Tag Archives: et

Et zam şampiyonu…

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Temmuz ayında en yüksek fiyat artışı yüzde 33.33 ile PTT koli gönderme ücreti olduğu tespit edildi. Bunu yüzde 24.9 ile limon, yüzde 19.54 ile yurtiçi bir hafta ve daha fazla süreli turlar, yüzde 6.9 ile uçak bileti, yüzde 6.06 ile yatak odası takımı, yüzde 6.03 ile koyun eti, yüzde 5.72 ile tavuk eti izledi. Temmuz’da araba kiralama ücreti yüzde 5.5, dana eti yüzde 4.49, yatak(tek kişilik) yüzde 4.41 artış gösterdi. TÜFE kapsamında Temmuz’da en fazla fiyat düşüşü yüzde 24.86’la karpuzda yaşandı. Karpuzu, yüzde 22.09’la patlıcan, yüzde 21.03’le dolmalık biber, yüzde 14.28 ile patates, yüzde 9.43 ile kabak takip etti.

En fazla düşüş sivri biberde

Üretici Fiyatı Endeksi (ÜFE) kapsamında Temmuz ayında en çok fiyat artışı yüzde 7.96 ile koyun ve kuzu etinde yaşandı. Bunu yüzde 6.56 ile ağaçtan yonga levha yüzeyi lamine edilmiş dekoratif levhalar, yüzde 6.49 ile kara taşıtları için çelik dökümler, yüzde 5.46 ile bakır tel, yüzde 5.09’la kurşunsuz benzin takip etti.

Aynı ayda ÜFE kapsamında en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 33.32’le sivri biberde yaşandı. Temmuz’da en fazla fiyat düşüşü yaşayan ürünler arasında yüzde 30.9 ile dolmalık biber, yüzde 26.89 ile şeftali yer aldı.

Et'te de aslan payı yabancıların…

Et ve Balık Kurumu’nun (EBK), açtığı 8 bin ton kasaplık canlı sığır ithalatı ihalesinin büyük bölümünü Ürdünlü Khaled Hijazi &Ghosheh LTD. CO kazandı.

EBK’den yapılan yazılı açıklamada, oybirliği ile alınan karar çerçevesinde, 1, 2, 4, 6, 7, 8 ve 9. kısımların toplam 20 milyon 75 bin ABD Doları ile Khaled Hijazi&Ghosheh LTD. Co, 3. kısmı toplam 1 milyon 272 bin 500 Avro ile Slovakya’dan Dituria-SS.R.O, 5’inci kısmı toplam 2 milyon 740 bin Avro ile Avusturya’dan Altıntern Handels Gmbh, 10. kısmı toplam 2 milyon 700 bin Avro ile Almanya’dan Hacılar Helal Et Kombinası firmalarına ihale edilmesinin kararlaştırıldığı bildirildi.

Türkiye'nin hali…

TBMM’deki “Anayasa” görüşmeleri, “anlamak isteyen” vatandaşa çok çarpıcı sonuçlar yansıtıyor. “Görüşmeler” nedeniyle fırsat bulan muhalefet konuşup, “kulak tıkananları” yansıtıyor… İktidar beslemesi matbuatın gizlediği vahim bir tablo var…
Bağımsız vekil Tayfun İçli’nin sözlerine bakalım…
“Tarımıyla hayvancılığıyla övünen Türkiye, sekiz yılda ne hâle geldi işte görün. Et ihraç eden bir ülke, artık et ithal eden bir ülke hâline dönüşmüş. Türk çiftçisi çok zor günler geçiriyor. İcra memuru geliyor, eşine yediemin olarak haczedilen traktörü, malı bırakıyor, sonra da borç ödenmeyince, o traktör bulunamayınca çiftçinin eşi ceza almak suretiyle cezaevine gönderiliyor.
Evlerin yüzde 90’ı ipotekli, Jandarmayı gören çiftçi kaçıyor. Her 10 çiftçiden 9’u borçlu, 3’ü icra takibinde, 1’i hapiste.
Misal… 4 kişilik Kurtçu ailesinin reisi ve 2 çocuğu hapiste. Anne Hanife Kurtçu hakkında yakalama emri var ama firarda…
Çocukları, eşi, hapis kendi firarda Hanife Hanım anlatıyor; “Her şey 2 yıl önce o traktörü almakla başladı. Eşim İbrahim Kurtçu bana geldi ve bana ‘Traktör alacağız. Bu malı senin üstüne yapacağım. Ben ve oğlun ise kefil olacak’ dedi. Duyunca sevindim. Üzerime mal olacaktı. 36 bin TL tutacaktı ve 4 yılda ödeyecektik. Her yılın eylül ayında 9 bin TL verecektik. İlk yıl güzelce ödedik -sonra ödenememiş- ve sonradan icra memurları geldi. Bizim mallara, eşyalara baktılar beğenmediler. Sonra bir kâğıt imzalattılar bizim adama. Oradan da diğer kefil bizim büyük oğlana.” Ve baba cezaevinde, oğul cezaevinde.
Tarımdaki krizin vurduğu Gediz Ovası’ndaki çiftçilerin feryatları yükseliyor. Bir zamanlar pamuk ve tütün zengini olanlar şimdi hacizlerle, hapislerle boğuşuyor. İpoteksiz tek bir tarla kalmadı, sulama trafosu bile icradan satılık. Borcunu kapatamayan malını sattı, ikinci el traktör pazarı patladı. Çoğu yerde neredeyse çiftçi sayısı kadar icra dosyası var, binlerce traktör satışta. Kayıtlı çiftçi sayısı 17 bin, icra dosyası sayısı on altı bin. Her 10 çiftçiden 9’u borçlu, 3’ü icra takibinde, 1’i hapiste… Pamuğundan tutun ayçiçeğine kadar, pirincine kadar, buğdayına kadar artık ithal eder olduk…”
İktidarın başı sıkça milletin önüne çıkıyor, hem bir takım toplantılarda hem de mitinglerde konuşuyor…
Muhteşem tablolar çiziyor, Türkiye’deki “değişim ve gelişime” dünyanın hayranlık duyduğunu anlatıyor… Başbakan’ı “dinleyenlere” bakıyoruz, oldukça kalabalık görünüyorlar..!
Türkiye’nin siyasetinde gelenekselleşmiş bir durumdur, iktidarlar “bindirilmiş kıtalarla” kalabalıkları sergilemede güçlük çekmezler… Bu “kalabalıklar” sandık için yönlendirici gösterge kabul edilir…
Çiftçinin tablosu bu…
Bu tablo, elbette sadece çiftçi için geçerli değil. İşsizlik, toplumun belini çok sert biçimde bükerken, iktidara bir tarafından yapışmış toplumun her kesiminden “uyanıkların” büyük paralarla oynadıkları bir Türkiye manzarası hakimdir…
Siyaset uzmanı Mehmet Bekaroğlu’nun söylediği gibi, “Kucağında çocuğu ile soğukta otobüs bekleyen türbanlı kadını, önünden jeepiyle geçen türbanlı kadın su sıçratarak ıslatıyor…”
Aşağıdakiler yukarıdakiler manzarası da budur… Değişmesi için, “ıslatılan türbanlı”nın, kendisini ıslatan “türbanlıya” kafasında türban var diye oy vermemesindedir!..
Borç batağında hapse düşen türbanlılar, kafalarını aydınlatabilmiş midir, bunca ezadan sonra!..
Olay budur…