Tag Archives: ergenekon
Nedim Şener 2 davadan beraat etti…

Nedim Şener hakaret ve gizliliği ihlal ettiği iddiasıyla yargılandığı iki ayrı davadan beraat etti.
Oda Tv davası kapsamında Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci-yazar Nedim Şener hakaret ve gizliliği ihlalden yargılandığı iki ayrı davadan beraat etti. Beraat kararlarını eşine el sallayarak yaşayan Şener’in cezaevinde oldukça kilo verdiği gözlendi.
TOPLAM 6 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYORDU
Nedim Şener’in CNR Fuarcılık’ın da adının karıştığı rüşvet operasyonuyla ilgili bir ihbar mektubundan yola çıkarak yaptığı “Rüşvet paraları ceplerden taşıyor” başlıklı haberi 23 Ekim 2010’da Milliyet Gazetesi’nde yayınlanmıştı. Haberde Bakırköy Adliyesi’nde görevli bazı h?kimlerin isimleri de rumuzlarla yer alıyordu. Haberde geçen F.A. rumuzunun kendisi olduğunu iddia eden h?kim Ferşat Aydın, gizliliği ihlal ve hakaretten Nedim Şener hakkında suç duyurusunda bulunmuş, bunun üzerine Nedim Şener hakkında hakaret ve gizliliği ihlal ettiği iddiasıyla toplam 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle iki ayrı dava açılmıştı.
“HAKİM BEY’İ ÜZDÜYSEM ÖZÜR DİLERİM”
Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Hakim Hasan Gülver, davaları bitireceğini belirterek Nedim Şener’den son sözlerini sordu. Nedim Şener, “Ferşat Bey’i üzdüysem gerçekten üzgünüm. Kendisi kırıldıysa, özür diliyorum. Hakaret kastım yoktu” dedi.
Davaları karara bağlayan Hakim Hasan Gülver, Nedim Şener’in iki ayrı davadan da beraatine hükmetti.
Haberal; AKP bizim Patalya Otel'de kuruldu..
Ergenekon davası tutuklusu Mehmet Haberal ‘’AKP bizim Patalya Otel’de kuruldu. O toplantılar değil de bizim yaptıklarımız mı yasa dışı oldu. Siyasette makamlar geçicidir, o gün yanımızda olanlar bugün yoklar” dedi.
Ergenekon davası tutuklusu ve Başkent Üniversitesi eski rektörü Prof. Mehmet Haberal, “AKP bizim Patalya Otel’de kuruldu. O toplantılar değil de bizim yaptıklarımız mı yasa dışı… O gün yanımızda olanlar bugün yoklar ama, unutulmasın ki siyasette makamlar gelip geçicidir” dedi.
Gazeteport’tan Yusuf Sahici’nin haberine göre Prof Haberal ile Prof. Fatih Hilmioğlu, kendilerini hastanede ziyaret eden CHP milletvekili Çetin Soysal’a bir çok konuda dert yandı. Ergenekon iddianamesine de giren Kızılcahamam’daki Patalya Otel toplantılarına değinen Haberal, CHP milletvekiline şunları söyledi:
“BİZİM OTELDE KURULDU”
AKP’nin daha kuruluş aşamasında birçok toplantısı bizim Patalya Otelde ya da Başkent Üniversitesi salonlarında yapıldı. Oralarda sağlanan hizmetler ne çabuk unutuldu. O toplantılara bugünkü Başbakan ve bakanları da katıldı. O toplantılar değil de bizim aynı yerlerde yaptığımız toplantılar mı yasa dışı… Bu durum insanın içini acıtıyor.
“NE ADAMLAR GÖRDÜM”
Siyasetin içinde nice dostlarımız oldu. Nice insanın yaşamı benim tıbbi müdahalemle kurtuldu, yeniden hayata döndü. Bugün bakınca, o insanlara kızmıyorum ama yanımızda yoklar. Maalesef siyasi ikbal ve siyasi gelecek kaygısı, birçok şeyin önüne geçmiş. Oysa o makamlar gelip geçici. Ne adamlar gördüm hepsi de gelip geçtiler.
‘’TUTUKLULUK DEĞİL TUTSAKLIK’’
Soysal, GAZETEPORT’un sorularını yanıtlarken de “Prof. Hilmioğlu siroz hastası ve 492 gündür tutuklu.. Halen savunması da alınmadı. Bu uygulamalar 12 Eylül’de bile yapılmadı. Bunun adı tutukluluktan öte tutsaklıktır, zorla alıkoymadır. Haberal da Hilmioğlu da tutsak alınmıştır” dedi ve şunları söyledi:
“Prof. Haberal, 493 gündür tutulduğu o daracık hastane odasına, çektiği onca sıkıntıya rağmen küs değil, öfkeli değil, nefret dolu değil… Yargılanacaklarını ve bundan kaçınmadığını söylüyor. Ama ‘Hukuk işlesin, adam gibi hukuk işlesin’ mesajını verdi. Yeterli delil olmadan ve araştırma yapılmadan, sadece iftiralara ve karalamalara dayalı bir sürecin, hukukun işlemesine de engel oluşturduğuna dikkat çekiyor.”
İçerideki gazetecilerden isyan…
İkinci Ümraniye davasının tutuklu sanığı gazeteci Tuncay Özkan, Balyoz davası kapsamında generaller dışarda iken kendilerinin hapiste olduğunu belirterek isyan etti. Bağırarak konuştuğu için salondan çıkartılan Özkan, 5 duruşmaya katılmama cezası aldı. İkinci Ümraniye davasının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan salonda görülen 71. duruşması olaylara sahne oldu. Duruşmaya, gazeteci Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu 31 tutuklu sanık katıldı. Tutuklu yargılanan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, Ersin Gönenci ve İbrahim Özcan ise duruşmaya gelmedi.
Kurbanlık koyun değilim
Duruşmada söz alan Tuncay Özkan, mahkeme heyetine hitaben, “Bu davayı böyle sürdüremezsiniz. Niçin beni burada tutuyorsunuz? Hangi darbeyi yapmışım ben? Hangi general benden emir almış? Ben kime talimat vermişim. İnsanları mezbahaya gelmiş danalar, kuzular gibi tutmuşsunuz burada. Arkamda ordu yok diye beni burada tutuyorsunuz. Bağırmayın demeyin, bağırmak zorundayım. Benim suçum nedir? Neden, ’Balyoz’davasında böyle tutuklama yapılmaz diye insanlar salıveriliyor? Orada mı hukuk yok burada mı? Böyle yargılama olmaz. Yeter artık. Ya bana suçumu gösterin ya da bu yargılamayı bitirin. Kurbanlık koyun değilim” şeklinde yüksek sesle konuştu.
Açlık grevine başlıyorum
2 yıldır cezaevinde zulüm altında olduğunu ileri süren Özkan, şöyle devam etti: “Yatabiliyorsanız gelin koğuşta yatın. Kalem kitap gelmez. Ramazan geldi, gelin iftar yapalım var mısınız? Başkanım burada hukuk mu var? Hangi yasal gerekçeyle ben burada duruyorum. Burada faşizm var, insan hakları ihlali var. Bugünden itibaren açlık grevine başlıyorum. Cuma gününe kadar devam edeceğim. Adalet istiyorum. Gerekirse ölüm orucuna giderim. Ben sizin siyasi duruşunuza göre mi yargılanacağım? Ne ceza verirseniz verin. İdam verseniz de yine kabul etmeyeceğim. Bana ’darbeci’diyene, ’şerefsiz’ derim. ’Faşist’ diyene ’köpek’derim” diyerek bağırdı. Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün’ün bağırmaması konusunda uyardığı Özkan, “Bağırırım, adalet istiyorum” dedi. Bunun üzerine Şengün, salondaki jandarmalara talimat vererek Özkan’ı dışarı çıkarttı. Duruşmaya verilen kısa aranın ardından, Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün, Tuncay Özkan’a, duruşmadaki tavırları nedeniyle 5 duruşmadan men edilmesine karar verildiğini söyledi.
‘İnternet andıcı’ için 4 asker adliyede
Ümraniye Savcısı Zekeriya Öz’ün yürüttüğü İnternet Andıcı soruşturmasında Deniz Yarbay Altunay Şahin’in de arasında bulunduğu 3 subay ile bir sivil memur ifade vermek için Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. Altında Albay Dursun Çiçek’in ıslak imzasının bulunduğu öne sürülen “İrtica ile Mücadele Eylem Planı” belgesinin orijinalini gönderen meçhul subayın gönderdiği ikinci ihbar mektubuyla yaklaşık 1 yıl önce başlatılan soruşturma
kapsamında, aralarında 30 Ağustos’ta görevi sona erecek olan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu ve Albay Dursun Çiçek’in de bulunduğu 19 kişi savcılık tarafından ifadeye çağrılmıştı. Terör örgütü üyesi olamak iddiasıyla şüpheli olarak ifadeye çağrılan subayların bir kısmı 10 ila 20 gün arasında değişen rapor almış, bir kısmı ise yurt dışında oldukları için mazeret bildirmişti.
Balbay: Ben mi darbe yapmışım
İkinci Ümraniye davasının bir başka tutuklu sanığı gazeteci Mustafa Balbay da duruşmada “Ben mi darbe yapmışım” diye yakındı. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Tuncay Özkan’ın ardından söz alan Mustafa Balbay da yargılamanın ikinci yılına girdiğini belirterek, yargılama yükünün de arttığını ifade etti. Balbay, “Balyoz Planı” davasının sanıkları için yakalama kararının İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırılması ile ilgili olarak “Bu devletin ordusunun komutanları, darbeye eksik teşebbüs ederken, Balbay ve teğmenler tam teşebbüste mi bulunacak? Bizim dışarıda yasımızı tutanlar kimseyle pazarlık etmediği için mi burada tutukluyuz?” diye konuştu.
Tecrit altındayız
Gazeteci Mustafa Balbay, şunları söyledi: “70 yıl önce Nazım Hikmet’e cezaevinde daktilo verilmiş. Ancak bize verilmiyor. Yazı yazmaktan sağ elimi kullanamaz hale geldim. Ancak bu imkansızlıklar nedeniyle sol elimi de kullanmaya başladım. Cezaevinde tecrit altındayız. Diğer koğuşlarla görüşümüze de izin verilmiyor. Şu anda beni ne kadar ciddiye alacaksınız bilemem. Biz kurbanlık koyun değiliz. Adnan Menderes 9 ay 20 günde yargılandı. Deniz Gezmiş 15 ayda yargılandı.”
Cihaner:Nerede Kalmıştık
“İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nın Erzincan’da uygulamaya konulduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada, 17 Şubat’ta tutuklanan ve Yargıtay 11’inci Ceza Dairesi tarafından tahliye edilmesine karar verilen Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner, dün görevine başladı. Ankara’dan eşi Muhteber, 6 yaşındaki kızı Sıla ve kardeşleriyle birlikte iki otomobille yola çıkan Cihaner, Refahiye ilçesi yakınlarında Erzincan’dan gelen makam otomobiline geçti. Erzincan’a 10 kilometre kala bir dinlenme tesisinde ellerinde bayraklar ve Atatürk posteri bulunan yaklaşık 100 kişilik grup tarafından karşılanan Cihaner, otomobilden inerek kendisini karşılamaya gelenlerle selamlaştı. Daha sonra Erzincan Adliyesi’ne giden Cihaner, alkışlar ve “Cihaner onurumuzdur” sloganları arasında binaya girdi. Bu sırada Valilik Konağı tarafından bir kişi “yuh” diye bağırınca Cihaner’i karşılayanlar ile bu kişi arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Cihaner, adliye binasının merdivenlerinde duygularını soran gazetecilere “Nerede kalmıştık” dedi. Makam odasına geçen Cihaner’i hâkim ve savcılar ziyaret ederek “geçmiş olsun” dileklerini iletti. Makamında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cihaner, “Sizinle ilgili ifade verenlere karşı kininiz var mı” şeklindeki soruyu “Kin duymak ne kişiliğimin bir parçası ne de mesleğimde kine yer var. Yasalar vardır, kişisel bir mağduriyet ve hukuksuzluk algım varsa, yasalar çerçevesinde gereğini yaparım” diye cevapladı.
Çetin Doğan'a yine tahliye..
Balyoz soruşturmasında Çetin Doğan dahil 14 kişi tahliye edildi.
İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı görüşme sonunda aralarında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın ve emekli Korgeneral Engin Alan’ın da bulunduğu 14 kişinin tahliyesine karar verdi
Bu da sahteymiş…
3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ve Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’le ilgili iddiaların yer aldığı CD’nin kurgu olduğu, Erzurum Başsavcı Vekili Taner Aksakal tarafından açıklandı.
Dava dosyasında yer alan CD’de gizli tanık Erzincan, cemaatin üst düzey sorumlusu olduğu anlaşılan bir kişi ve dava dosyasında müşteki (şikâyetçi) olarak ismi geçen, cemaate ait bir kolejin müdürlüğünü yapan Ahmet Demir’in konuşmaları yer alıyor. Konuşmaların, ortam dinlemesi yoluyla kayda alındığı belirtiliyor. Mahkeme kararıyla yapıldığı belirtilen kayıtta, tanık Erzincan, cemaat evlerine silah yerleştirmesi için kendisini zorlayan MİT görevlilerinin, bir helikopter kazasında ölen BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun “gizli tanık” olduğu için öldürüldüğünü söylediklerini iddia ediyor.
Milliyet’in haberine göre konuşmalarda Cihaner’den, henüz hakkında dava açılmamış olmasına rağmen “yargılanan savcı” olarak bahsediliyor ve çeşitli suçlamalarda bulunuyordu. Kayıtta, gizli tanık Erzincan, 3. Ordu Komutanı Saldıray Berk ile görüştüğünü iddia ediyor. Emniyetin içinde Ergenekoncular olduğunu öne süren Erzincan, cemaat evlerinde kalan asker ve polislere komplo hazırlaması için kendisine 800 bin TL’lik çek verildiğini öne sürüyor.
Davanın 10 Mayıs’ta yapılan duruşmasında özel yetkili Başsavcı Vekili Taner Aksakal, CD için şöyle konuştu: “Kişinin (Ahmet Demir) tanık Erzincan’ın itirafları üzerine kendi imkânlarıyla yaptığı bir kayıt. Kişi, tanık Erzincan’ın bilgisi dahilinde, yani konuştukları delil olsun diye, sormuş, tanık Erzincan cevaplamış. Bu şekilde üç CD var. Yani gizli kaydedilmesi söz konusu değil. Ne kadar delil olur tartışılır tabii.”
Tutanaklara yansıdı
Sadece ajans muhabirlerinin izlediği duruşmada CD ile ilgili olarak konuşan Başsavcı Vekili Aksakal’ın sözleri tutanaklara da yansıdı. Gizli tanık Erzincan’la bu görüşmeyi yapan Ahmet Demir, Cihaner’in Yargıtay’da yargılandığı davanın Erzurum’daki davayla birleştirilmesine karşı çıkmış, reddihâkim talebinde bulunup, talebin reddine yönelik karara itiraz ederek dosyanın Yargıtay’daki duruşma öncesinde Diyarbakır’a gönderilmesini sağlamıştı.
Hikmet Sami Türk…
Cumhuriyet gazetesi yazarı Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu sanıkların yargılandığı ikinci Ergenekon davası duruşmasının iki ay sonra 10 Ağustos tarihine ertelenmesi adil yargılanma ilkesi açısından tartışma yarattı. Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, sürecin çok ağır işlediğine işaret ederek, “Gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gerekse anayasamız uyarınca davaların bu kadar uzun süre ertelenmemesi ve en kısa sürede kararın verilmesi gerekmektedir” dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Köksal Şengün, Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 23 sanığın tahliyesi yönünde oy kullanmasına karşın tahliye talepleri reddedildi. Şengün, Ekim 2009’dan bu yana Balbay ve Özkan hakkında 12. kez tahliye istemiş oldu. Mahkeme, davanın duruşmasını ise 10 Ağustos’a erteledi. 66 günlük bu aranın adil yargılanmanın ihlali anlamına geleceği, özellikle tutukluluk sürelerinin bir yılı aşması nedeniyle hak ihlallerinin arttığı vurgulandı. Ağustos ayında adli tatil başladığında mahkemenin nasıl bir yol izleyeceği de merak konusu oldu.
Uzun süre karar verilmemesi ve duruşmanın iki ayı aşkın süre ertelenmesini hukuk tekniği açısından değerlendiren Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, kişilerin özgürlüğünün temel kural olduğunu vurguladı. Tutuklamanın bir istisna olduğuna dikkat çeken Türk, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Tutuklama bir infaza dönüştürülmemelidir. Türkiye’nin kabul ettiği ve anayasamızın 90. maddesine göre temel hak ve özgürlüklerle ilgili olduğu için uygun olması gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre davaların makul süre içinde bitirilmesi gerekir. Aynı biçimde anayasamızda da davaların süratle sonuçlandırılması yargının görevidir. Uzunca zamandan beri Mustafa Balbay, Mehmet Haberal gibi insanlar tutuklu. Bu kişilerin henüz yargı önünde hesap vermek, yargının da onların savunmasını değerlendirme süreci tamamlanmamış, devam ediyor. Ağır işleyen bir süreç. Gerek AİHS gerek bizim anayasamızın gerekse adil yargılanmanın bir gereği olarak bu davaların bu kadar uzun süre ertelenmemesi, olabildiğince kısa sürede sonuçlandırılması, karar verilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde en temel hak bütün hakların temelindeki kişi özgürlüğü ihlal edilmiş olur.”
Ergenekon'da tahliye..
İkinci ’’Ergenekon’’ davasının tutuklu sanıklarından, Astsubay Ali Oktay Şahbaz tahliye edildi. Duruşma, 10 Ağustos Salı günü saat 09.00’a ertelendi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanık Mustafa Dönmez’in talebi doğrultusunda Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak, Ankara Zir Vadisi’ndeki kazılar konusunda jeolojik rapor alınıp alınmadığının sorulmasını istedi.
Pekgüzel, dosyada şikayetçi olarak yer alan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kazım Genç’in avukatının davaya katılma talebiyle ilgili olarak, iddianamede bu kişilerin şikayetçi olarak gösterilmeleri, iddianame ve dosya kapsamındaki açıklamalara göre suçtan zarar görme ihtimalleri dikkate alınıp, talebin kabulünü istedi.
Savcı Pekgüzel, tutuklu sanıklar Hüdayi Ünlüer ve Muzaffer Öztürk’ün de tahliyesini talep etti.
Duruşmada verilen aranın ardından, taleplere ilişkin mahkeme heyetince alınan kararlar, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu tarafından açıklandı.
Buna göre, sanıklar ve avukatların yazılı ve sözlü talepleri konusunda tutanaklar hazırlandıktan sonra, celse arası değerlendirilerek karar verilmesine hükmedildi.
Dosya kapsamı, delil durumu ve suç vasfının değişme ihtimalini dikkate alan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Astsubay Şahbaz’ın tahliyesine karar verdi. Şahbaz hakkında yurt dışına çıkış yasağı da koyan mahkeme, diğer 36 tutuklu sanığın bu hallerinin devamını kararlaştırdı.
Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün, Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu tutuklu 23 sanığın tahliye edilmeleri yönünde oy kullandı. Duruşma, 10 Ağustos Salı günü saat 09.00’a ertelendi.
Mustafa Balbay ve arkadaşları..
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada söz alan Balbay, kendisine yönelik suçlamalar ile deliller arasında hiçbir bağlantı olmadığını, hangi eylemimden dolayı ’’silahlı terör örgütüne üye olmak’’ suçundan yargılandığını bilmediğini söyledi.
’’Bana silah var mı diye sorulunca kalemimi gösterirdim. En son olabilecek şeyle suçlanıyorum’’ diyen Balbay, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün savunmasındaki’’Balbay ile görüşmem için emir verildi, görüştüm’’ şeklindeki beyanına değindi.
Gazeteci olarak Ankara’da dönemin Cumhurbaşkanı, Yargıtay Başkanı ve MİT Müsteşarı ile görüştüğünü ifade eden Mustafa Balbay, ’’Bunlarla görüşen bugün gazetelerde manşet yapıyor, ben cezalandırılıyorum. Görüşmenin gıyabımda gizli kayda alınmasından üzgündüm. Şimdi iyi ki çekilmiş diyorum. İyi ki kayıtların dökümü yapılmış. Ben gazeteciliği sokakta yapıyorum. Ben sokak böyle diyor, diyorum’’ şeklinde konuştu.
Yazarlığını yaptığı gazeteyi kastederek ’’Her iki Cumhuriyet’i de aynı aşkla seviyorum’’ diyen Balbay, gazetenin satışının artırmak için planlar yaptığını, Hacettepe ve Ankara üniversitesi ile ODTÜ de yüzde 20 indirimli satmak için görüştüğünü söyledi.
’’Kışlalarda da Cumhuriyet Gazetesinin indirimli satılmasının neresi suç? Burada darbe iddiası varsa demokrasiye darbe var. Ben gazetenin daha fazla satılması için çırpındım’’ şeklinde konuşan Balbay, Ersöz’ün hiçbir zaman kendisinin belge kaynağı olmadığını kaydetti. Balbay, ’’Keşke gazeteyi kışlalarda daha fazla satabilseydik. 2 Mehmetçik daha Cumhuriyet okuyabilseydi. Olabilir mi diye konuştuk, ama olmadı. Jandarma Genel Komutanı ile Cumhuriyet’in tirajı artar mı diye konuştum. Bunların hiçbiri olmadı. Keşke olsaydı’’ dedi.
’’Yassıada ihtilal, burası ihtimal mahkemesi”
Geçen hafta boyunca Yassıada’daki yargılamaların anlatıldığını ifade eden Mustafa Balbay, buradaki duruşma salonunun Yassıada’daki salondan daha geri olduğunu öne sürdü.
’’Ben berbere sadece ensemi tıraş et diyorum. İzleyiciler burada bizi arkadan görüyor’’ diyen Balbay, şöyle devam etti:
’’Biz burada daha kötü ortamda yargılanıyoruz. O davanın belli bir dosyası vardı, son dakikada ’bu belge de vardı’ denilmiyordu. Çerçevesi belliydi. Yassıada bir ihtilal mahkemesi, burası ihtimaller mahkemesi. Ne olacağı belli değil. Bir ihtimal var o da özgürlük mü dersin? Sonu özgürlük mü bekliyoruz. O davada 3 kişi idam edildi. 1971’de de 3 kişi idam edildi. Bu davada da 3 kişi fiilen infaz edildi. Türkan Saylan, Kuddusi Okkır ve Uçkun Geray öldü. Biraz daha devam ederse Yassıada’yı, 12 Mart’ı da geçer. Yassıada’da demokrasi töreni yapanları burada gerçeği görmeye çağırıyoruz.’’
Eski Bakan Oktay’a geçmiş olsun mesajı
Eski adalet bakanlarından Seyfi Oktay’ın gözaltına alınmasını da eleştiren ve Oktay’a geçmiş olsun dileklerini gönderen Balbay, Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın ’’Pirsultan gibi dönecek’’ sözlerini anımsattı.
Bu davanın müştekileri arasında olan Balkız’ın bile bu operasyonlardan yakındığını belirten Balbay, sözlerini tutuksuz olarak yargılanmak istediğini ifade ederek bitirdi.
Tutuklu sanık Tuncay Özkan da Ersöz ile görüştükleri iddia edilen 16 Aralık 2003 tarihli belgeye değinerek, ’’16 Aralık 2003 tarihli bir belge yok. Ersöz de olmadığını söyledi. Şimdi savcılara hodri meydan diyorum. Ben de bir şey varsa söylerim’’ dedi.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, bağırarak konuşması üzerine Özkan’ı ’’Aramızda 3 metre var’’ diyerek uyardı. Özkan da ’’Sesim size değil, duymayanlara’’ diye cevap verdi. Tutuklu sanık Mustafa Özbek de hiçbir şeyle ilgisi olmadığını belirterek, ’’Örgütün finansörü dediniz. Raporlarda hiçbir şey yok. Sendikanın parasını buradaki hangi kişiye vereceğim. Aklımı yemiş bir kişi olarak mı görünüyorum’’ şeklinde konuştu.
Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar da müvekkilinin sağlık raporlarının tekrar Adli Tıp Kurumuna gönderildiğini belirterek, bu kuruma güveninin kalmadığını söyledi. Dizdar, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinden video konferans yöntemiyle Ersöz’ün savunmasının alındığını hatırlatarak, ’’Video konferans 5 bin lira tuttu. Arkadaşları 50-100 TL vererek para toplayıp, video konferansın parası ödendi. Kefaletle serbest bırakılmasını talep edemiyorum, çünkü kefalet ödeyecek parası yok. Tahliyesini istiyorum’’ dedi.
İsanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinde oluşturulan salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, gazeteci Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay’ın da aralarında bulunduğu 32 tutuklu sanık katıldı.
Tutuklu yargılanan eski Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin, Durmuş Ali Özoğlu ve emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada tutuksuz yargılanan Emin Şirin de hazır bulundu.

Anıtkabir'e yürüdüler..
Anıtkabir’e yürüyecekler
29-05-2010 04:31
“Ergenekon”, “Poyrazköy” ve “Kafes Eylem Planı” davalarında tutuklu askerlerin yakınları bugün Anıtkabir’i ziyaret edecek.
Aralarında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan, emekli Orgeneral Şükrü Sarıışık, emekli Korgeneral Engin Alan, Kurmay Albay Dursun Çiçek’in de bulunduğu 37 tutuklu askerin yakınlarınca kurulan “babamibekliyorum.com” adresindeki haberde, “Son dönemde uykularımızı kaçıran hukuksuzluklarla mücadeleye destek olma fırsatını en sonunda yakaladık” denildi. Uzun uğraşlar sonucu resmi izin alınarak bugün 14.00’te Anıtkabir’de tutuklu ailelerine, yakınlarına ve destek vermek isteyen herkese açık olan çelenek koyma töreni düzenleneceği belirtilen haberde, “Bugünlere hep hedef olma korkusuyla, susarak geldik ve bunun çözüm olmadığını söyleyebiliriz” ifadelerine yer verildi.
