanan Selma Ann Desmond’un cenazesi, oğlu Kuzey’in isteği üzerine bugün Levent Camii’nde kılınacak cuma namazının ardından Ulus Mezarlığı’na defnedilecek.

Hep çocuklarım için

Her zaman oğlu Kuzey’in yanında olduğunu ifade eden Ali Taran, şöyle konuştu:
“Benim bir kızım da var, bir eşim de. Zaten hayata bakışım öyle. Hep ‘onlar için’ diye bakmışım. Dört beş aydır yazılanları okumadım. Duyduklarıma istinaden sizinle konuşuyorum. Hesap vermek şeklinde algılanmasın. Oğlum da Amerika’dan izne geldi, iyi ki gelmiş. Sizden bir ricam var, magazinsel sorular sormayın. Cevap vermek istemem.”
Eşinin ölüm haberinin ardından kendi internet sayfasında ölüm ilanı yayınlayan Ali Taran, “Şimdiye kadar birçok ölüm ilanı hazırlamıştım. Hayatımın en zor ilanını hazırladım, hayatımın en zor ilanını verdim” diye konuştu.

Annem hep benimle

BASIN toplantısında babasını yalnız bırakmayan Kuzey Taran, annesinin acı çekmeden öldüğünü söyledi. Kuzey Taran, şunları söyledi: “Son iki günde ağırlaştı. Son günlerini daha çok acı çekmeden geçirdiğine eminim. Hakk’ın rahmetine kavuştu. Oğul olarak yapabileceğimin en iyisini yaptım. Ağır olmasına rağmen, ben uyuduktan sonra yanıma gelip, hasta olduğunu belli etmemeye çalıştı. Aynı gayreti gösterdi ama buraya kadarmış. Çok üzgünüm, kabullenmek zorundayım. Babamın yanında mı tek mi kalacağım, karar vermedim. Annem üniversite mezunu olmamı istediği için, beni nasıl görmek istediğini bildiğim için, önce okulumu bitireceğim. Hep iyi bir iş sahibi olmamı istedi. Onun istediği gibi olmaya çalışacağım. O hep benimle. Elimden geldiğince onu mutlu edeceğim. Bu kadar…” dedi.

Onlar dostum değil

ALİ Taran, basın toplantısının sonunda gazetecilerin, “Cenaze evine Acun Ilıcalı ve Gökhan Şükür geldi. Dostlarınız sizi yalnız bırakmadı” sözlerine, “Onlar benim dostlarım değil. Bir zamanlar öyleydiler ama artık değiller” diye cevap verdi.

Yalnız ve üzgündü

“Böyle Bir Şey Var mı” programına telefonla katılan Selma Ann Desmond’un yakın arkadaşı Ayşe Tolga, “10 gün önce çok iyiydi. Ali Taran konusunu hiç konuşmadık. Maddi problemleri vardı onlar canını sıkıyordu. İlaçlarını alamıyordu. Yapayalnızdı ve üzgündü” dedi.

Depremde aranan öğretmenin cesedi karışmış…

Skandal gerçek

Van’da 23 Ekim’de meydana gelen Richter ölçeğine göre 7.2’lik depreme görev yaptığı Erciş İlçesi’nde yakalanan ve enkaz altında cesedi bulunmadığı için sağ kurtulduğu, yaşadığı şok nedeniyle şuurunu kaybettiği sanılan coğrafya öğretmeni Dursun Demir’in yaşamını yitirdiği ortaya çıktı. Öğretmen Dursun Demir’in cenazesinin yanlışlıkla İsa Tekin’e ait olduğu sanılarak Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’ne götürülüp toprağa verildiği anlaşıldı. Kesin sonuç için Yüksekova’daki cenaze ve Demir’in yakınlarından DNA örnekleri alındı.

Ankara’dan Erciş Anadolu Lisesi’ne depremden 2 ay önce coğrafya öğretmeni olarak atanan Dursun Demir’in kaldığı binanın enkazından cesedi çıkmadı. Elinde fotoğrafıyla ilçede kardeşini arayan evli ablası Kezban Aslan, “Yaşamını yitirenler arasında yok, yaralılar arasında yok. Oturduğu binanın enkazından kimliği ve cüzdanı çıktı. Fotoğraflarını gösterdiğimizde birçok kişi onu gördüğünü söyledi. Tuhaf davranışlarda bulunuyormuş. Psikolojisinin bozulduğunu düşünüyoruz. Ama şimdiye kadar kendisini bulamadık, hiçbir haber alamadık. Görenlerin kriz merkezine haber vermesini istiyorum” dedi.

/_np/8429/15088429.jpgAbla Kezban Aslan, kardeşini bulmak için ilçede başta çadırkentler olmak üzere her yerde aramalarını sürdürdü. Bazı kişiler Demir’i çadır kentte ve ilçe merkezinde gördüklerini, yemek sırasına girdiğini ve çok tuhaf davranışlarda bulunduğunu söyledi. Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri’ndeki bir görevli ise Demir’i gördüğünü belirterek, diğer abla Şehriban Bulat’ı telefonla arayıp, “Kendisini ilçe merkezinde gördüm. Benden Van’a gitmek için 5 lira para istedi. Ama psikolojisi yerinde değildi. Ben o sırada arandığını bilmiyordum. Ama fotoğrafını gördüğümde o kişi olduğunu anladım” dedi.

CENAZESİ KARIŞMIŞ

Ancak 1 aydır cenazesi bulunmadığı için kayıp olarak aranan öğretmen Dursun Demir’in depremde enkaz altında yaşamını yitirdiği, cenazesinin yanlışlıkla Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde toprağa verildiği ortaya çıktı.

Demir Ailesi, Dursun öğretmen için çalmadık kapı bırakmazken, son olarak depremde yaşamını yitirenlerin ceset fotoğraflarının bulunduğu Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne başvurdu. Burada yapılan fotoğraf teşhisinde, yüzü tanınmayacak derecede olan Dursun Demir’in fotoğrafı teşhis edildi ve Dursun öğretmenin depremde yaşamını yitiren İsa Tekin zannedilerek Hakkari’nin Yüksekova İlçesi’nde toprağa verildiği ortaya çıktı.

Depremden sonra Van ve Erciş’te elinde kardeşi öğretmen Dursun Demir’in fotoğrafı ile kendisini arayan ablası Kezban Aslan, Erciş’te depremde ölenlerin fotoğraflarını daha önce incelediklerini ancak, 80 kadar cesedin fotoğrafının ise teknik sorunlardan dolayı Ankara’ya gönderildiğini belirterek, şunları anlattı:

“Ankara’da daha sonra baktığımız o fotoğraflardan kardeşimi teşhis ettik. Erciş Savcılığıyla temasa geçtik. Erciş Devlet Hastanesi’nde İsa Tekin’e ait olduğu söylenen sahipsiz bir ceset vardı. O ceset yerine Yüksekova’dan gelen ailenin, yine hastaneye getirilen Dursun Demir’in cesedini o zannederek alıp götürdüğünü belirledik. O aileden bir kadın ile biri İsa olmak üzere 2 oğlu depremde ölmüş. Yüksekova’da toprağa vermişler. Temaslarımızın ardından o gencin babası Erciş’e gelerek hastanedeki morgta bulunan o sahipsiz cesedin İsa Tekin’e ait olduğunu teşhis etti. Ancak her ihtimale karşı herhangi bir yanlışlık olmaması için DNA sonuçlarına göre hareket edeceğiz.”

Yapılan teşhisten sonra Erciş Savcılığı’nın Yüksekova Savcılığı ile teması geçtiği ve defnedilen cenazeden DNA örnekleri alındığı, Demir Ailesi’nden de DNA örnekleri alınarak kesin sonucun tespiti için karşılaştırılacağı belirtildi. DNA sonuçlarıyla kesinleşmesi halinde Dursun öğretmenin cenazesi Yüksekova’dan alınarak Ankara’da toprağa verilecek.

Soner Yalçın hakimi reddetti…

Soner Yalçın hakimi reddetti!
  • Üzücü
  • Komik
  • Eğlenceli
  • Şaşırtıcı
  • Sevindirici
  • Düşündürücü
  • Sıkıcı
  • Korkunç
  • Başarılı
  • İnanılmaz

Soner Yalçın hakimi reddetti!

Soner Yalçın, sanıkları arasında olduğu Odatv davasının görüleceği İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Resul Çakır’ın davadan çekilmesini istedi.

Güncelleme:21 Kasım 2011 20:09

Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv’de yapılan aramalar sonrasında gazeteciler Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın’ın da aralarında bulunduğu 12′si tutuklu 14 sanık hakkında açılan davanın görüleceği İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine başvuran Yalçın ile 5 sanık, mahkeme heyeti başkanı Resul Çakır’ın davadan çekilmesini talep etti.

Davanın sanıklarından Soner Yalçın, Şükrü Doğan Yurdakul, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Muhammet Sait Çakır ve Coşkun Musluk, avukatları aracılığıyla bugün İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine 2 ayrı dilekçe sundu.

Dilekçelerde, görülecek olan davada, Odatv’de yayınlanan haberlerin delil olarak gösterildiği hatırlatılarak, bunlar arasında 5 Kasım 2009 tarihinde yapılan “Bu fotoğraflar olay yaratacak” başlıklı haberinde yer aldığı kaydedildi.

Söz konusu haberin emniyet yetkilileri ile özel yetkili hakim ve savcıların birlikte yaptıkları iftara ilişkin olduğu hatırlatılan dilekçelerde, haber nedeniyle soruşturma yapıldığı ve Barış Terkoğlu ile Güray Tekin Öz hakkında kamu davası açıldığı ifade edildi.

Açılan bu davanın yargılamasının Özel Yetkili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldığı belirtilen dilekçelerde, davada reddi hakim talebinde bulunulduğu ve İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin de, Hakim Vedat Yılmaz Abdurrahmanoğlu’nun iddianamede mağdur olarak gösterilmesi nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu uyarınca yargılamaya katılamayacağını bildirdiği anlatıldı.

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Resul Çakır’ın da “mağdur” sıfatıyla yer aldığı belirtilen dilekçelerde, Çakır’ın “Odatv davası”na bakmasının hukuken mümkün olmadığı ile sürüldü.

Hakim Resul Çakır’ın davadan çekilmesi talep edilen dilekçelerde, Çakır’ın kendi isteğiyle çekilmemesi halinde “reddi hakim” talepleri konusunda karar verilmesi istendi.

www.hurriyet.com

Van beşik gibi sallanıyor…

Güncelleme:21 Kasım 2011 23:17

VAN (İHA)Van’da, 4.4 ve 4.5 şiddetinde iki deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi’nden alınan verilere göre, merkez üssü Van’a bağlı Alaköy köyünde saat 22.55′te 4.4 şiddetinde ve saat 23:00′te 4.5 şiddetinde depremler meydana geldi.

Erciş ilçesinde paniğe kapılan vatandaşlar kendilerini dışarı attılar. Depremi etkili şekilde hissettiklerini belirten vatandaşlar, çok korktuklarını söyledi.

Ömer Lütfi Akad…

Sinema ustasını kaybetti

Türk sinemasının ‘koca çınarı’ Ömer Lütfi Akad, 95 yaşında hayatını kaybetti. Geride 100’ü aşkın film bırakan usta yönetmenin cenazesi, yarın Levent Camisi’nden kaldırılacak.

YEŞİLÇAM’ın efsane yönetmenlerinden Ömer Lütfi Akad, 95 yaşında İstanbul’daki evinde hayatını kaybetti. Yaşlılığa bağlı olarak vefat eden Akad için yarın saat 13.00’te, 20 yılı aşkın süre öğretim üyeliği yaptığı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Sinema Televizyon Bölümü’nde tören düzenlenecek. Usta yönetmenin naaşı, aynı gün ikindi vakti Levent Camisi’nde yapılacak cenaze töreninin ardından Ulus Mezarlığı’na defnedilecek.

ÖMER LÜTFİ AKAD’IN UNUTULMAZ FİLMLERİ / Foto Galeri

Sinemaya yön verdi

Ömer Lütfi Akad, 2 Eylül 1916’da doğdu. Fransız Jeanne d’Arc Okulu, Galatasaray Lisesi, İstanbul Yüksek İktisat ve Ticaret Okulu Maliye Bölümü’nde okudu. Tiyatro ve sinema yazıları yazan Akad, Sema Film’de mali danışmanlık ve yapım yönetmenliği yaptı. 1947 yılında Seyfi Havaeri’nin “Damga” filminde yönetmenliğe başlayıp, 1949 yılında “Vurun Kahpeye” filmini çeken Akad, halk masalları uyarlamaları da yaptı. Polisiye filmleriyle sinema dilini geliştirdi. Akad, kendinden önceki sinemacılardan farklı olarak sinema tekniği ve diline yeni bir anlayış getirdi.

100’den fazla film bıraktı

“Kanun Namına”, “Yalnızlar Rıhtımı”, “Hudutların Kanunu”, “Vesikalı Yarim”, “Bir Teselli Ver”, iç göç sorununu ele aldığı üçleme “Gelin”, “Düğün” ve “Diyet” önemli filmlerindendir. Filmlerin yanı sıra belgeseller çeken ve senaryo yazarlığı yapan Akad’ın 100’ü aşkın filmi bulunuyor. Çağan Irmak, büyük gişe başarısı elde eden filmi “Babam ve Oğlum”u Akad’a ithaf etmişti.

Topluma ışık tuttu

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, Akad’ın vefatı nedeniyle bir mesaj yayımladı. Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Erdoğan’ın mesajı şöyle: “Türk sinemasının usta yönetmeni, sanat dünyamızın dev çınarlarından biri olan Ömer Lütfi Akad’ın vefatını derin bir teessürle öğrendim. Ömrünü sinemaya vakfeden Akad, yönetmenliğini üstlendiği filmlerle, toplumumuzun önemli meselelerini ele alan, topluma ışık tutan bir sanatçıydı. Merhum Ömer Lütfi Akad’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.”

Mısır’da hükümet istifa etti…

Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin ardından kurulan geçici hükümetin, birkaç gündür düzenlenen protestolar sonucu istifa ettiği bildirildi.

Mısır basını, bugün akşam saatlerinde, Essam Şeref başbakanlığındaki geçici hükümetin Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi’ne (SCAF) dün istifasını sunduğunu ve konseyin durumu değerlendirdiğini duyurdu.

Kabine sözcüsü Muhammed Hegazi, Mısır’ın resmi haber ajansı MENA’ya yaptığı açıklamada, “Ülkenin şu an geçmekte olduğu zor durum göz önüne alındığında istifa kararı kesinleşene kadar hükümet görevini yapmayı sürdürecektir” dedi.

Bundan kısa bir süre sonra bağımsız El Şuruk gazetesi, SCAF’ın geçici hükümetin istifasını kabul ettiğini duyurdu. Mısır devlet televizyonu ise son dakika haberinde SCAFın hükümetin istifasını kabul etmediğini bildirdi.

MISIR SAVAŞ YERİNE DÖNDÜ / FOTO GALERİ

GÖSTERİCİLERİ SAKİNLEŞTİREBİLECEK Mİ?

El Cezire televizyonunda yayınlanan görüntülerde, protestocuların hükümetin istifası haberini sevinç gösterileriyle karşıladığı görüldü.

Analistler ise yerine daha güvenilir, demokratik bir seçimle gelmiş sivil bir hükümet kurulmadıkça ve Mısır’daki askeri vesayet sona ermedikçe, bu gelişmenin göstericileri sakinleştirmesinin mümkün olmayacağını belirtti.

Bununla birlikte polisin kalabalıklara müdahalesinin devam ettiği bildirildi.

CAN KAYBI 30′U AŞTI

Tahrir Meydanı’nda Cuma gecesinden bu yana protestolarını sürdüren kitleye polisin ağır müdahalesi sonucu, son rakamlara göre 33 kişi hayatını kaybetti, 1000′den fazla kişi de yaralandı.

Yaşanan çatışmalar sonucu önümüzdeki hafta başlayacak seçim sürecine de gölge düştü. Birçok parti ve bağımsız aday şiddet olaylarına tepki olarak seçim kampanyalarını iptal etti.

DOKTORLARDAN YARDIM ÇAĞRISI

Kahire’deki ünlü Tahrir Meydanı’nda çatışmalar devam ederken gönüllü doktorlar, yaralı sayısının artması üzerine meslektaşlarına yardım çağrısında bulundu.

Tahrir Meydanı’nda kurulan seyyar hastanede görev yapan doktor ve sağlık personeli, twitter ve facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinden meslektaşlarına “Olaylarda yaralanan ve polisin attığı gazdan etkilenenlerin sayısı artıyor. Sayı bizim müdahale edemeyeceğimiz kadar yükseldi. Onurlu doktorları burada göreve bekliyoruz” diye seslendi.

İki bayrak korkuttu…

 

22 Kasım 2011
İran’da Türk bayrağı krizi

 

 

İran’da Türk bayrağı krizi İran’da hükümet yanlısı internet siteleri, bir futbol maçında Türk ve Azerbaycan bayraklı tişörtler giyen ve Azeri bayrakları taşıyan Azeri kökenli taraftarları bölücülükle suçladı. BBC Türkçe’nin haberine göre İran’da Azeri kökenli nüfusun yoğun olduğu Tebriz kentinin takımı Tractorsazi ve Şiraz kentinin takımları Fecr-i Sepasi arasında oynanan karşılaşma sırasında çekilen fotoğraflarda bazı taraftarların Türk bayraklı tişörtler giydiği, bazılarının da Azerbaycan bayrakları taşıdıkları görülüyor. Hükümet yanlısı Rajanews internet sitesinde haber, “Fecr-Tractor maçına bölücü sembollerle katıldılar” başlığıyla duyuruldu. Haberin ayrıntısında da, “Maalesef bu insanlar, diğer taraftarlara da öncülük yapıp, diğer kentlerde de pek çok kez bölücü tezahüratlar yaptırdılar” denildi. Ayrıca, “Pan-Türkist fikirleri yaymaya çalışan bu tribün liderleri, durumu kendi çarpık amaçları için kötüye kullandı” ifadesi yer aldı. Aynı fotoğraflar, benzer ifadelerle birçok farklı hükümet yanlısı internet sitesinde de yer aldı.

mardin’de şehit var…

Mardin'de 1 başçavuş şehit

Mardin Valisi Turhan Ayvaz, Nusaybin’de hareket halindeki bir araca kimliği belirsiz kişi veya kişilerce düzenlenen silahlı saldırıda bir başçavuşun şehit olduğunu, sivil bir memurun yaralandığını söyledi.

Ayvaz, saat 10.45 sıralarında Yıldırım İlköğretim Okulu mevkisinde hareket halindeki sivil bir araca kimliği belirsiz kişi veya kişilerce uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendiğini belirtti.

Vali Ayvaz, “Hareket halindeki sivil araca düzenlenen silahlı saldırıda, başçavuş Oktay Aydoğan şehit oldu, sivil memur Rıfat Un yaralandı. Yaralı Nusaybin Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Saldırıyı düzenleyenlerin yakalanması amacıyla operasyon başlatıldı” dedi.

Bu arada, Kaymakam Murat Girgin ve Garnizon Komutanı Piyade Yarbay Aytekin Çabuk, Nusaybin Devlet Hastanesine gelerek, yetkililerle görüştü.

Güvenli internet dönemi başladı…

Ve büyük gün geldi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), güvenli internet hizmetini bugün itibariyle devreye soktu.

Daha önce 22 Ağustos’ta devreye girmesi beklenen güvenli internete servis sağlayıcıları da dahil taraflar hazır olmadığı için sistem askıya alınmış ve tarih 3 ay ertelenerek 22 Kasım’a, yani bugüne ertelenmişti.

BUGÜNDEN SONRA NE DEĞİŞECEK

Güvenli internet konusunda yapılan düzenleme 28 Temmuz 2010 tarihinde yayımlanan tüketici hakları yönetmeliğinde yer alan bir maddeye dayanıyor. Buna göre kişi eğer isterse güvenli internet kullanma hakkına ücretsiz sahip olabilecek.

HANGİ TARİFELER VAR

Kullanıcılar Çocuk Profili ve Aile Profili olmak üzere iki farklı profil arasından seçim yapacak.
Çocuk Profili’ni seçen kullanıcılar, BTK’nın belirlediği ve servis sağlayıcılarına gönderdiği alan adı, alt alan adı, IP adresi ve portlara girebilecek. Bunun dışındaki hiçbir adrese erişim söz konusu olmayacak. TTNET’in Güvenli İnternet Servisi sayfasına göre Çocuk Profili ile eğitim, ödev, bankacılık uygulamaları, alışveriş, müzik, oyun, haber, e-posta, kamu siteleri, özel şirketler, eğitim kurumları ve e-devlet gibi farklı sitelere erişim mümkün olacak.
Bir diğer profil de Aile Profili… Bu profili tercih eden kullanıcılar kumar, uyuşturucu, fuhuş, müstehcenlik, şiddet, terör, dolandırıcılık, zararlı yazılım gibi kategorilerdeki sitelere erişemeyecek. Bu profilin Çocuk Profili’nden farkı ise kullanıcıların kişisel sitelere, forum ve paylaşım sitelerine erişmesinin mümkün olması. Yani Çocuk Profili’ne göre Aile Profili’nin sınırları biraz daha geniş tutulmuş.
Bu profillerden herhangi birini tercih etmeyen kullanıcılar ise Standart Profil’den işlem görecek. Yani mevcut sistemini değiştirmek istemeyen ve güvenli internet hizmetini gerekli görmeyen kullanıcılar, profil tercihi yapmadıkları taktirde Standart Profil’de yer alacak.

TELEFON OPERATÖRLERİ DE GÜVENLİ İNTERNETE GEÇİYOR

Tarifeleri servis sağlayıcıları ve cep telefonu operatörleri uygulayacak. Kullanıcılar, talep ettikleri taktirde yine bu profillerden birini seçerek operatörlerinden aldıkları internet bağlantısını değiştirebilecek veya herhangi bir talepte bulunmayarak mevcut düzenlerinde devam etmeyi sürdürebilecek. Operatörler veya servis sağlayıcıları üzerinden profil tercihi yapmak isteyen kullanıcılar ilgili operatörün müşteri hizmetlerini arayacak veya kendisine en yakın şubeye başvurabilecek.

“NUMARA TAŞIMAKTAN FARKI YOK”

BTK Başkanı Tayfun Acarer, bugün yürürlüğe giren güvenli internet sistemiyle ilgili yaptığı son açıklamasında filtreli internet kullanımı konusunda şubat ayında karar alındığını ve bugün bu kararın uygulamaya geçtiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Numara taşımaktan bir farkı yok. İsteyen güvenli interneti kullanır, istemeyen aynen devam eder.”