Tag Archives: Kılıçdaroğlu
Kılıçdaroğlu’na soruşturma…
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “Kurum halinde çalışan kamu görevlisine hakaret”, “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” iddiasıyla fezleke hazırlandı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca resen hazırlanan 4 sayfalık fezlekenin, Kılıçdaroğlu’nın 9 Kasım 2011 tarihinde Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ı ziyaretinden sonra yaptığı açıklamalardan dolayı hazırlandığı öğrenildi. CHP lider Kılıçdaroğlu’nun milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması için hazırlanan fezleke TBMM’ye gönderilmek üzere Adalet Bakanlığı’na gönderildi.
Kılıçdaroğlu 9 Kasım 2011 tarihinde cezaevi önünde yaptığı açıklamada, “Bunların kaçma imkanları yok. Zaten kaçamazlar. Ülkelerini seviyorlar. Bunlar ’Biz yargılanmayalım’ demiyorlar. Zaten yargılanıyorlar. Bunlar parlamentoya gelip, yeminlerini ederek Anayasa’nın 90. Maddesi’nde öngörülen Anayasa’nın diğer maddelerinde öngörülen kurallar içinde görevlerini yapmak istiyorlar. Ama bu görevler maalesef bazı yargıçlar tarafından engelleniyor. Onlara yargıç demeyi içime sindiremiyorum. Çünkü yargıç vicadanıyla hareket eden kişi demektir. Toplumun beklentilerini duygularını bilen ve saygı duyan demektir. Vicdan herşeyin üstündedir. Vicdanıyla hareket etmeyen bir yargıç, yargıç olabilir mi? Anayasa’nın 90. Maddesi var. Türkiye Cumhutiyeti’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler var. Bunları görmemezlikten gelip, ’Ben bildiğimi okurum. Benim bildiğim ve benim söylediğim doğrudur’ mantığıyla yola çıkarsanız, adalet dağıtamazsınız. 21. yüzyılın Türkiye’sinde bir toplama kampının bahçesindeyiz. Bu toplama kampında birden fazla üniversite kuracak birden fazla üniversitede ders verecek kapasitede insanlar var. Burada gazeteciler var, bilim insanları var, kitap yazarları var. Bunların tek bir ortak paydası var. İktidara muhalkif olmak. İktidara muhalif olmanın bedeli, 21. yüzyılın Türkiye’sinde Silivri’de toplama kampında olmaktır. Bu bir demokrasi ayıbıdır. Bu demokrasi ayıbını ortadan kaldırmamız lazım. Türkiye’ye yakışmıyor” diye konuşmuştu.
Kılıçdaroğlu,İzmir’i ziyaret etti…
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de güne Büyükşehir Belediyesini ziyaretle başladı.
04 Aralık 2011 – Pazar
Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu makamında ziyaret eden Genel Başkan Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet, Demokrasi, Özgürlük” mitinginden önce burada partililer ve belediye çalışanlarıyla sohbet etti.
.
.
Kılıçdaroğlu’nun bedelli askerlik durumu…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bedelli Askerlik Yasasının Anayasa Mahkemesine götürülmesi konusunda bir karar vermiş değiliz. O konuyu hukukçu arkadaşlarımız inceliyorlar. Anayasaya aykırılık görülürse tabii ki Anayasa Mahkemesine götüreceğiz” dedi. CHP Lideri, oğlu Kerem Kılıçdaroğlu’nun bedelli askerlikten yararlanmayacağını söyleyerek ‘Onun askere gitmesini istiyorum’ dedi.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Bude Ekin Sanat Galerisi’nde 15 ressam ve 1 heykeltraşın eserlerinden oluşan karma sergiyi gezdi. Sergiyi gezdikten sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, CHP Milletvekili Rıza Türmen’in bedelli askerlik yasasını Anayasa Mahkemesine götürebilecekleri yönünde açıklamaları olduğunu hatırlatmaları üzerine, “Daha o konuda bir karar vermiş değiliz. Rıza Bey açıkladı. O konuyu hukukçu arkadaşlarımız inceliyorlar. Anayasaya aykırılık görülürse tabii ki Anayasa Mahkemesine götüreceğiz doğal olarak” dedi.
OĞLUMUN ASKERLİK YAPMASINI İSTİYORUM
CHP lideri, bir gazetecinin ‘Oğlunuzun 1982 doğumlu olduğunu biliyoruz. Bedelli askerlikten yararlanacak mı?’ sorusuna ilişkin “Hayır yararlanmayacak. Onun askere gitmesini istiyorum” dedi. Kılıçdaroğlu, bu düşüncesini oğluyla konuştuğunu da ifade etti.
Özür yetmez arşivi aç…

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Dersim açıklamaları için “Özür yetmiyor. Devletin arşivleri açıklanacak ki bizler bilelim. Neden devletin arşivlerini açmıyorsun?” dedi.
KADIKÖY Belediyesi’nin Kozyatağı’ndaki yeni meclis binasını ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın dün yaptığı Dersim açıklamalarıyla ilgili, “Dersim özrü yetmez. Devletin arşivlerini açacaksın. Açıkladığın belgelerin hiçbiri yeni değil” diye konuştu. Türkiye’nin gündeminin şu anda farklı bir alan olan “Tarihimizle yüzleşmek” olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:
Neden açıklanmıyor
Plan Bütçe Komisyon üyeliği yaptığımda dedim ki, ‘Her ülke kendisi için gizli olan pek çok belgeyi saklar. Ama bunun süresi vardır. Süre dolunca açıklanır belgeler. Açıklanır ki insanlar tarihiyle yüzleşsin.’ Demiştim ki; ‘Tarihimizde acı çeken çok insan var. Cemil Meriç, Nazım Hikmet gibi.’ Sanatçıların ne kadar acı çektiğini biliyoruz. Demiştim ki; ‘Devletin arşivinde kim bilir ne belgeler var. Neden açıklanmıyor bu belgeler?’
Biz 2002’den sonra ‘Tarihimizle yüzleşelim’ dedik. Ama siz kabul etmediniz. O dönem AKP bunu kabul etmedi. Daha sonra Dersim olayları gündeme geldi. Ben Hürriyet’e açıklama yaptım. Sayın Başbakan’ın özür dilemesini istedim. ‘Ben özür dilemem’ dedi. Ama dün özür diledi.
Belgeler biliniyor
Özür dilemek yetmez. Açıkladığı belgelerin hiçbiri kamuoyunun bilmediği belgeler değil. Açıkladığı kitap benim 1970’lerde Türk Tarih Kurumu’nda okuduğum kitap. Özür yetmiyor. Devletin arşivlerini açacaksın. Devletin arşivleri açıklanacak ki bizler bilelim. Neden devletin arşivlerini açmıyorsun?
Defterleri vermediler
Şimdi Dersim’in acısını sömürerek başka amaçlara ulaşmak istiyorlar. Devletin arşivlerini açmak bir yönüyle yeter ama eksik. Dersim sürgünlerinin arşivlerinin de açıklanması lazım. Başbakan bilir. Ben o defterleri istedim. Vermediler. Niye vermiyorlar. Ben ‘özür dile’ deyince, ‘Kılıçdaroğlu Dersim arşivlerini açarım’ dedi. ‘Aç’ dedim. Dün ‘arşiv yok’ diyor. Var. O arşivleri açacaksın.
Tarihimizi bilelim
O sürgün edilen ailelerden alınan toprakları da, o sürgün edilen ailelere vereceksin. Bunu yapabiliyorsan bir meselemiz yok. Dersimli acısını bal eylemiştir. Dersimli acısını AKP’ye sömürtmez. Sadece Dersim’in arşivlerini açmak yetmez. Nâzım Hikmet’le, Aziz Nesin’le, Sabahattin Ali ile ilgili arşivleri de açalım. Tarihimizi bilelim. Sanatçılar bir dönem ciddi işkenceler çekti. Bu arşivler açıklansın.
Şehit evine taziye
KILIÇDAROĞLU, Mardin’in Nusaybin ilçesinde şehit edilen Jandarma Kıdemli Başçavuş Oktay Aydoğan’ın Ankara Keçiören’de oturan ailesine önceki akşam taziye ziyaretinde bulundu. Kılıçdaroğlu, şehit Aydoğan’ın anne ve babasına başsağlığı diledi. Ziyarette Ankara Milletvekilleri Levent Gök, Sinan Aygün, İzzet Çetin ile İstanbul Milletvekili İhsan Özkes de yer aldı. Dün de Kadıköy Belediyesi’nin Kozyatağı’ndaki yeni Meclis Binası’nı ziyaret eden Kılıçdaroğlu, daha sonra Kozyatağı Kültür Merkezi’ne geçti. Öğle yemeğini belediye çalışanları ile yiyen Kılıçdaroğlu, Fikirtepe’deki Beton Zemin Laboratuvarı’na gitti. Binaların taşıma kolonlarından alınan beton numunelerini inceleyen Kılıçdaroğlu, içinde istiridye kabuğu bulunan bir beton örneğini gösterip “Yazık, deniz kumu kullanılmış” dedi.
Kılıçdaroğlu daha sonra oğlunu kaybeden sanatçı Rahmi Saltuk’a, annesi Şükran Ay’ı dün toprağa veren gazeteci Savaş Ay’a, geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Esin Afşar’ın eşi Şener Aral’a ve toprağa verilen yönetmen Ömer Lütfi Akad’ın yakınlarına evlerinde taziye ziyaretlerinde bulundu.
Kılıçdaroğlu’ndan başsağlığı ziyareti…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a başsağlığı ziyaretinde bulundu.
Başbakan Erdoğan‘ın Üsküdar Kısıtlı’daki konutuna saat 16.00′da gelen Kılıçdaroğlu, saat 16.20′de buradan ayrıldı. Basına kapalı gerçekleştirilen taziye ziyaretine CHP Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak, Gürsel Tekin ve Akif Hamzaçebi de katıldı.
Kılıçdaroğlu-Baykal yanyana…
Günlerdir merakla beklenen CHP’nin Antalya mitingine, eski Genel Başkan Deniz Baykal da katıldı. Baykal mitingde anons edilince çok büyük bir alkış aldı. Mitingde ayrıca sanatçı Onur Akın da bulundu. Mitingde Baykal kısa bir konuşma yaptı. Baykal konuşmasında şunları vurguladı:
“Bugün Antalya’ya sizlerin karşınızda önümüzdeki halk oyunda kullanacağım oyun ne olduğunu kendi ağzımla ifade etmek için geldim. Yine sizlere, bütün Antalyalı hemşehrilerimi önümüzdeki Pazar günü yapılacak halk oylamasında hayır demeye geldim. Kullanacağınız hayır oyu sizin, aileniz, çocuklarınız için daima bir şeref madalyası gibi onurla hatırlanacak bir oy olacaktır. Hayır oyu kullandığınız için gelecekte yaşanacak gelişmeler karşısında Türkiye’nin önüne çıkacak sorunlar karşısında evet ben o gün hayır oyu kullanmıştım, bütün bunları görmüştüm, ülkemizi bu sıkıntıdan kurtarmak için o zaman hayır oyunu kullanmıştım diye iftihar edeceksiniz.
O gün Evet diyecek olanlar bunun vebalinden kurtulamayacaklardır.
Antalya olarak bu konuda en güzel sınavı vereceğinize inanıyorum. Sevgili kardeşlerim Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu aramızda.
Şimdi size CHP’nin bu konudaki anlayışını bütün boyutlarıyla ortaya koyacak.
Biz CHP’nin tam bir birlik ve beraberlik içinde olduğunu buradan dosta düşmana göstermek istedik.”
Kılıçdaroğlu: Orduyu dizayn etmek istiyor
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YAŞ’ta yaşanan krizle ilgili olarak “Başbakan aynı YÖK gibi kendisine bağlı bir ordu istiyor. Bunun için yargıyı dahi kullanıyor. Yaşananlar AKP’nin kendi ordusunu dizayn etme arzusunun bir sonucu” dedi.
Hükümet ile TSK üst yönetimi arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na yapılacak atama ve darbe planı iddialarına isimleri karışan subayların terfileri konusunda yaşanan krizi Cumhuriyet’e değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Ortada bir gerçek var: AKP iktidarı, devleti ele geçirmek istiyor. Bir tarafta tüm acımasızlığıyla terör devam ederken, AKP, tek parti devleti hedefini gerçekleştirmek için olağanüstü çaba içinde. Bu bağlamda ordu yeniden dizayn edilmek isteniyor” dedi.
Hükümetin YAŞ sürecinde yargıyı da kullandığını belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Neredeyse bütün kuvvet komutanları hakkında ya da atama aşamasındaki isimler hakkında yakalama, ifade verme, tutuklama kararları alınıyor arka arkaya. Bu da ister istemez kuşku doğuruyor. Böyle kararların hükümetin iradesi dışında gerçekleşeceğini sanmıyorum. Çünkü dikkat edilirse her olaydan sonra Başbakan, Adalet Bakanı’nı ivedilikle çağırıp görüşmeler yapıyor. Bu süreçte Adalet Bakanı’nın devrede olması yargı üzerindeki baskının tipik göstergesi. Yargı ayağı kullanılarak ordu yeniden dizayn edilmek isteniyor.”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün YAŞ toplantıları ile ilgili “Her şey normal” sözlerine de tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “Bunların neresi normal? Bir ülkenin Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı atanmamış. Başbakan ‘30 Ağustos’a kadar atarız’ diyor. Daha önce örneği yok. Nerelere geldik? Tüm bunları normalmiş gibi sunmak devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz” dedi.
Hükümetin “YAŞ kararlarında nihai yetki bende” yaklaşımını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Yasalar yetkinin kimde olduğunu tanımlıyor. Ama asıl önemli olan o yetkiyi kullanırken hukuk içinde kalmaktır. Eğer gerçekten TSK’de birilerinin bazı şeylerde sorumluluğu varsa, o sorumluluk açıkça ortaya konur, gereği neyse yapılır. Ama bu sorumluluk siyasallaşmış bir davadan kaynaklanıyorsa o zaman kuşku yaratır. Hele hele terfiler öncesi apar topar yıldırım hızıyla belli girişimlerin ortaya çıkması zaten yönlendirildiğini gösteriyor. Bu yetkiler bizde özgürlüğü kısıtlayıp, baskı aracına dönüşmüştür” görüşünü dile getirdi. Türkiye’de yargının da ordunun da siyasallaşmasının ağır bedelleri olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, “Zaten üniversiteleri susturmuşlardı. Şimdi de referandumla tek parti iktidarının yargı ayağı sağlamlaştırılıyor. Yargı hükümete tam bağımlı hale getiriliyor. Son yaşanan süreçte de ordu tam bağımlı hale getiriliyor. Sivil toplum da medya da susturuldu. YÖK’ü nasıl ele geçirerek kendilerine bağlı, ses çıkarmayan, eleştirmeyen bir kurum haline getirdilerse orduyu da öyle yapmak istiyorlar. Hükümetin her dediğini kabul eden, bağımsız karar alamayan bir TSK peşindeler” diye konuştu.
AKP’nin gerçek gündemi gizlemek için yapay gündemler ve krizler yarattığını kaydeden Kılıçdaroğlu, “AKP sadece krizlerden besleniyor. Şimdi yaptıkları da bu. Yapay gündem yaratıp açlığı, yoksulluğu unutturmak ve gündemi değiştirmek istiyorlar. Herkes gerçek derdini unutup başka tarafa bakıyor. Bunu bilinçli yapıyorlar” dedi.
Baykal’a haksızlık yapılıyor
Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün Deniz Baykal hakkında başlattığı inceleme konusunda da Kılıçdaroğlu, “Sayın Baykal’a haksızlık yapılıyor. Yetkisi olmayan bir savcı niye uğraşıyor kendisiyle? Davanın savcısı olduğunu söyleyen bir başbakan olunca böyle oluyor. Hükümetin güdümünde devam eden bir dava. Toplum sindirilmek, devletin belli kurumları dizayn edilmek ve AKP’ye bağlı kılınmak isteniyor. Bu dava Türkiye’yi adım adım faşizme götürüyor” dedi.
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından kısa bölümler…
Kılıçdaroğlu, Kurultay konuşmasında selefi Baykal’ın aksine ‘laiklik’ konusuna hiç girmedi. Başbakan’a ‘Recep bey’ diye hitap eden Gandi hükümeti işsizlik-yoksulluk-yolsuzluk üzerinden topa tuttu *İktidara geldiklerine özel yetkili mahkemeleri kaldıracaklarını söyleyen Kılıçdaroğlu, seçim barajını düşüreceklerini, yeni bir anayasa hazırlayacaklarını ve aile sigortası getireceklerini söyledi
İSTANBUL – CHP Genel Başkanlığı’na seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, Kurultay’daki konuşmasında AKP hükümetini topa tuttu. Selefi Deniz Baykal’ın aksine, laiklik, üniter yapı ve rejim konularına neredeyse hiç girmeyen Kılıçdaroğlu, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk sorunlarını temel aldığı konuşmasında ‘Recep bey’ diye hitap ettiği Başbakan Tayyip Erdoğan’a sorular yöneltti. Kendisinin genel başkan seçildiği Kurultay’la CHP’nin iktidar koşusu başlattığını söyleyen Kılıçdaroğlu, hükümet olduklarında özel yetkili ağır ceza mahkemelerini kaldıracaklarını, yüzde 10’luk seçim barajını düşüreceklerini ve yeni bir anayasa hazırlayacaklarını söyledi.
KASET SKANDALI VE ZONGULDAK: İki olay yüreğimizi burktu. Sayın Baykal’a yapılan komplonun failleri henüz çıkmış değil. O failleri bulmak, boynumuzun borcudur. Hükümete düşen görev, bu komplonun bir parçası değilse, failleri çıkarmak zorundadır. İkinci olayımız Zonguldak’ta yaşanan dramdır. Zonguldak’ta 30 canımızı, emekçilerimizi kaybettik. Recep bey diyor ki, ‘Bu yörenin insanları bu tür olaylara alışık. Ölüm bu mesleğin kaderinde var’ diyor. Dünyanın her tarafında maden çıkarılır, bizim kadar yaşamını yitiren emekçiler var mı? Yaşamlarını kaybedenlerin tamamı taşeron işçisi. CHP iktidarında taşeronluğu gömeceğiz.
KASIMPAŞALI DEDİKODU YAPMAZ: Sayın Başbakan herhalde ülkeyi yönetmekte biraz zorlandı CHP’nin içişleriyle uğraşmaya başladı. Benim bildiğim hiçbir Kasımpaşalı dedikodu ile uğraşmaz. Kasımpaşalılar belaltı vurmazlar. Kasımpaşalı unvanını ondan geri almak da Kasımpaşalıların görevidir.
ÖZEL YETKİLİ MAHKEMELER: Bunlar demokrasi dediler, demokrasiyi katlettiler. Hukuk dediler, aydınları toplayıp tutukluğu, infaza dönüştürdüler. DGM’leri kaldırdılar, özel güvenlik güçleri, özel mahkemelerle aynı sonucu elde etmek için çaba harcadılar. Size söz. Özel yetkili mahkemelere de son vermek bizim görevimiz olacaktır.
CHP DEVRİMCİDİR: Uzun yürüyüşümüzü başlatıyoruz. Yürüyüş değil artık iktidara koşuyoruz. Mustafa Kemal ve arkadaşları bu ülkeyi kurarken ‘önce halk’ dediler. İlk sözümüz halk, son sözümüz de halk olacaktır. Biz Türkiye’nin içinde bulunduğu çıkmazdan Türkiye’yi çekip kurtarmaya mecburuz. Bunu ancak ve ancak CHP yapabilir. Neden CHP yapabilir? Çünkü CHP değişimcidir ve devrimcidir. Değişimi ve devrimi sonuna kadar götüreceğiz.
DÜŞMANIMIZ KİNDİR: ‘Düşmanımız kindir’ diyen bir felsefeyi sonuna kadar götüreceğiz. Bir ozanımız diyor ki, “Yok edin insanın, insana kulluğunu”. Yok edeceğiz. Kardeşçe yaşayacağız bu coğrafyada. Barış türküleri söyleyeceğiz. Bu ülkeyi kuran lider şunu söylüyor: “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar” diyor. AKP’nin izlediği ekonomi politikasına bakın. Üretmeyin diyorlar.Yeniden üreten bir Türkiye’yi kuracağız.
ORGANİZE MESLEK LİSELERİ: Sanayici artık bu ülkenin kamu görevlisidir. Bütün bürokratik engelleri kaldıracağız. Her organize sanayi bölgesinde ara eleman sıkıntısını gidermek için yatılı meslek liseleri kuracağız. Kimseye yük olmayacak o çocuklar. Gelecekler, okuyacaklar. O bölgede stajını yapacak, mezun olduğunda da işi hazır olacak.
RECEP BEYİN MUCİZESİ: Sorun Türkiye’nin en büyük sorunu nedir diye? İşsizlik. Sayın Başbakan Recep beyin çok güzel bir buluşu var. Diyor ki, her işveren bir işçi çalıştırsa işsizlik sorunu çözülür. Bu mucize hayata geçti mi? Geçmedi. Çünkü Recep bey ekonomi bilmiyor, Recep bey piyasa nedir bilmiyor. Bir şey daha söylüyor. ‘Her üniversiteyi bitiren iş bulacak diye bir kural yok.’ Gözünü seveyim Recep bey, bu kural senin için geçerli olabilir ama fakir fukaranın çocuğu için nasıl geçerli olacak.
GÜNEYDOĞU’YA FAİZSİZ KREDİ: 30 milyon yurttaşımızı yitirdik. Ama bugüne kadar izlediğimiz politikalarla adeta teröre terörle destek verdik. İşsizlik yarattık, yoksulluk yarattık, hayvancılığı öldürdük, Doğu ve Güneydoğu’da adeta ‘teröre gidebilirsiniz’ diye gençlere yol gösterdik. Bu anlayışı ters yüz edeceğiz. Özelleştirmeleri o bölgede yapmayacağız. Özel sektör o bölgede gidip fabrika kuracaksa, sıfır faizli banka kredisini devlet verecek.
İŞSİZLİK SİGORTASI: Mayınlı araziyi topraksız köylüye dağıtacağız. GAP ile ilgili işçilerin sırtından, işsizlik sigortası fonundaki paranın bir kısmını alıp, ‘Efendim GAP’a yatırım yapacağız’ diye özel bir yasa çıkardılar. Recep bey, işsizlik fonundan aldığın paranın ne kadarını GAP’a harcadın? Soralım Recep bey de açıklasın bakalım.
ETNİK KİMLİĞE SAYGI: Siyasetin odağına etnik kimliği ve inançları koyan siyaset toplumda ayrışmayı dinamitleyen siyasettir. Hiç kimsenin kendi baba ve annesini seçme özgürlüğü yoktur, böyle bir ortamda hangi gerekçeyle siz etnik kimliği siyasetin odağına koyarsınız. Her etnik kimliğe saygımız var, her etnik kökenden yurttaşımızın başımızın üzerinde yeri var, her inanca da saygılıyız. Doğu ve güneydoğu da ayrışma politakalarını ters yüz edeceğiz.
EVDEKİ KADININ DRAMI: Hangi evde bir kadın, işsiz kocası akşam eve gelirken yaşadığı dramı nasıl anlatabilir. O dramı terz yüz edeceğiz. Onların da çocuklarını beslemeye hakkı vardır.
AKP’Yİ MALULEN EMEKLİ EDİN: Emekliler ilk seçimde AKP’yi malulen emekli etmek zorundadılar. Emekliyi bu ülkenin ikinci sınıf vatandaşı yaptılar. Ona yıllardır bekliyorlar, intibak yasası ne zaman çıkacak diye… Yine aldattılar. CHP iktidarında intibak yasasını mutlaka çıkaracağız.
ESNAF SOSYAL DEMOKRATTIR: İki milyon esnaf can çekişiyor. Esnaf özü itibarıyla sosyal demokrattır. Devletten hiçbir şey beklemez, bir de devlete vergi verir. Siz ne yapıyorsunuz, esnafı bitiriyorsunuz. Recep bey, bir mucize daha söyledi. ‘Efendim bu küçük bakkaların tamamı birleşsin, süpermarket kursun.’ Ben diyorum Recep bey ekonomi bilmiyor diye, siz inanmıyorsunuz.
YOKSULLUĞU TEŞHİR: Diyarbakır’ın Bağlar semtinde bir kamyonun üzerinden kadınlara ekmek dağıtılıyor. Kadınlar bir ekmeği almak için çamurlarda debeleniyorlar. Bizim inancımıza göre sağ elin verdiğini sol el görmeyecek, öyle değil mi? Peki şimdi Recep beye sormayacak mıyız, senin yaptığında inanç var mı, insaf varmı, insan onuru var mı?
HALKIN DEVRİMCİSİ: Halkın devrimcisi olacağız. Bunlar yurttaşlık kavramını ortadan kaldırıp, kul mantığını getiriyorlar. Sosyal devleti kaldırıp, sadaka devleti getiriyorlar. Diyeceksiniz ki peki siz ne yapacaksınız? İşçiye söylüyorum, emekliye söylüyorum, işsize söylüyorum, atanamayan öğretmenlere söylüyorum. Ahmet Arif’in dediği gibi bunlar, aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır, bunları tanı tanı da büyü diloş bebe…
AİLE SİGORTASI: Yoksulluğu çözme yolu aile sigortasıdır. Her ailenin sirgortası olacak. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün kabul ettiği 102 sayılı sözleşmenin 9. sayılı sigorta dalını Türkiye’de uygulayacağız. Recep bey bunu da duysun. Aile sigortasını getireceğiz. Kadının banka hesabına parayı yatıracağız.
SEÇİM BARAJI: Recep bey, çok sık ‘milli irade’ der. Bunlar son seçimde kaç aldılar, yüzde 47. Şimdi yüzde 47 oy alıyor, Meclis’te yüzde 60’ı temsil ediyor. Yüzde 13 milli irade gaspı var. Siyasi Partiler Yasası’na, getirmişsin yüzde 10 barajı. Söz veriyoruz, yüzde 10 barajını aşağı çekeceğiz. Böylece Recep beyin gerçek milli iradesini de görmüş olacağız.
FAŞİZME GEÇİT YOK: Korku imparatorluğu yaratıyorlar, şimdi yaptıkları son Anayasa değişikliğiyle de kendi korku imparatorluklarının hukuksal temellerini hazırlamak istiyorlar. Buna meydan veremeyeceğiz. Bu ülkede işverenler, medya, sendikalar, hepsi korkudan konuşamıyor. Bu demokrasi mi faşist yönetim mi? Faşizme geçit yok, izin vermeyeceğiz.
KİMSE ELEŞTİREMİYOR: Kimse korkudan Recep beyi eleştiremiyor. Recep bey elini kaldırıyor herkes ölüyor, Recep bey oturuyor herkes ölüyor, Recep bey konuşuyor ağzından bal damlıyor, nasıl bir düzendir bu. Bu korku imparatorluğunu sonlandırmak bize nasip olacak. AKP iktidarından önce yandaş medya diye bir kavram yoktu. CHP iktidarında besleme medya bitecektir artık. TRT’nin yeni adı Tayyip Radyo Televizyon Kurumu… Buna da isyan ediyoruz. Benim vergimle bana haber vermiyorsun. Bunları yeniden inşa etmek inşallah bize nasip olacak.
BAŞÖRTÜLÜNÜN SORUNU: İstanbul’un merdiven altı atölyelerinde binlerce başörtülü genç kız üretim yapar, siz hiç Recep beyin bu genç kızlarımız kayıt dışı çalışıyorlar, bunları sigortalı yapalım, dediğini duydunuz mu? İşte o başörtüsünü bunlar sömürüyorlar. Biz merdiven altı atölyelere gideceğiz. Diyeceğiz ki, ‘biz seni sigortalı yapacağız, ben seni sendikalı yapacağım. Gelecek güvencesi senin ellerinde olacak.’ Hiç kimseyi ötekileştirme lüksümüz yok.
YENİ ANAYASA SÖZÜ: Anayasa değişikliğin temel hedefi yargıyı ele geçirmek. Yargıyı ele geçirmek, yandaş medyadan sonra yandaş yargı yaratmak için bunu yapıyorlar. CHP iktidarında söz veriyoruz; kesinlikle, ama kesinlikle, çağdaş, Batı standartlarına uygun, bizim insanımızın kültürünü özümseyen bir anayasayı yapacağız. Atatürk’ün vasiyeti 12 Eylül’de çiğnendi. O vasiyetin de gereğini yapacağız.
ANAYASA MAHKEMESİ: ‘Ana muhalefet partisi Anayasa Mahkemesine gidiyor’, diyor Recep bey. Ben diyorum Recep bey ekonomi bilmiyor, bunun üzerine hukuk da bilmiyor. Milletvekili seçildik, bu Anayasa’ya sadakat dolayasıyla namusumuz ve şerefimiz üzerine söz verdik. Recep bey de aynı yemini içti. Sen Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırı düzenleme yaparsan, biz de bunu görüp, bilip sesimizi çıkarmazsak, ettiğimiz yemini çiğnemez miyiz? Bizim namusumuz ve şerefimiz bu kadar ucuz mu? Hukuku katlediyorsun, diyorsun ki, ‘sesini çıkarma’ Olmaz. Recep beyin fobileri burdan kaynaklanıyor. Korumak istediği yalan düzenine karşı mücadele ettiğimiz için korkuyor Recep bey. Korkmaya da devam etsin. Çünkü CHP iktidarı geliyor artık.
SİYASİ AHLAK YASASI: CHP iktidarında ilk yapılacak işlerden birisi siyasi ahlak yasasını çıkartmaktır. Parlamento’da vurguncunun, talancının, ihaleye fesat karıştıranın, dolandırıcının, kalpazanın yeri yoktur. Bu yasayı çıkaracağız ki, artık ülkede naylon faturacıdan Maliye Bakanı, Ali Dibocu’dan Adalet Bakanı, kalpazandan da başbakan olmasın.
KESİN HESAP KOMİSYONU: Bütçe parlamentoda ve komisyonda konuşulur ve biter. Bir kanun daha var: Kesin Hesap Kanunu.Söz, Plan Bütçe Komisyonu dışında, bir de Kesin Hesap Komisyonu kuracağız. Başkanı da ana muhalefet partisinden olacak. Bizi sorgulayacak, biz de hesap vereceğiz.
HER ŞEY YOLUNDA AMA MAĞDUR: Bir mağdur edebiyatıdır gidiyor. 7 yıldızlı otellerde tatil yaparsın, adam mağdur. 5 yıldızlı otellerde, saraylarda düğün yaparsın, adamcağız mağdur. Çin Seddi gibi, çift duvarlı 5 villayı alırsın, adamcağız mağdur. 4 çekerli ciplere binersin, keyfin yerinde, gıcır, para pul derdin yok, adamcağız mağdur. İşsizlik var, yolsuzluk var, yatağa aç giren çocuklar var, beyfendiye bir uçak yetmiyor, Recep bey ikinci uçağı alıyor, gene mağdur. Çocuğunu Amerika’da okutursun, masrafını da bir işverene yüklersin, Recep bey mağdur. Katar Emiri’nin düğününe gidersin, üstelik Başbakanlık uçağını da kullanırsın ama beyfendiler mağdur. Bu doğru eğri oldu, eğri de doğru oldu AKP iktidarında. Bunu değiştireceğiz.
İHANET SUÇLAMASI: Kıbrıs halkı ne yaptı? AKP’nin getirdiği iktidarı sandığa gömdü. Şimdi sıra bizim halkımızda. Duygusallıkla dış politika gitmez. Dubaide anlaşma imzalayacaksın 1 milyar dolara Türkiye’nin onurunu masaya yatıracaksın. Buna dış potika denmez. Bunun hukuktaki adı vatana ihanettir.
AB SÜRECİ DEVAM: AB çok önemli. Ama bize uygulanan çifte standartı kesinlikle kabul etmiyoruz. Ya adam gibi oturur müzakere yaparsınız, tarih verirsiniz. Ya da ‘Kusura bakmayın. Biz size mahkûm değiliz’ deriz. Elbette ki, AB’nin standartlarını yakalamak isteriz. Ama artık Türkiye’yi ikinci sınıf ülke yerine koymaktan kendilerini alıkoysunlar.
PARTİ İÇİ DEMOKRASİ: CHP demokrasiyi, çok partili rejimi getirmiş bir partidir. Bu ülkeye demokrasiyi getirdik, parti içi demokrasiyi de getireceğiz. Gençliği olmayan bir partinin, geleceği yoktur. Kadın kollarımız da öyle. Daha demokratik bir yapı olacak. Parti içi demokrasi ile. Tüzüğü de değiştirerek bunu yapacağız.
BÖLÜNME LÜKSÜ KALMADI: (Türkiye) Raydan çıkmış bir tren, nereye çarpacağı belli olmadan gidiyor. Artık bölünme lüksümüz yok. Bu ülkenin aydınları, yurtseverleri, sanatçıları, sosyal demokratları, solcuları, işçisi, çiftçisi, memuru, halkı, temiz toplumdan, düzgün toplumdan yana olmak zorundadır. Artık bir yürüyüş başlattık. Temiz Türkiye yürüyüşü. Buna inanan bütün yurtseverleri, bütün vatanseverleri, bütün yurttaşlarını inancı ne olursa olsun, etnik kimliği ne olursa olsun artık soyulmaktan bıktıysa CHP altına gelsin.
‘Y’yi YEMEK SANDILAR: Bunlar ne diyorlardı. Üç Y’le mücadele edeceğiz diyorlardı. Bunlar Y’yi, yemek olarak algıladılar. Üç kez yemeye başladılar. Talan, vurgun düzeni yarattılar. Bunun hesabını sormak hepimizin boynunun borcudur. Yatağa her akşam aç giren çocuğun acısı; ürettiği malı 5 kuruşa maledip, 3 kuruşa satan çiftçinin acısı bizim acımızdır. ben yok, biz varız. Biz zengin olmayacağız, yakınlarımız zengin olmayacak. İktidar koşusunu yapacağız. İktidar koşusuna hazır mısınız. Siz hazırsanız, söz veriyorum, ben de hazırım. Doğuda, batıda, kuzeyde, güneyde aynı sloganla yola çıkacağız. Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçe yürüyeceğiz.
‘Recep isimlerinden biri, alınganlık göstermez’
Kurultayda konuşmasını tamamlayınca evine giden Kılıçdaroğlu, gazetecilerin “Neden ‘Recep bey, sevgili Recep bey’ gibi hitaplar kullandınız sorusunu “Recep beyin alınganlık göstereceğini sanmıyorum. O da isimlerinden birisi” dedi.
Kurultay’da yaşanan heyecanı bundan sonra, Anadolu’ya taşımaları gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Eğer Anadolu’da da bu heyecanı yaşayabilirsek, sanıyorum güzel şeyler yapacağız” dedi.
Evinde yaklaşık yarım saat kalan Kılıçdaroğlu, çıkışta komşularının yoğun sevgi gösterileriyle karşılaştı. Vatandaşların “Halkçı Kemal” sloganları arasında aracına yürüyen Kılıçdaroğlu, Kurultay’da güzel bir şölen yaptıklarını belirterek “Parti iktidara gidiyor bunu görüyorum. İnşallah başarılı bir çizgi yakalayacağız” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, kendisini takip eden gazeteciler CHP’lilere mesajının ne olduğunu soruncaysa “Çalışacağız, çalışacağız, hep beraber çalışacağız. Kimseyi ötekileştirmeden çalışacağız” diye konuştu.
