Tag Archives: AKP

AKP’den CHP’ye büyük katılım…



CHP Ankara İl Başkanı Zeki Alçin, iktidar partisi AKP’den CHP’ye büyük katılım olacağını açıkladı.
CHP’li Alçin, yaptığı yazılı açıklamada, CHP Ankara İl Başkanlığı tarafından Pazar günü saat 13.00’de Balgat Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda AKP’den CHP’ye katılım töreni düzenleneceğini bildirdi.

Zeki Alçin, “AKP Genel Merkez Danışmanı da dahil Ankara’daki AKP üyelerinden çok sayıda yurttaş CHP’ye katılacaktır. Katılanların arasında il ilçe düzeyinde de yöneticiler yeralmaktadır. CHP’ye katılacak tüm yurttaşlarımızı partimiz olarak kucaklıyoruz ve yuvalarına ‘hoş geldiniz’ diyoruz. Bu katılım da CHP’nin her geçen gün iktidar yolunda daha da güçlenerek büyüdüğünün açık bir göstergesidir” dedi.

Alçin, Pazar günü düzenlenecek törene CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu n katılarak bir konuşma yapacağını ve katılımcılara rozet takacağını bildirdi.

www.hurriyet.com.tr

Pantolon teklifi geri çekildi…

Kadın milletvekillerinin Genel Kurulda pantolon giymesine imkan sağlayan İçtüzük değişikliği teklifi, Anayasa Komisyonunca geri çekildi.

TBMM Genel Kurulunda verilen aranın ardından birleşimi açan Başkanvekili Sağlam, bugün Danışma Kurulu kararıyla gündemin birinci sırasına alınan İçtüzük değişikliği teklifinin Anayasa Komisyonunca geri çekildiğini açıkladı.Bunun üzerine Genel Kurulda tartışma çıktı. Muhalefete mensup partilerin Grup Başkanvekilleri ve bazı milletvekilleri, teklifin Genel Kurul gündemine girdiğini ve Komisyona “görüşme yapılmadan” geri çekilemeyeceğini belirterek, itirazda bulundu.Sağlam, İçtüzüğün ilgili hükümlerini okuyarak, komisyonun bir tasarı veya teklifi geri çekme hakkı bulunduğunu hatırlattı.İtirazların sürmesi üzerine Sağlam, usul tartışması açtı.

BDP’DEN BAŞÖRTÜSÜ ÖNERGESİ

Üzüm mü yiyeceğiz bağcıyı mı döveceğiz

Açılan usul tartışması üzerinde söz alan Ak Parti Grup Başkanvekili Ayşenur Bahçekapılı, İçtüzük’ün 88.maddesine göre, gündeme alındıktan sonra esas komisyon veya hükümetin tasarı ve teklifini geri çekebileceğini ifade etti. MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, iyi niyetle, samimiyetle bir zaruretin hukukileştirilmesi için bu kanun tasarısının hazırlandığını ve tüm grupların buna destek verdiğini söyledi. Şandır, şöyle konuştu:

“Ne olduysa, gerekçesini bize anlatmadan, muhtemelen kendilerinin de bilmediği bu kanun Komisyona geri çekilmeye çalışılıyor. İçtüzük 75′e veya 88′e göre, hiç önemli değil, bu niyeti sorgulamak lazım. Niye çekiyorsunuz? Yarın görüşelim ama niye Komisyona çekiyorsunuz? Ama bugün bu konuya bir başka şeyler girmeye başladı; ‘Kravat takılmasın, Genel Kurula başörtüsüyle girilsin…’ Üzüm mü yiyeceğiz bağcıyı mı döveceğiz. Başka alanların sorunlarını, başka alanlara karıştırarak tartışma çıkartmanın, gerginlik yaratmanın, anlamsız sürtüşmenin ne faydası var?

Samimiyetle, işbirliğiyle, uzlaşarak başladığımız işte ilk günde böyle bir tartışmaya sebep olmak doğru olmamıştır. Yükseköğrenimde başını örttüğünden dolayı öğrenim özgürlüğü kısıtlanan çocuklarımızın sorunları çözülmelidir.”BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da Meclis Başkanlığına kravat zorunluluğunun kaldırılmasını ve başörtüsü takılabilmesine olanak sağlayan önerge verdiklerini ifade etti.

Kaplan “Hükümet sıkıştı ve geri almak için manevralara girişiyor” dedi.Teklifin Genel Kurul gündemine alındığını ve görüşülmesi gerektiğini savunan Kaplan, “Artık görüşeceğiz. Bakan yok, komisyon arazi. Kendi teklifinizi üstelik komisyonda uzlaşılan teklifi burada görüşmekten niye sakınıyorsunuz? Komisyonda uzlaşılan teklifi erteleme yerine geri çekerseniz gerekçenizi getirin. Bunu için de Komisyonun çoğunluğunun olması lazım. Meclis iradesiyle bu kadar oynanmaz” diye konuştu.

Ak Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş da Komisyonun yerinde bulunarak ya da imzalı bir dilekçeyle teklifi geri çekebileceğini, bu iki işlem arasında bir fark bulunmadığını söyledi.Teklifin geri çekilmesine itiraz eden CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in bağırarak itiraz etmesi üzerine Sağlam, “Ben size söz vermedim. İlk önce söz isteyin. Burada söz istemeden konuşulamaz” uyarısında bulundu. Genç, kendisine sözle müdahale eden Ak Parti Grup Başkanvekili Elitaş’a da “Sen otur yerine” diye bağırdı.Usul tartışmasının sonunda Sağlam, Başkanlığın tutumunda bir değişiklik olmadığını açıklayarak, birleşimi yarın saat 15.00′te toplanmak üzere kapattı.

Önerge

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in imzasıyla teklif görüşülmeden önce Meclis Başkanlığına verilen önergede, “Genel Kurul salonunda yer alan milletvekilleri, bakanlar, TBMM teşkilat memurları ve diğer kamu personelinden erkekler ceket ile pantolon giyer, kadınlar ise tayyör, ceket ve pantolon giyer, dini inancının gerekli kıldığı başörtüsünü takabilir” ifadeleri yer aldı.

Gazetecilere de dağıtılan önergenin gerekçesinde, “bu değişiklikle toplumsal ve sosyal adaletsizliğin giderilmesi, dini inancı gereği başını örtme mecburiyeti hisseden ve böyle inanan kadınlara din ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde imkan tanınmasının amaçlandığı” belirtildi.

“Kravat takma mecburiyetinin günümüz dünyasında tek tipçi ve toplumu yukarıdan aşağıya, insanların kılık kıyafetine göre dizayn etme anlayışının ürünü olduğu” ifade edilen gerekçede, “bu mecburiyetin kaldırılmasının yine kişi hak ve özgürlüklerinin genişletilmesi için zorunlu olduğu” kaydedildi.

500 milyonluk…

AKP’nin çoğunlukta bulunduğu Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin son toplantısında kentin 1. sınıf tarım toprağı niteliğindeki 3 milyon metrekarelik alanının imara açılmasına meslek odaları büyük tepki gösterdi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Füsun Uyanık, “Bursa Ovası’nda 11 bin 245 hektar olan koruma alanı 9 bin 250 hektara düşürüldü. Kayıp her geçen gün artıyor. Sağlık kompleksi, eğitim vadisi gibi halkın kulağına hoş gelecek yatırımlar sıvılaşma ve taşkın riski bulunan bölgelere kaydırılıyor” diye konuştu.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Necati Şahin de 1/25.000 ölçekli Nâzım İmar Planı değişikliğiyle “toplulaştırma” adı altında tarım topraklarının imara açıldığını söyledi. Şahin “Belediye meclisinden geçen kararla imar hakkı verilen yerlerin tamamı taşkın alanı ya da depremde yerle bir olacak sıvılaşma bölgesidir. Buraları imara açmak rantı paylaşmaktır. Bir başka anlatımla fay hattının üzerine yapı izni vererek kentin geleceğiyle oynamaktır” dedi.

500 milyon dolarlık rant

Bursa’nın Yıldırım, Gürsu ve Kestel ilçe sınırları içinde kalabilen ve tarım yapılan önemli bölgeleri AKP’nin referandum öncesinde imara açmasıyla yaklaşık 500 milyon dolarlık bir toprak rantı yaratıldığına dikkat çeken meslek odaları temsilcileri, Bursa Çevreyolu’na Samanlı bağlantısının kabul edilmesiyle hisseli parsel satışlarının patlayacağı, çevre yolunun çevresinin işgal edileceği uyarısında bulundular.

TMMOB’ye bağlı meslek odaları 300 hektarlık yeni imar planı değişikliğine önce itiraz edeceklerini, sonuç alınamazsa iptal için yargıya gideceklerini vurguladılar.

AKP’nin Samanlı bölgesindeki taşkın alanına yapmak istediği 1000 yataklı sağlık kompleksi için Deliçay’ın taşkın alanı kâğıt üzerinde değiştirilmiş ve DSİ önce “hayır” dediği projeye değişikliğin ardından “Gerçekleştirilebilir. Taşkın riski kalmamıştır” raporu vermişti. Bursa Tabip Odası, Uludağ’dan gelen akarsuların birleştiği Samanlı bölgesinde taşkın alanı üzerine 1. sınıf tarım toprağında büyük çaplı sağlık kompleksi kurulmasına karşı çıkmıştı.

Dicle: Atalay bize söz verdi…

KapatIlan DEP’in eski milletvekillerinden Hatip Dicle, geçen yıl başlayan pazarlıkları açıkça ifade eden ilk isim olmuş, “İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Ahmet Türk’e söz verdi. Habur’a gelen PKK’lılar geldikleri gibi geçecekler” demişti.
Dİcle, Atalay’ın “Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı” dediğini de söylemişti. DTP lideri Ahmet Türk, bu sözleri yalanlamamış, nitekim 19 Ekim 2009’da Habur’a gelen teröristler şov yapmıştı.
Kapatılan DEP’in eski milletvekillerinden Hatip Dicle, geçen yıl başlayan hükümet ile PKK arasındaki pazarlıkları açıkça ifade eden ilk isim olmuştu. Diyarbakır’da geçen Aralık ayında düzenlenen KCK operasyonunda 7’si belediye başkanı 22 şüpheli ile birlikte tutuklanan Dicle, Diyarbakır 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada şu iddialarda bulunmuştu:
Hakim ve savcılar ayarlandı
“15 Ekim 2009 tarihinde Ahmet Türk beraberindeki bir heyetle birlikte İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı ziyaret etti. Ziyaretten 4 gün sonra 19 Ekim’de Mahmur ve Kandil’den grupların geleceği, bunların tutuklanmayıp serbest bırakılması durumunda dağdan inişin hızlanacağı, dağa çıkışın da duracağı bildirildi. Bakan Atalay da bu heyete ’Müsteşarımı Diyarbakır’a gönderdim. Hakim ve savcılar ayarlandı, geldikleri gibi geçecekler’dedi. 4 gün sonra da Silopi’den gelen 8 kişi, ’Biz gerillayız. Öcalan’ın çağrısı ile barış için geldik’ dedi ve bunlar sürecin olumlu sonuçlanması için gerektiği gibi tutuklanmayıp serbest bırakıldı.” Öte yandan Ahmet Türk, Atalay ile aralarında geçtiği iddia edilen diyalogu yalanlamamıştı.

Camide siyaset…

AB ile İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Pakistan’da meydana gelen sel felaketi sonrasındaki insani durum konulu özel oturuma katılmak üzere New York’a geldi.


Bağış’a Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı ve Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu da eşlik etti.


Egemen Bağış, Pakistan’a yardım konulu BM oturumuna asıl olarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun katılacağını ancak, oturumun Yüksek Askeri Şura toplantısından sonra ilk kez gerçekleşecek Milli Güvenlik Kurulu toplantısına denk gelmesi nedeniyle, MGK toplantısına hükümet olarak eksiksiz katılmayı uygun gören Başbakan Tayip Erdoğan’ın isteği üzerine kendisinin New York’a geldiğini belirtti.


Sohbet toplantısının ardından namaz kılıp, New York’ta yaşayan vatandaşlarla birlikte iftar yapan Mevlüt Çavuşoğlu ve Egemen Bağış, daha sonra Fatih Camii’nde birer konuşma yaptı.


Uzun yıllar New York’ta yaşayan Çavuşoğlu ve Barış, bu süreç içinde ABD’de yerleşik Türk toplumuna olan katkılarından söz etti.


Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Başkanı Çavuşoğlu, konuşmasında, kendisini Türkiye’yi tüm AB ülkelerine anlatmaya çalıştığını belirtti ve ‘Türkiye’nin ne kadar büyük bir ülke olduğunu, Türkiye’nin demokratikleşme, hukukun üstünlüğünü sağlama, insan hakları, temel hak ve özgürlükler gibi birçok konuda ne kadar mesafe kat ettiğini AB ülkeleri ve kurumlarına en iyi şekilde anlatıyorum’ dedi.


“Onlara değer vermemek lazım”


 AB ile İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da konuşmasına, ‘Biraz önce Mevlüt kardeşim, Türkiye’deki bir takım statükocu zihniyetin bizimle ilgili sözlerinden bahsetti. Onlara değer bile vermemek lazım, yorum bile yapmamak lazım. Çünkü onlar ne zaman Türkiye’de bir parça yetkiye sahip oldularsa millete kıtlık yaşattılar’ diye başladı.


“Hamdolsun Türkiye’de kervan yürüyor”


Bağış, konuşmasını ‘Millete sıkıntı yaşattılar. Fitne, fesatla işleri oldu, iftiralarla sadece iş yapmaya çalıştılar. İşte o yüzden de Türk Milleti onları ebedi muhalefete mahkum etti, vicdanlarda yargılandılar. Ama hamdolsun Türkiye’de kervan yürüyor kervan yürümeye de devam edecek’ diye sürdürdü.


Camide referandum !


New York’un Brooklyn semtindeki Fatih Camii’nde yaptığı konuşmada, muhalefet partilerini sert bir dille eleştiren Devlet Bakanı Egemen Bağış, 12 Eylül’de gerçekleşecek referandum konusunda da değindi.


Bağış, ‘O zihniyet, talimatla uzaktan kumandayla yönetilen muhalefet liderleri paketin içeriğine hiç girmeden, tamamen demagoji yaparak, insanlarımızın algısını, kafasını karıştırarak, insanları yanlış bilgilerle yönlendirmeye kalkıyorlar’ diye konuştu. Anayasa değişikliği paketinin, pozitif ayırımcılığı anayasal güvence altına aldığını anlatan Bağış, ‘Bu kısıtlı zihniyet, Anayasa Mahkemesi’ne gidip, anayasanın eşitlik mahkemesine aykırı diye bir karar çıkartarak onu engelleyebiliyorlardı. Pozitif ayırımcılığın, anayasal güvence altına alınmış olmasıyla o tür kararları engellemiş olacağız’ diye konuştu.


Hayır diyen zihniyetle mücadele edelim”


Bağış, Amerika’da yaşayan Türklerden, seyahat ya da bayram nedeniyle Türkiye’ye gidişlerinde, havalimanlarında kurulu sandıklarda oy kullanmalarını isteyerek, ‘Maalesef bu paketin içeriğini incelemeden, bazı demagojilerle, ‘hayır’ diyen zihniyetlerle de mücadele etmek durumundayız. O yüzden, sizlerin de bu konuyu iyi bilmenizi, Türkiye’deki sevdiklerinizle buradan yapacağınız görüşmelerde iyi anlatmanızı çok önemsiyoruz. Paketin içeriğini inceledikten sonra, hala gönlünde ‘hayır’ verme arzusu olanlar varsa onlara saygı duyarız. Ama paketin içeriğini okumadan, incelemeden, araştırmadan, sadece bir takım, işte Türkiye’de devleti hala çetelerin yönetmesini arzu eden, bulanık suda balık avlamaya alışmış karanlık zihniyettekilerin çağrılarının etkisinde kalıp, ‘hayır’ oyu veren kardeşlerimizi de bir kez daha düşünmeye davet etmek istiyorum’ diye konuştu.


Bağış, paketin mükemmel olmayabileceğine, eksiklikleri olabileceğine de değinerek, ‘Ama şunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu pakete ‘hayır’ dendiği zaman Türkiye hiçbir şey kazanmayacak. Ama bu pakete ‘evet’ dendiği zaman, bugünkünden daha iyi bir noktaya gideceğiz’ dedi.


















"Hayır"cı kadınlara gözaltı..

Antalya’nın Gürsu Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde bulunan bir site bahçesinde iki kadının üzerinde ‘Hayır’ yazılı el ilanı dağıttığı ihbarını alan polis hemen olay yerine gitti.

Hürriyet’in haberine göre; El ilanı taşıyan kadınlar ifadeleri alınmak üzere Fatih Polis Merkez Amirliği’ne götürülürken, savcılık talimatıyla gözaltına alınmaları istendi. Önce doktor kontrolünden geçirilen kadınlardan Ayşe Kabasakal’ın CHP Konyaaltı İlçe Kadın Kolları Başkanı, Yüksel Doy’un ise yönetim kurulu üyesi olduğu ortaya çıktı.

Gözaltı haberini duyar duymaz polis merkezine giden CHP İl Başkanı Özer Ülken, “Kesinlikle yasadışı bir ilan asma, yapıştırma söz konusu değil. Parti üyesi arkadaşlarımız bir site içerisinde polis tarafından gözaltına alınıp karakola getirilmişler. El ilanları ise il teşkilatımız tarafından bastırılan, üzerinde ‘12 Eylül’ü yaşatan AKP’ye hayır, Referanduma Hayır’ yazılı ilanlarla birlikte hem de bir site bahçesinde gözaltına alınmışlardır. Bu bir siyasi baskıdır. Şu an arkadaşlarımız karakolda ve gözaltında” diye konuştu. Gözaltındaki CHP’li kadınların geceyi nezarette geçireceği ve sabah Antalya Adliyesi’ne çıkarılacakları belirtildi.

Cumhuriyet

Balkız'dan neden "hayır"

Balkız, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez
ve bazı Alevi derneklerinin temsilcileriyle düzenlediği basın toplantısında, “12
Eylül anayasasına karşıymış gibi duran, kendini özgürlükçüymüş gibi tanıtan AKP’nin halka yalan söylediğini”
öne sürdü. Balkız, şöyle konuştu:

“AİHM ve Danıştaydan mahkeme kararları aldık. Bu aşamada oluşan kamuoyu
baskısı sonrası AKP bir ’Alevi Açılımı-Çalıştayı’ süreci başlattı. Sonunda anladık ki Alevilerin talepleri derken, meğer kendi taleplerini gerçekleştireceklermiş. Mevcudu yetmezmiş gibi ikinci bir din dersi, daha da güçlendirilmiş bir Diyanet İşleri Başkanlığı yarattılar. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili taleplerimiz için anayasal değişiklikler gerekiyorken, bunları bu paketin içine bile koymadılar. Sadece bu nedenle bile olsa 12 Eylül günü ’hayır’ diyeceğiz.”

Balkız, paketin memura toplu sözleşme hakkı veriyormuş gibi görünürken
hemen arkasından Kamu Görevlileri Hakem Kurulu aracılığıyla bunu geri aldığını,
12 Eylül katillerini koruma zırhından çıkaracakmış gibi göründüğünü ama onun
hemen arkasından ’zaman aşımı’ yoluyla onlara dokunamadığını öne sürdü.
Paketin, AKP’nin kendi ihtiyacının ürünü olduğunu iddia eden Balkız,
şöyle dedi:

“AKP kuvvetler ayrılığı prensibinden rahatsızdır. Yüksek yargıdan kurtulmak istemektedir. Bu sorunu da çözerse, molla rejimine doğru giden yolda önemli bir engelden daha kurtulmuş olacaktır.

Türkiye’nin yeni bir anayasaya gereksinimi elbette vardır. Ancak bu anayasanın ne hazırlanışı ne de içeriği şimdiki gibi olmalıdır. Bunu sağlamanın yolu ise tüm ezilenler, yok sayılanlar ve ötekileştirenler başta olmak üzere biz Alevilerin de vereceği demokrasi mücadelesine bağlıdır. Tüm bu nedenlerle 12 Eylül günü biz Aleviler de ’hayır’ diyeceğiz.” 

Açıklamaya, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu da destek verdi.

Koalisyon olabilir mi?

Son kamuoyu anketinde 12 Eylül’de yapılacak referandumda “hayır” oyları önde çıktı. İzmir ve Ankara’da daha çok “hayır”, İstanbul’da ise “evet” yönünde oy kullanıldı. Yine gençler ve kadınların büyük çoğunluğu anayasa değişikliğine “hayır” diyor.

SONAR Araştırma Şirketi’nin ağustos ayına ilişkin “Türkiye siyasi eğilimler ve beklentiler araştırması” yayımlandı. Toplam 25 il ve 45 köyde yapılan ankete 4 bin kişi katıldı. Araştırma sonuçlarına göre, 12 Eylül’de yapılacak halkoylamasına yüzde 50.87 “hayır”, yüzde 49.13 ise “evet” çıktı. AKP seçmeni, CHP’nin yüzde 7’si, BBP ve SP’nin büyük çoğunluğu ve MHP’nin 4’te biri “evet” yönünde oy kullanacakken yüzde 5.1’lik bir oran ise sandığı “boykot” edeceğini belirtti. İllere göre dağılımda, Mersin, Muğla, Balıkesir, İzmir, Denizli, Aydın, Tekirdağ, Adana, Antalya, Ankara, Eskişehir, Manisa’da “hayır”, İstanbul, Bursa, Kocaeli, Hatay, Samsun, Diyarbakır, Konya, Trabzon, Erzurum, Gaziantep, Urfa ve Maraş’ta ise “evet” oyları önde gidiyor.

Kadınlar ‘hayır’ diyor

18-24 ile 45-65 üstü yaş grubundakilerin çoğunluğu anayasa değişikliğine “hayır” derken 25-44 arasını kapsayanlar ise daha çok “evet”i tercih etti. Cinsiyete göre dağılımda ise erkeklerin çoğunun “evet” oyu vereceği, kadınların ise “hayır” diyeceği kaydedildi. Ankette siyasi eğilimlerle ilgili ise şu analiz yapıldı: “AKP’nin yüzde 37 oy oranının yaklaşık 16 puanı Kürt kökenli vatandaşlarımızdan geliyor. Bu durumda, Türk seçmenden yüzde 20 alması, AKP’nin birinci parti olmasına yetiyor. CHP’nin güçlenmesi ve referandum süreci, bir kısım MHP ve SP seçmeninin AKP’ye kaymasına neden olmuştur. Bu araştırmadaki oy oranları ile AKP’nin tek başına yeniden iktidara gelmesi imkânsız. Ufukta, AKP’siz bir koalisyon hükümeti görünmektedir. (AKP’nin oy oranı yüzde 40’a çıksa bile.)”

AKP düşüşte

Genel seçim anketinde ise AKP’ye yüzde 37.23, CHP’ye yüzde 31.20, MHP’ye yüzde 13.59 ve BDP’ye yüzde 4.02 oranında oy çıktı. Oranlar, 29 Mart seçim sonuçlarıyla karşılaştırıldığında AKP’nin oyları yaklaşık 1 puan düşerken CHP’ninkiler 8 puan artıyor. MHP’de de yaklaşık 2 puanlık bir düşüş yaşanıyor. Buna karşın, anket sonuçlarından kararsızlar ve görüş belirtmeyenler çıkarıldığında AKP ile CHP arasındaki oy oranı yaklaşık 2 puan iniyor. AKP yüzde 33.08 iken CHP 27.73 oluyor. MHP ise yüzde 12.08’de kalıyor.

Arınç gazetecilere hak verdi…

Bülent Arınç, NTV’ye verdiği özel röportajda, birbirinden ilginç açıklamalarda bulundu. Arınç, Ergenekon davası nedeniyle halen Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’a destek verdi. Arınç, konu ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Ben bugüne dek bu davayla ilgili sorulara ‘Hukukçuların işidir. Hala tutuklu olduklarına göre delil durumu bunu gerektiriyordur” diye yanıt veriyordum. Ancak son gelişmelerden sonra itirazlarına feryatlarına hak veriyorum. Bir suçlamanın yöneltildiği asıl failler hakkında işlem yokken bu gazetecilerin tutukluluğunun devam etmesi soru işareti yaratıyor. Bu feryatlara kulak vermek lazım..102 kişiyle ilgili farklı mahkeme kararları üzüntü vericidir… “

Referandum için Umre'ye erteleme…

Anayasa referandumu, dini siyasete alet eden iktidar partisinde, “Umre alarmı” başlattı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek, umre gezilerinin, ’evet’oylarının olumsuz etkileneceğini açıklayarak ertelenmesini istedi. AKP’nin son MKYK toplantısında konuşan Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek, şunları söyledi: “Ramazan umresi için 80 bin kişi başvurdu. Bunların büyük bölümü ’evet’oyu verecek kişilerdir. Bayramı da Mekke’de geçirecekleri için, referandumda oy veremezler. Bu bizi etkiler” dedi. İpek, umrenin başka dönem yapılması çağrısında bulundu. Teşkilatlara da genelge gönderilerek “yurtdışına çıkışların” 12 Eylül’e kadar kaldırıldığı duyuruldu.

Bunlar din istismarcıları

İpek’in bu açıklamalarına CHP’den sert tepki geldi. CHP Parti Meclisi üyesi ilahiyatçı İhsan Özkes, Umre ziyaretinin dinde önemli bir yeri olduğunu, ancak Ramazan ayında bu ziyaretin daha önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: “AKP, referandumda alacakları oyları ramazanda yapılacak umre sevabından üstün görüyor. Bu, Allah’ın dinine müdahaledir, din istismarcılarının asıl derdinin siyaset olduğunun açık bir belgesidir. AKP’lilerin istediği yönde oy vermenin sevabını, ramazanda umre yapmaktan daha sevap gibi göstermeye çalışmak, islama yapılabilecek en büyük zarardır.”

Meclis gündemine taşındı

Öte yandan, CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek, TBMM Başkanlığı’na Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle konuyla ilgili bir soru önergesi verdi. Dibek önergesinde, Erdoğan’a “Oy için bir ibadetin yasaklanmasını doğru buluyor musunuz?” diye sordu. Dibek, Başbakan’a şu soruları yöneltti: “Bir ibadetin yasaklanması, din ve vicdan özgürlüğüne aykırı değil midir? Bu vatandaşlarımızın hür fikirlerine ipotek koymak anlamına gelmemekte midir? Bu yasak ile AKP, dini siyasetin vesayeti altına almaya çalışmıyor mu? Bu sene Başbakan’ın bu yasağından sonra camilerdeki hutbelerde umre konusu işlenmeyecek mi?”

Fak-Fuk-Fon’dan iktidara oy satın alındı

MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal, referandum çalışması için Yunak İlçesi’ni ziyaret etti. Burada bir kahvehanede, Yunaklılarla biraraya gelen Bal, vali ve kaymakamları eleştirdi. 29 Mart 2009 yılında yapılan yerel seçimler öncesi Tunceli Valisi Mustafa Yaman’ın, kış ayında yolu olmayan, elektriği olmayan köylere devletin parası ile buzdolabı dağıttıp AKP’ye oy satın aldığını ve hakkında verilen hapis cezasının da para cezasına çevrildiğini ve Giresun’da aynı işleme devam ettiğini söyledi. Faruk Bal, vali ve kaymakamlarla ilgili iddiasında şöyle konuştu: “Yüzlerce kaymakam var, devletin Fak-Fuk-Fon’un dan AKP’ye oy satın alıyor. ’Fak-Fuk-Fon’ milletin parasıyla oluşturulmaktadır. Senin aldığın sigarın, suyun, ekmeğin parasıyla. Benim paramla kaymakam efendi, AKP’ye oy devşirmek, oy dilenmek için poşet hazırlıyor, paket hazırlıyor ve AKP’ye oy kazandırıyor. İşte AKP bunu devam ettirmek için bu Anayasa değişikliğini istiyor.” Haziran ayı sıcaklarında valilerin kömür dağıttığını belirten Faruk Bal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kömür dağıtımıyla ilgili eleştiri olunca, Başbakan, ’Tabi kömür dağıtacağız, Valiler dağıtacaktır bu kömürü’ diyor. Bunu duyan Elazığ Valisi, yağdanlığın, yağcılığın ölçüsünü bırakıp, devletin kendisine bahşettiği valilik şerefini, valilik haysiyetini ayaklar altına alıp, kömür dağıtan kamyonun muavinliğine talip olup fotoğraflar çektirip basına dağıttırıyor. Tayip beni görsün de iyi yağcı Vali olduğumu anlasın, beni biraz daha yükseltsin diye düşünüyor. İşte böyle umre,referandum, evet,hayır,haysiyetsiz Valilerin, devlet kademesi içinde yürürlüğünün devam etmesi için Anayasa değişikliği isteniyor.”