Tag Archives: mustafa balbay

İçerideki gazetecilerden isyan…


İkinci Ümraniye davasının tutuklu sanığı gazeteci Tuncay Özkan, Balyoz davası kapsamında generaller dışarda iken kendilerinin hapiste olduğunu belirterek isyan etti. Bağırarak konuştuğu için salondan çıkartılan Özkan, 5 duruşmaya katılmama cezası aldı. İkinci Ümraniye davasının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan salonda görülen 71. duruşması olaylara sahne oldu. Duruşmaya, gazeteci Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu 31 tutuklu sanık katıldı. Tutuklu yargılanan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Ersin Gönenci ve İbrahim Özcan ise duruşmaya gelmedi.
Kurbanlık koyun değilim
Duruşmada söz alan Tuncay Özkan, mahkeme heyetine hitaben, “Bu davayı böyle sürdüremezsiniz. Niçin beni burada tutuyorsunuz? Hangi darbeyi yapmışım ben? Hangi general benden emir almış? Ben kime talimat vermişim. İnsanları mezbahaya gelmiş danalar, kuzular gibi tutmuşsunuz burada. Arkamda ordu yok diye beni burada tutuyorsunuz. Bağırmayın demeyin, bağırmak zorundayım. Benim suçum nedir? Neden, ’Balyoz’davasında böyle tutuklama yapılmaz diye insanlar salıveriliyor? Orada mı hukuk yok burada mı? Böyle yargılama olmaz. Yeter artık. Ya bana suçumu gösterin ya da bu yargılamayı bitirin. Kurbanlık koyun değilim” şeklinde yüksek sesle konuştu.
Açlık grevine başlıyorum
2 yıldır cezaevinde zulüm altında olduğunu ileri süren Özkan, şöyle devam etti: “Yatabiliyorsanız gelin koğuşta yatın. Kalem kitap gelmez. Ramazan geldi, gelin iftar yapalım var mısınız? Başkanım burada hukuk mu var? Hangi yasal gerekçeyle ben burada duruyorum. Burada faşizm var, insan hakları ihlali var. Bugünden itibaren açlık grevine başlıyorum. Cuma gününe kadar devam edeceğim. Adalet istiyorum. Gerekirse ölüm orucuna giderim. Ben sizin siyasi duruşunuza göre mi yargılanacağım? Ne ceza verirseniz verin. İdam verseniz de yine kabul etmeyeceğim. Bana ’darbeci’diyene, ’şerefsiz’ derim. ’Faşist’ diyene ’köpek’derim” diyerek bağırdı. Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün’ün bağırmaması konusunda uyardığı Özkan, “Bağırırım, adalet istiyorum” dedi. Bunun üzerine Şengün, salondaki jandarmalara talimat vererek Özkan’ı dışarı çıkarttı. Duruşmaya verilen kısa aranın ardından, Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün, Tuncay Özkan’a, duruşmadaki tavırları nedeniyle 5 duruşmadan men edilmesine karar verildiğini söyledi.

‘İnternet andıcı’ için 4 asker adliyede
Ümraniye Savcısı Zekeriya Öz’ün yürüttüğü İnternet Andıcı soruşturmasında Deniz Yarbay Altunay Şahin’in de arasında bulunduğu 3 subay ile bir sivil memur ifade vermek için Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Altında Albay Dursun Çiçek’in ıslak imzasının bulunduğu öne sürülen “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” belgesinin orijinalini gönderen meçhul subayın gönderdiği ikinci ihbar mektubuyla yaklaşık 1 yıl önce başlatılan soruşturma
kapsamında, aralarında 30 Ağustos’ta görevi sona erecek olan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu ve Albay Dursun Çiçek’in de bulunduğu 19 kişi savcılık tarafından ifadeye çağrılmıştı. Terör örgütü üyesi olamak iddiasıyla şüpheli olarak ifadeye çağrılan subayların bir kısmı 10 ila 20 gün arasında değişen rapor almış, bir kısmı ise yurt dışında oldukları için mazeret bildirmişti.

Balbay: Ben mi darbe yapmışım
İkinci Ümraniye davasının bir başka tutuklu sanığı gazeteci Mustafa Balbay da duruşmada “Ben mi darbe yapmışım” diye yakındı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Tuncay Özkan’ın ardından söz alan Mustafa Balbay da yargılamanın ikinci yılına girdiğini belirterek, yargılama yükünün de arttığını ifade etti. Balbay, “Balyoz Planı” davasının sanıkları için yakalama kararının İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırılması ile ilgili olarak “Bu devletin ordusunun komutanları, darbeye eksik teşebbüs ederken, Balbay ve teğmenler tam teşebbüste mi bulunacak? Bizim dışarıda yasımızı tutanlar kimseyle pazarlık etmediği için mi burada tutukluyuz?” diye konuştu.
Tecrit altındayız
Gazeteci Mustafa Balbay, şunları söyledi: “70 yıl önce Nazım Hikmet’e cezaevinde daktilo verilmiş. Ancak bize verilmiyor. Yazı yazmaktan sağ elimi kullanamaz hale geldim. Ancak bu imkansızlıklar nedeniyle sol elimi de kullanmaya başladım. Cezaevinde tecrit altındayız. Diğer koğuşlarla görüşümüze de izin verilmiyor. Şu anda beni ne kadar ciddiye alacaksınız bilemem. Biz kurbanlık koyun değiliz. Adnan Menderes 9 ay 20 günde yargılandı. Deniz Gezmiş 15 ayda yargılandı.”

Balbay'dan İlhan Selçuk'a veda..

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay, hayata veda eden Cumhuriyet gazetesi başyazarı ve imtiyaz sahibi İlhan Selçuk için bir veda konuşması gönderdi.

“Sevgili Cumhuriyet dostları, sevgili Selçuk dostları… Silivri’den çıkınca dileğim sevdiklerimi sağlıklı bulmaktı. Onların başında İlhan Selçuk geliyordu. Ama olmadı. Ben İlhan abiyi bize veda etmiş saymıyorum. Bu pencere kapanamaz. Ölüm daha daha sağlığında ölümüsüzlüğe ulaşmış İlhan Selçuk’a ilişemez. Şu anda sizlerle olmayı, İlhan abiyi selamlamayı çok isterdim. İnanıyorm ki yüz yüze değiliz ama hep gönül gönüleyiz. Elbet birgün buluşacağız. Bu böyle yarım kalmayacak. Bu şarkının devamı hep birlikte çok güzel yazılacak.”

Ergenekon'da tahliye..

İkinci ’’Ergenekon’’ davasının tutuklu sanıklarından, Astsubay Ali Oktay Şahbaz tahliye edildi. Duruşma, 10 Ağustos Salı günü saat 09.00’a ertelendi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanık Mustafa Dönmez’in talebi doğrultusunda Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak, Ankara Zir Vadisi’ndeki kazılar konusunda jeolojik rapor alınıp alınmadığının sorulmasını istedi.

Pekgüzel, dosyada şikayetçi olarak yer alan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç’in avukatının davaya katılma talebiyle ilgili olarak, iddianamede bu kişilerin şikayetçi olarak gösterilmeleri, iddianame ve dosya kapsamındaki açıklamalara göre suçtan zarar görme ihtimalleri dikkate alınıp, talebin kabulünü istedi.

Savcı Pekgüzel, tutuklu sanıklar Hüdayi Ünlüer ve Muzaffer Öztürk’ün de tahliyesini talep etti.

Duruşmada verilen aranın ardından, taleplere ilişkin mahkeme heyetince alınan kararlar, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından açıklandı.
Buna göre, sanıklar ve avukatların yazılı ve sözlü talepleri konusunda tutanaklar hazırlandıktan sonra, celse arası değerlendirilerek karar verilmesine hükmedildi.
Dosya kapsamı, delil durumu ve suç vasfının değişme ihtimalini dikkate alan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Astsubay Şahbaz’ın tahliyesine karar verdi. Şahbaz hakkında yurt dışına çıkış yasağı da koyan mahkeme, diğer 36 tutuklu sanığın bu hallerinin devamını kararlaştırdı.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün, Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 23 sanığın tahliye edilmeleri yönünde oy kullandı. Duruşma, 10 Ağustos Salı günü saat 09.00’a ertelendi.

Mustafa Balbay ve arkadaşları..

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada söz alan Balbay, kendisine yönelik suçlamalar ile deliller arasında hiçbir bağlantı olmadığını, hangi eylemimden dolayı ’’silahlı terör örgütüne üye olmak’’ suçundan yargılandığını bilmediğini söyledi.

’’Bana silah var mı diye sorulunca kalemimi gösterirdim. En son olabilecek şeyle suçlanıyorum’’ diyen Balbay, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün savunmasındaki’’Balbay ile görüşmem için emir verildi, görüştüm’’ şeklindeki beyanına değindi.

Gazeteci olarak Ankara’da dönemin Cumhurbaşkanı, Yargıtay Başkanı ve MİT Müsteşarı ile görüştüğünü ifade eden Mustafa Balbay, ’’Bunlarla görüşen bugün gazetelerde manşet yapıyor, ben cezalandırılıyorum. Görüşmenin gıyabımda gizli kayda alınmasından üzgündüm. Şimdi iyi ki çekilmiş diyorum. İyi ki kayıtların dökümü yapılmış. Ben gazeteciliği sokakta yapıyorum. Ben sokak böyle diyor, diyorum’’ şeklinde konuştu.

Yazarlığını yaptığı gazeteyi kastederek ’’Her iki Cumhuriyet’i de aynı aşkla seviyorum’’ diyen Balbay, gazetenin satışının artırmak için planlar yaptığını, Hacettepe ve Ankara üniversitesi ile ODTÜ de yüzde 20 indirimli satmak için görüştüğünü söyledi.

’’Kışlalarda da Cumhuriyet Gazetesinin indirimli satılmasının neresi suç? Burada darbe iddiası varsa demokrasiye darbe var. Ben gazetenin daha fazla satılması için çırpındım’’ şeklinde konuşan Balbay, Ersöz’ün hiçbir zaman kendisinin belge kaynağı olmadığını kaydetti. Balbay, ’’Keşke gazeteyi kışlalarda daha fazla satabilseydik. 2 Mehmetçik daha Cumhuriyet okuyabilseydi. Olabilir mi diye konuştuk, ama olmadı. Jandarma Genel Komutanı ile Cumhuriyet’in tirajı artar mı diye konuştum. Bunların hiçbiri olmadı. Keşke olsaydı’’ dedi.

’’Yassıada ihtilal, burası ihtimal mahkemesi”

Geçen hafta boyunca Yassıada’daki yargılamaların anlatıldığını ifade eden Mustafa Balbay, buradaki duruşma salonunun Yassıada’daki salondan daha geri olduğunu öne sürdü.

’’Ben berbere sadece ensemi tıraş et diyorum. İzleyiciler burada bizi arkadan görüyor’’ diyen Balbay, şöyle devam etti:
’’Biz burada daha kötü ortamda yargılanıyoruz. O davanın belli bir dosyası vardı, son dakikada ’bu belge de vardı’ denilmiyordu. Çerçevesi belliydi. Yassıada bir ihtilal mahkemesi, burası ihtimaller mahkemesi. Ne olacağı belli değil. Bir ihtimal var o da özgürlük mü dersin? Sonu özgürlük mü bekliyoruz. O davada 3 kişi idam edildi. 1971’de de 3 kişi idam edildi. Bu davada da 3 kişi fiilen infaz edildi. Türkan Saylan, Kuddusi Okkır ve Uçkun Geray öldü. Biraz daha devam ederse Yassıada’yı, 12 Mart’ı da geçer. Yassıada’da demokrasi töreni yapanları burada gerçeği görmeye çağırıyoruz.’’

Eski Bakan Oktay’a geçmiş olsun mesajı

Eski adalet bakanlarından Seyfi Oktay’ın gözaltına alınmasını da eleştiren ve Oktay’a geçmiş olsun dileklerini gönderen Balbay, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın ’’Pirsultan gibi dönecek’’ sözlerini anımsattı.

Bu davanın müştekileri arasında olan Balkız’ın bile bu operasyonlardan yakındığını belirten Balbay, sözlerini tutuksuz olarak yargılanmak istediğini ifade ederek bitirdi.
Tutuklu sanık Tuncay Özkan da Ersöz ile görüştükleri iddia edilen 16 Aralık 2003 tarihli belgeye değinerek, ’’16 Aralık 2003 tarihli bir belge yok. Ersöz de olmadığını söyledi. Şimdi savcılara hodri meydan diyorum. Ben de bir şey varsa söylerim’’ dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, bağırarak konuşması üzerine Özkan’ı ’’Aramızda 3 metre var’’ diyerek uyardı. Özkan da ’’Sesim size değil, duymayanlara’’ diye cevap verdi. Tutuklu sanık Mustafa Özbek de hiçbir şeyle ilgisi olmadığını belirterek, ’’Örgütün finansörü dediniz. Raporlarda hiçbir şey yok. Sendikanın parasını buradaki hangi kişiye vereceğim. Aklımı yemiş bir kişi olarak mı görünüyorum’’ şeklinde konuştu.

Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar da müvekkilinin sağlık raporlarının tekrar Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini belirterek, bu kuruma güveninin kalmadığını söyledi. Dizdar, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinden video konferans yöntemiyle Ersöz’ün savunmasının alındığını hatırlatarak, ’’Video konferans 5 bin lira tuttu. Arkadaşları 50-100 TL vererek para toplayıp, video konferansın parası ödendi. Kefaletle serbest bırakılmasını talep edemiyorum, çünkü kefalet ödeyecek parası yok. Tahliyesini istiyorum’’ dedi.

İsanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu 32 tutuklu sanık katıldı.

Tutuklu yargılanan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Durmuş Ali Özoğlu ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada tutuksuz yargılanan Emin Şirin de hazır bulundu.

Bu kararlar AİHM'den döner…

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan ve Mehmet Haberal olmak üzere, ağırlıklı olarak Ergenekon davasında yaşanan uzun tutukluluk sürelerini eleştiren Galatasaray Üniversitesi (GÜ) Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal, uzun tutukluluk sürelerinin kişi özgürlüğü ve güvenliğini düzenleyen 5. madde bakımından ele alınarak incelendiğini belirterek “Bu kararlar AİHM’den döner” dedi. Tutuklama kararının, bir “ön ceza olmadığına” ve “istisna” olduğuna dikkat çeken Doç. Kocasakal, hak ve özgürlüğün bir mahkeme kararı olmadan sınırlandırılmasının engellenmesi için “adli kontrol” uygulamasının getirildiğine ancak uygulanmadığına dikkat çekti.

Yasada yer alan tutukluluk için gerekli şartların gözetilmediğini belirten Doç. Kocasakal, “kuvvetli şüphe”nin tutukluluk için yeterli olmadığını, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunsa dahi, tutuklama kararının doğrudan doğruya başvurulan bir tedbir olmaması gerektiğini kaydetti. Doç. Kocasakal, AİHM’nin soyut gerekçelerle tutukluluk halinin devamını ihlal saydığını belirterek kararlarda tutukluluğun gerekçesinin, denetime elverecek şekilde açık ve somut olarak belirtilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gerekçesiz ya da yetersiz gerekçeyle kişilerin özgürlüğünden mahrum edildiğini belirten Doç. Kocasakal, “AİHM de zaten soyut gerekçelerle, kanundaki ifadelerin tekrarlarıyla, bu kadar uzun tutukluluk kararlarını haklı olarak ihlal sayıyor. AİHM’nin getirdiği kriter ise tahliye talebinin reddi ve tutukluluğun devamı için öyle bir gerekçe ortaya koymanız gerekir ki dışarıdan bakan bir üçüncü kişiyi ikna edecek düzeyde olmalı” dedi.

İhsas-ı rey uyarısı

“Kaçma şüphesi” ve “delilleri karatma şüphesi” gibi özel tutuklama sebeplerine hiç bakılmadan tutuklama yapıldığını ve tahliye taleplerinin de soyut gerekçelerle reddedildiğini belirten Doç. Kocasakal, “Orada çok ciddi gördüğüm sorunlar var. Tutuklama ya da tahliye taleplerinin reddinin gerekçelerinde, ‘suçun cezası ve yattığı süre dikkate alındığında’ deniyor. Bu şu demektir, bu kişi zaten mahkûm olacak, mahkûmiyetin sonucunda infaz edilecek cezadan daha fazla da yatmasın. Bu öncelikle ‘ihsas-ı rey’ anlamına gelir” dedi.

101. madde tartışması

Eski Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda (CMK) tutuklama kararına ya da tutukluluğun devamına ilişkin karara itirazı mümkün kılan açık bir hüküm olduğunu belirten Doç. Kocasakal, yeni CMK’de ise uygulamanın farklı olduğunu söyledi. Doç. Kocasakal, 12. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Oktay Kuban’ın verdiği tahliye kararına itiraza atıfta bulunarak “Yeni CMK’ye göre ‘tutuklama talebinin reddine’ ya da ‘tahliye kararına’ itiraz mümkün değil. Bunu, 101. maddeyi çıkarmak mümkün. 101. maddede özel olarak deniyor ki, bu maddeye göre verilen kararlara karşı itiraz mümkündür. Bunun ters anlamından çıkan şudur: Kanun koyucu burada sadece tutuklulukla ilgili kararlara itirazı mümkün gördüğüne göre, tutuklama talebinin reddine ve tahliyeye dair kararlara itiraz yolunu kapatıyor. Bu kanunun ruhuna ve mantığına daha uygun. Aslolan tutuksuz yargılama ve özgürlüktür. Özgürlüğün sınırlandırılması istisna olduğuna göre normal şartlarda özgürlüğe dair karara itiraz edilmemesi gerekir. Ben yeni kanun bakımından böyle olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.