Tag Archives: mehmet haberal

Prof.Dr.Haberal hastaneye kaldırıldı…

Prof. Haberal hastaneye kaldırıldı

İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, Silivri Cezaevi’nden Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.

Avukatlarından alınan bilgiye göre, Mehmet Haberal, hakkındaki sağlık durumuna ilişkin Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nce hazırlanan raporun cezaevine ulaşmasının ardından öğle saatlerinde önce Silivri Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada kardiyolojik yoğun bakım ünitesi bulunmaması nedeniyle Haberal akşam saatlerinde Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

Avukat Dilek Helvacı, Haberal’ın, Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin hazırladığı raporun ardından hastaneye sevk edildiğini ifade etti. Avukat Helvacı raporda Haberal’ın stres, üzüntü, baskı ile tetiklenen öldürücü taşikardi (Supraventriküler taşikardi), aritmi ve hipertansiyon rahatsızlığı bulunduğunu ve hastaneye sevk edilmesi gerektiğinin belirtildiğini ifade etti. Helvacı, Haberal’ın bazı tetkikler için Pazartesi günü tam teşekküllü bir hastaneye sevk edileceğini de kaydetti.

Haberal; AKP bizim Patalya Otel'de kuruldu..

Ergenekon davası tutuklusu Mehmet Haberal ‘’AKP bizim Patalya Otel’de kuruldu. O toplantılar değil de bizim yaptıklarımız mı yasa dışı oldu. Siyasette makamlar geçicidir, o gün yanımızda olanlar bugün yoklar” dedi.

Ergenekon davası tutuklusu ve Başkent Üniversitesi eski rektörü Prof. Mehmet Haberal, “AKP bizim Patalya Otel’de kuruldu. O toplantılar değil de bizim yaptıklarımız mı yasa dışı… O gün yanımızda olanlar bugün yoklar ama, unutulmasın ki siyasette makamlar gelip geçicidir” dedi.

Gazeteport’tan Yusuf Sahici’nin haberine göre Prof Haberal ile Prof. Fatih Hilmioğlu, kendilerini hastanede ziyaret eden CHP milletvekili Çetin Soysal’a bir çok konuda dert yandı. Ergenekon iddianamesine de giren Kızılcahamam’daki Patalya Otel toplantılarına değinen Haberal, CHP milletvekiline şunları söyledi:

“BİZİM OTELDE KURULDU”

AKP’nin daha kuruluş aşamasında birçok toplantısı bizim Patalya Otelde ya da Başkent Üniversitesi salonlarında yapıldı. Oralarda sağlanan hizmetler ne çabuk unutuldu. O toplantılara bugünkü Başbakan ve bakanları da katıldı. O toplantılar değil de bizim aynı yerlerde yaptığımız toplantılar mı yasa dışı… Bu durum insanın içini acıtıyor.

“NE ADAMLAR GÖRDÜM”

Siyasetin içinde nice dostlarımız oldu. Nice insanın yaşamı benim tıbbi müdahalemle kurtuldu, yeniden hayata döndü. Bugün bakınca, o insanlara kızmıyorum ama yanımızda yoklar. Maalesef siyasi ikbal ve siyasi gelecek kaygısı, birçok şeyin önüne geçmiş. Oysa o makamlar gelip geçici. Ne adamlar gördüm hepsi de gelip geçtiler.

‘’TUTUKLULUK DEĞİL TUTSAKLIK’’

Soysal, GAZETEPORT’un sorularını yanıtlarken de “Prof. Hilmioğlu siroz hastası ve 492 gündür tutuklu.. Halen savunması da alınmadı. Bu uygulamalar 12 Eylül’de bile yapılmadı. Bunun adı tutukluluktan öte tutsaklıktır, zorla alıkoymadır. Haberal da Hilmioğlu da tutsak alınmıştır” dedi ve şunları söyledi:

“Prof. Haberal, 493 gündür tutulduğu o daracık hastane odasına, çektiği onca sıkıntıya rağmen küs değil, öfkeli değil, nefret dolu değil… Yargılanacaklarını ve bundan kaçınmadığını söylüyor. Ama ‘Hukuk işlesin, adam gibi hukuk işlesin’ mesajını verdi. Yeterli delil olmadan ve araştırma yapılmadan, sadece iftiralara ve karalamalara dayalı bir sürecin, hukukun işlemesine de engel oluşturduğuna dikkat çekiyor.”

Hikmet Sami Türk…

Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı ikinci Ergenekon davası duruşmasının iki ay sonra 10 Ağustos tarihine ertelenmesi adil yargılanma ilkesi açısından tartışma yarattı. Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, sürecin çok ağır işlediğine işaret ederek, “Gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gerekse anayasamız uyarınca davaların bu kadar uzun süre ertelenmemesi ve en kısa sürede kararın verilmesi gerekmektedir” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 23 sanığın tahliyesi yönünde oy kullanmasına karşın tahliye talepleri reddedildi. Şengün, Ekim 2009’dan bu yana Balbay ve Özkan hakkında 12. kez tahliye istemiş oldu. Mahkeme, davanın duruşmasını ise 10 Ağustos’a erteledi. 66 günlük bu aranın adil yargılanmanın ihlali anlamına geleceği, özellikle tutukluluk sürelerinin bir yılı aşması nedeniyle hak ihlallerinin arttığı vurgulandı. Ağustos ayında adli tatil başladığında mahkemenin nasıl bir yol izleyeceği de merak konusu oldu.

Uzun süre karar verilmemesi ve duruşmanın iki ayı aşkın süre ertelenmesini hukuk tekniği açısından değerlendiren Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, kişilerin özgürlüğünün temel kural olduğunu vurguladı. Tutuklamanın bir istisna olduğuna dikkat çeken Türk, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Tutuklama bir infaza dönüştürülmemelidir. Türkiye’nin kabul ettiği ve anayasamızın 90. maddesine göre temel hak ve özgürlüklerle ilgili olduğu için uygun olması gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre davaların makul süre içinde bitirilmesi gerekir. Aynı biçimde anayasamızda da davaların süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. Uzunca zamandan beri Mustafa Balbay, Mehmet Haberal gibi insanlar tutuklu. Bu kişilerin henüz yargı önünde hesap vermek, yargının da onların savunmasını değerlendirme süreci tamamlanmamış, devam ediyor. Ağır işleyen bir süreç. Gerek AİHS gerek bizim anayasamızın gerekse adil yargılanmanın bir gereği olarak bu davaların bu kadar uzun süre ertelenmemesi, olabildiğince kısa sürede sonuçlandırılması, karar verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde en temel hak bütün hakların temelindeki kişi özgürlüğü ihlal edilmiş olur.”

Bu kararlar AİHM'den döner…

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan ve Mehmet Haberal olmak üzere, ağırlıklı olarak Ergenekon davasında yaşanan uzun tutukluluk sürelerini eleştiren Galatasaray Üniversitesi (GÜ) Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ümit Kocasakal, uzun tutukluluk sürelerinin kişi özgürlüğü ve güvenliğini düzenleyen 5. madde bakımından ele alınarak incelendiğini belirterek “Bu kararlar AİHM’den döner” dedi. Tutuklama kararının, bir “ön ceza olmadığına” ve “istisna” olduğuna dikkat çeken Doç. Kocasakal, hak ve özgürlüğün bir mahkeme kararı olmadan sınırlandırılmasının engellenmesi için “adli kontrol” uygulamasının getirildiğine ancak uygulanmadığına dikkat çekti.

Yasada yer alan tutukluluk için gerekli şartların gözetilmediğini belirten Doç. Kocasakal, “kuvvetli şüphe”nin tutukluluk için yeterli olmadığını, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunsa dahi, tutuklama kararının doğrudan doğruya başvurulan bir tedbir olmaması gerektiğini kaydetti. Doç. Kocasakal, AİHM’nin soyut gerekçelerle tutukluluk halinin devamını ihlal saydığını belirterek kararlarda tutukluluğun gerekçesinin, denetime elverecek şekilde açık ve somut olarak belirtilmesi gerektiğinin altını çizdi. Gerekçesiz ya da yetersiz gerekçeyle kişilerin özgürlüğünden mahrum edildiğini belirten Doç. Kocasakal, “AİHM de zaten soyut gerekçelerle, kanundaki ifadelerin tekrarlarıyla, bu kadar uzun tutukluluk kararlarını haklı olarak ihlal sayıyor. AİHM’nin getirdiği kriter ise tahliye talebinin reddi ve tutukluluğun devamı için öyle bir gerekçe ortaya koymanız gerekir ki dışarıdan bakan bir üçüncü kişiyi ikna edecek düzeyde olmalı” dedi.

İhsas-ı rey uyarısı

“Kaçma şüphesi” ve “delilleri karatma şüphesi” gibi özel tutuklama sebeplerine hiç bakılmadan tutuklama yapıldığını ve tahliye taleplerinin de soyut gerekçelerle reddedildiğini belirten Doç. Kocasakal, “Orada çok ciddi gördüğüm sorunlar var. Tutuklama ya da tahliye taleplerinin reddinin gerekçelerinde, ‘suçun cezası ve yattığı süre dikkate alındığında’ deniyor. Bu şu demektir, bu kişi zaten mahkûm olacak, mahkûmiyetin sonucunda infaz edilecek cezadan daha fazla da yatmasın. Bu öncelikle ‘ihsas-ı rey’ anlamına gelir” dedi.

101. madde tartışması

Eski Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda (CMK) tutuklama kararına ya da tutukluluğun devamına ilişkin karara itirazı mümkün kılan açık bir hüküm olduğunu belirten Doç. Kocasakal, yeni CMK’de ise uygulamanın farklı olduğunu söyledi. Doç. Kocasakal, 12. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Oktay Kuban’ın verdiği tahliye kararına itiraza atıfta bulunarak “Yeni CMK’ye göre ‘tutuklama talebinin reddine’ ya da ‘tahliye kararına’ itiraz mümkün değil. Bunu, 101. maddeyi çıkarmak mümkün. 101. maddede özel olarak deniyor ki, bu maddeye göre verilen kararlara karşı itiraz mümkündür. Bunun ters anlamından çıkan şudur: Kanun koyucu burada sadece tutuklulukla ilgili kararlara itirazı mümkün gördüğüne göre, tutuklama talebinin reddine ve tahliyeye dair kararlara itiraz yolunu kapatıyor. Bu kanunun ruhuna ve mantığına daha uygun. Aslolan tutuksuz yargılama ve özgürlüktür. Özgürlüğün sınırlandırılması istisna olduğuna göre normal şartlarda özgürlüğe dair karara itiraz edilmemesi gerekir. Ben yeni kanun bakımından böyle olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.