Milli Bayramlar güncellendi…
Cumhurbaşkanlığı’ndan resmi bayramlara ilişkin açıklama yapıldı.
Cumhurbaşkanlığı tarafından, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen başkanlığında Milli Bayramların kutlama esaslarının yeni bir bakış açısıyla gözden geçirilerek güncellenmesi ve çağdaş normlara uygun bir yapıya kavuşturulması amacıyla toplantı düzenlendiği, bu toplantılarla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı; 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinin daha çok ithaf edilen kitlelerce, buna karşılık 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ise daha geniş kitlelerin katılımıyla bugünkünden daha kapsamlı ve görkemli törenlerle kutlanmasının amaçlandığı bildirildi.
Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yer alan basın açıklamasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla 11 Ocak 2012 Çarşamba günü Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri İsen başkanlığında; Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığından üst düzey yetkililerin katılımıyla Çankaya Köşkü’nde toplantı gerçekleştirildiği belirtildi.
Toplantıyla ilgili olarak basın-yayın organlarında yapılan yorumlar üzerine, bazı hususların kamuoyuyla paylaşılmasında yarar görüldüğü bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Bilindiği gibi, milli bayramlar, ihdas edilmeleriyle birlikte, çeşitli dönemlerde zaman zaman isim ve içerik olarak yeniden değerlendirilmiş ve günün şartlarına uygun hale getirilmiştir. Milli Bayramların kutlama esaslarının yeni bir bakış açısıyla gözden geçirilerek güncellenmesi ve çağdaş normlara uygun bir yapıya kavuşturulması amacıyla düzenlenen söz konusu toplantıda; karşılıklı görüş teatisinde bulunulduktan sonra, ilki 1 Şubat ve ikincisi 14 Mart tarihlerinde düzenlenecek toplantılarda, alınan kararların olgunlaştırılması yönünde mutabık kalınmıştır.
Bu toplantılarla amaçlanan temel husus, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı; 30 Ağustos Zafer Bayramı törenlerinin daha çok ithaf edilen kitlelerce, buna karşılık 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ise daha geniş kitlelerin katılımıyla bugünkünden daha kapsamlı ve görkemli törenlerle kutlanmasıdır.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa İsen’in başkanlığında yapılan ilk toplantıda, Cumhuriyet Bayramı dışında kalan milli bayramların kaldırılması söz konusu edilmemiş, tersine bu milli günlerin ruhuna uygun bir şekilde, coşkuyla ve geniş katılımla kutlanması doğrultusunda görüşler dile getirilmiştir.”
2.Titanic’te kaptan hatası…
İtalya gazeteleri, Toscana açığında kaza yapan “Costa Concordia” adlı kruvaziyer gemisinde yaşanan ilginç ayrıntıları aktarmaya devam ediyor. Gemi kaptanının filikada olduğu sırada gemide 200 kişinin olduğunu öğrenen sahil güvenlik görevlilerinin gösterdiği tepki de telsiz konuşmalarının deşifre edilmesiyle ortaya çıktı.
“La Repubblica” gazetesinde yer alan habere göre, “Costa Concordia”nın geçen cuma akşamı Giglio adası açıklarında kayalıklara çarpmasının ardından olayı, güvenlik birimlerine ilk haber veren, gemideki bir yolcunun Toskana’nın iç kısımlarındaki Prato kentinde oturan annesi oldu.
Kayalıklara çarptıktan sonra 10 dakika içinde makine dairesinden su almaya başlayan gemide seyahat eden kızı aracılığıyla haber aldığını belirten bir anne, durumu Prato Jandarma karakoluna aktardı.
Sahil Güvenlik Komutanlığı “Otomatik Tanıma Sistemi (AIS)” sayesinde sorunlu geminin “Concordia” olduğunu tespit etti ve gemiyle irtibata geçti.
“HER ŞEY YOLUNDA”
“Sorun mu var” sorusuna, ilk aşamada, kaptan Francesco Schettino’nun “Her şey yolunda. Küçük bir elektrik kesintisi yaşadık. Yeniden harekete geçiyoruz” yanıtını verdiği basına yansıdı.
Kaptan Schettino’nun söylediği bu sözler sırasında, geminin makine dairesinin su almaya başladığı ve elektrik kesintisinin bu nedenle yaşandığı belirtiliyor.
Saat 22.30 sularında gemi kaptanının, Livorno Sahil Güvenlik Komutanlığı ile tekrar iletişime geçtiği ve sol taraflarında bir açık olduğunu ve burada içeriye su sızıntısı olduğunu ancak, merak edilecek bir şeyin olmadığını söylediği kaydedildi. Kaptanın bu andan sonra geminin su almasını önlemek için birtakım manevralar yaptığı ancak “Concordia”nın kısa bir süre zarfında 20 derece yan yattığı ve hükmedilemez duruma geldiği anlatılıyor. Livorno Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın Kaptan Schettino’nun verdiği bilgilerden tatmin olmadığı da aktarılan bilgiler arasında yer aldı.
Geminin durumu dakikalar geçtikçe kötüye giderken, sahil güvenlik birimlerinin yönlendirmesiyle bölgede devriye görevinde olan bir mali polis helikopterinin saat 22.45 civarında, bölgeye gelerek, gemi yöntemiyle irtibata geçtiği ve Schettino’nun acil durum çağrısında bulunmayı kabul ettiği belirtildi.
“GEMİYE DÖN” ÇAĞRISINA UYMADI
Saat 23.00′ten biraz önce kaptan Francesco Schettino’nun Livorno ile yeni bir bağlantı kurarak, “Gemiyi tahliye işlemi sürüyor. Tahminen 200 ile 300 kişi güvertede” derken, sahil güvenlik komutanlığı bu ifadelere şaşırarak, “200 ile 300 kişi mi? Ama bu nasıl olur? Yarım saatten az bir sürede 4 bin kişi taşıyan Concordia nasıl tahliye edilir? Bu sayı makul değil” şeklinde kaptanın verdiği gemideki yolcu sayısını inandırıcı bulmadığını ifade ediyor.
Kıyı yönetimi ile gemi kaptanı arasında geçen bu konuşmalar esnasında olay yerine varan güvenlik ekiplerinden gelen ilk raporlarda geminin 60 derece yattığı ve sadece geminin sağ tarafından filikalara tahliye işleminin yapılabildiği bilgileri merkeze varıyor.
“Concordia”da işlerin yolunda gitmediğini anlayan Livorno’daki Sahil Güvenlik Komutanlığı operatörü Gregori De Falco ile kaptan Schettino arasında geçen diyalog şöyle:
Operatör De Falco: “Size bir kez daha soruyorum. Bana gemide kaç kişi olduğunu söyler misiniz?”
Kaptan Schettino: “200 kişi” (Israrlı bir cevap veriyor)
De Falco: “Kaptan bana bir iyilik yapıp, kaç kişi olduğunu sayar mısınız?”
Schettino: “Sayamam”
De Falco: “Nasıl sayamazsınız?”
Schettino: “Sayamam çünkü; ben de bir teknedeyim”
De Falco: “Hemen gemiye geri dönün”
Schettino: “Bunu yapamam. Buradan yardımları yönetiyorum.”
KAPTANIN SORGUSUNA YARIN BAŞLANIYOR
Costa Concordia isimli kruvaziyer geminin kaptanı Francesco Schettino “Kazara ölüme sebebiyet vermek”, “Felakete sebep olmak” ve “Üzerinde yolcu varken gemiyi terk etmek” suçlamalarıyla olayın hemen ardından tutuklanmıştı. Kaptan Schettino’nun, olayla ilgili sorgusuna yarın başlanacağı, bu süre içinde kendisinin Grossetto hapisanesinde tutuklu kalacağı daha önce açıklanmıştı.
Grosetto Cumhuriyet Savcısı Francesco Verusio, güvenlik yetkilileri ve görgü tanıklarının ifadesinden yola çıkıldığında olaydan ilk aşamada kaptan Schettino’nun sorumlu olduğunu duyurdu.
Bu arada, sosyal paylaşım sitesi “Facebook”da kaptan adına açılan sayfada hem çok sayıda tepki içerikli yorumlar hem de destek veren yorumlar yapıldığı görülürken, “Twitter”da da gemideki tahliye işleminin ne kadar kötü idare edildiğinden bahsedildiği dile getirildi.
KAZANIN NEDENİ KARAYA FAZLA YAKLAŞMA
İtalyan basınında yer alan haberlerde, kazanın nedeni olarak; “Costa Concordia”nın Giglio Adası’nı selamlamak için adaya fazla yaklaştığı iddiası öne çıkıyor.
Gemide bulunan yolculardan birinin kız kardeşinin sosyal paylaşım sitesi “Facebook”a yerel saatle 21.08′de yazdığı bir ileti de bu iddiaları kuvvetlendirecek cinsten. İletide; “Birazdan Concordia, kardeşimle birlikte yakından geçecek” yazıyor.
“Costa Concordia”nın, adadaki limanın güneydoğusunda, kıta sahanlığında yer alan kayalıklara sağ taraftan çarptığı ardından 7 derece sol tarafa yaslanarak yol almaya devam ettiği anlatıldı. Geminin, komuta merkezinin kararıyla, az gerisinde kalan Giglio limanına geri dönmek için “U” dönüşü yaptıktan sonra limanı karşısına alacak derecede 90 derece sol tarafa yan yatarak, adanın kayalıklarına dayandığı ifade ediliyor.
ÇEVRE FELAKETİ RİSKİ
Kaza nedeniyle gemi enkazında halen kayıp olan 16 kişinin aranmasına devam edilirken, bir başka endişe konusu ise geminin yakıtının denize yayılıp bir de çevre felaketine yol açması.
Çevreciler, geminin yakıt deposunda 2 bin 380 ton yakıt bulunduğu bunun kontrollü bir şekilde alınmaması durumunda çevre için çok büyük felaket olacağı uyarısını yaptı.
Çevrecilerden ve eski Toskana Bölgesi Takımadaları Derneği Başkanı Mario Tozzi, “Yakıt tankları hemen boşaltılmalıdır” derken, büyük gemilerin kıyılarında dolaşmalarına izin verilmemesi gerektiğini belirtti.
Çevre Bakanı Corrado Clini de yaptığı açıklamada, geminin yakıt tankından sızıntı olmaması için çalıştıklarını açıkladı.
İtalyan arama-kurtarma ekiplerinin dev kruvaziyerin enkazında kayıp 16 kişiyi bulmak için çalışmaları gece-gündüz durmaksızın devam ederken, bölgede bugün itibariyle kötüleşen hava koşulların çalışmaların yavaş ilerlemesine neden oluyor.
Karaciğer yağlanmasına sebep…
Danimarkalı araştırmacıların yaptığı bir araştırmaya göre her gün bir litre gazlı içecek tüketenlerde karaciğer ve kaslar ilr bel bölgesindeki organlarda yağlanma görülüyor.

Bu tip yağlanmanın diyabet riskini yükselttiği ve kalp hastalıklarını tetiklediği biliniyor. Harvard Üniversitesi’nden araştırmayı yorumlayan Dr. Frank Hu araştırmanın “kilo artışıyla vücuttaki yağ artışının etkileri arasındaki farkı ortaya koyduğunu” açıkladı.
Araştırmayı gerçekleştirenlerden Dr. Björn Richelsen araştırmaya katılan deneklere 6 ay boyunca su, süt, gazlı içecek ve diyet gazlı içecek tüketmelerini istedi
Araştırmaya katılanların birçoğu obez veya fazla kilolu insanlardan seçildi. Dr. Richelsen özellikle obez insanların seçildiğini çünkü fazla kilolu insanların beslenme değişikliklerine karşı vücutlarının daha fazla duyarlılık gösterdiğini belirtti.
Bahçeli: 19 Mayıs’ta art niyet…
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hükümetin 19 Mayıs kutlamalarına yaptığı yeni düzenlemeyi “art niyetli girişim” olarak tepki gösterirken, 12 Eylül iddianamesi için de “Fatura iki kişiye ihale edilemeyecek kadar kabarıktır” dedi.
“Türkiye sistemli bir karşı duruşun, Cumhuriyetin kanına girmeyi gündemine alan ayırıcı dinamiklerin baskı ve tuzakları ile yüz yüze kalmıştır. 19 Mayıs kutlamaları üzerinden yürütülen ve daha hangi gelişmelere yol açacağı belirsiz olan art niyetli girişim ve niyetlerin, milletimizin varlık değerlerine tam anlamıyla kasteden bir duruma geldiği anlaşılmıştır. Cumhuriyetin ilanına giden sürecin miladı olan 19 Mayıs tarihini hezeyan dolu bahanelerle çarpıtmak, çaptan ve gözden düşürmeye cüret etmek AKP’nin gizli gündemleri paralelinde hareket ettiğini bir kez daha teyit etmiştir. AKP, milleti milli kabullerinden koparmak amacıyla tezgâh üstüne tezgâh kurmuştur.
İntikamcı hevesler
Hukukun, baskı ve yıldırma mekanizmasına alet olması nerede duracağı belirsiz olan otoriterleşme güdülerini azdırmıştır. Başbakanın, kendi partisine ve yönetim anlayışına demokratik tepki gösterenlere karşı tahammülsüzlüğü bu vahim sürecin teşvik edici unsurlarından birisi olarak herkesin malumudur. Adalet alanındaki sübjektif ve tek taraflı değerlendirmeler, intikamcı hevesler demokrasinin olgunlaşmasına zarar vermiştir. Üstünlerin hukukuna son verme iddiasında olan bu zihniyet, kendi üstünlüğünü sağlamak için gerçek niyetlerine sinsice zemin hazırlamıştır. AKP’leşen hukuk ülkemizin çivisini çıkarmaya namzet sorunların en başına yerleşmiştir. AKP, adalet kurumlarını siyasi tasallut altına almış, gözünü kan bürümüşçesine içini boşaltmış ve bu konudaki hırsı şuurunu kapatmıştır.
İki kişiye ihale edilemez
1980 ihtilalinin hayatta kalan şahısları hakkında, en sonunda hazırlanan iddianame kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçilmiştir. AKP, bu meseleyi siyasi istismar malzemesi olarak kullanmakta ve hukuken sonuç alamayacağını bildiği bir konu üzerinden milletimizi oyalamayı tercih etmektedir. İkinci olarak, 12 Eylül zulmünün ve çilesinin faturası iki kişiye ihale edilemeyecek kadar derin ve kabarıktır. Bu durum karşısında dönemin tüm faillerinin, esrarengiz bağlantıların, insanlık dışı muamelelerin, işkencecilerin, kirli ilişkilerin ve yaşanan tüm trajedilerin de mutlaka ele alınması ve zalimlikle bütünleşmiş ara rejim yıllarının kuytuda kalan taraflarının aydınlatılması gerekmektedir. 12 Eylül 1980’de hukukun boğazına yağlı urgan geçiren vicdansızlarla; 12 Eylül 2010 tarihinde adaletin terazisini kıran bozguncu zihniyetin aynı alanda kümelendiklerini ve benzer hedefler taşıdıklarını bir gün herkes görecek ve mutlaka idrak edecektir.”
AKP’nin Başbuğ çelişkileri
“YARGININ AKP güdümüne girerek tarafsız kimliğinden sıyrıldığı görünür hale gelmiştir. Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasının arkasından ortaya çıkan haklı eleştiriler bunu göstermektedir. Meselenin manidar bir başka yanı ise AKP’de, Başbuğ’un tutuklanması ve nerede yargılanacağı konusunda yaşanan ikilemlerin ve çelişkilerin su üstüne çıkmasıdır. Başbakan Erdoğan’ın tutuklama işlemini sorgulamasının ve Cumhurbaşkanı Gül’ün Yüce Divan hatırlatması yapmasının gerisinde milletimizin gelişmeleri öfkeyle izlemesi etkili olmuştur. Anlaşılmaktadır ki, mahkemelerin bağımsızlığına AKP ve işbirlikçileri tarafından arkası arkasına suikast düzenlenmektedir.”
www.hurriyet.com.tr
Denktaş’ın yeri belli oldu…

Çalışma odasında babası Rauf Denktaş’ı anlatan Serdar Denktaş, “Babam Türklüğe, Osmanlı’ya hayrandı” dedi. Babasının konuklarını kabul ettiği odadaki en büyük tablonun Osmanlı Devlet Arması olduğunu söyleyen Serdar Denktaş, şöyle konuştu: “Bıraktığı en büyük miras soyadıdır, fikirleridir, idealleridir. Bu soyadını taşımaktan da gurur duyuyorum.”
KIBRIS davasının kahraman lideri, KKTC’nin kurucusu ve 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, son yolculuğuna hazırlanırken, oğlu Serdar Denktaş taziyeleri kabul ettiği babasının ofisinde Hürriyet’e konuştu ve geride bıraktığı onbinlerce resmi belge ve bizzat çektiği milyona yakın fotoğrafın araştırmacıların hizmetine sunulacağını açıkladı. Denktaş’ın konuklarını kabul ettiği odanın duvarındaki en büyük tablo ise Osmanlı Devlet Arması’ydı. Denktaş, “Bu halk, Osmanlı Türk askerinin adadan gidişini yaşadı. Eğer böyle bir şey yeniden olacaksa, Türk askerinin gidişini Allah bana göstermeden canımı alsın” diyordu. Oğlu, babasının “Türklüğe, Osmanlı’ya hayran olduğunu” belirtti. Büyük bir üzüntü yaşayan ve “Bıraktığı en büyük miras soyadıdır, fikirleridir, idealleridir, bu soyadını taşımaktan da gurur duyuyorum” diyen Serdar Denktaş, babası Rauf Denktaş’ın cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra vaktinin büyük bir bölümünü geçirdiği başkent Lefkoşa’daki çalışma ofisinde sorularımızı yanıtladı. Oğul Denktaş, çalışma odası, oturduğu sandalye ve eşyaları özenle temizlenmiş, girişe kapatılmış ofisi hakkındaki planlarını şöyle dile getirdi:
Kuvvetli kar ve buzlanmaya dikkat!!!
Meteoroloji’den Türkiye’ye önemli uyarı
Yurdun büyük bölümünde buzlanma ve don olayı, doğu kesimlerde kuvvetli kar yağışı bekleniyor.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye, Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisinde bulunuyor.
Yapılan son değerlendirmelere göre Kırşehir, Yozgat, Sivas, Kayseri, Tokat, Amasya ile Samsun ve Ordu’nun yüksek kesimlerinde kuvvetli kar yağışı bekleniyor.İlgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları isteniyor.
Hafta boyunca hava sıcaklıkları hissedilir derecede azalarak, iç ve batı bölgelerde mevsim normallerinin 4-6 derece altında seyredecek. Düşük sıcaklıklar ve mevcut kar örtüsü nedeniyle Ege ve Akdeniz kıyılarında hafif, Marmara ile iç bölgelerde kuvvetli buzlanma ve don olayı bekleniyor.
Kuvvetli buzlanma ve don olayı ile doğu kesimlerde beklenen kuvvetli kar yağışının oluşturacağı olumsuz şartlara karşı zirai üreticiler ve sürücüler başta olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların tedbirli ve dikkatli olmaları isteniyor.
ANKARA’DA KÖTÜ HAVA
Ankara Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, belediye ekipleri kent trafiğinin aksamaması için karlanma ve buzlanmaya karşı her türlü önlemi alıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan bilgiye göre kar yağışının saat 01.00′e kadar devam etmesi, hava sıcaklığının da eksi 5 dereceye kadar düşmesi bekleniyor.
Hava sıcaklığının eksilere düşmesi nedeniyle buzlanmanın gelecek hafta sonuna kadar devam edeceğini belirten yetkililer, sürücüleri kış koşullarına uygun olmayan araçlarla trafiğe çıkmamaları konusunda uyardılar.
Vatandaşların toplu taşıma araçlarını kullanmalarını isteyen yetkililer, buzlanmanın gelecek hafta sonuna kadar devam edeceğini kaydettiler.
Kişisel önlemlere de dikkati çeken yetkililer, Büyükşehir Belediyesinin kar ve buzla mücadele araçlarının kentin 55 farklı noktasında çalışmalarını sürdüğünü de bildirdiler.
Katar Emiri: Suriye’ye Arap askeri gönderilmeli..
Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife el Tani, Suriye’ye Arap askerleri gönderilmesi gerektiğini savundu.
El Cezire’nin bildirdiğine göre, ABD’li haber kanalı CBS’te yayınlanan 60 Minutes programına bir röportaj veren Şeyh Hamad, Arap ülkelerinin müdahalesinden yana olup olmadığı sorusuna, “Ölümleri durdurmak amacıyla, bazı askerler gidip ölümleri durdurmalı” yanıtını verdi.
Şeyh Hamad bu ifadeleriyle 10 aydır yaşanan rejim karşıtı gösterilerde, Birleşmiş Milletler verilerine göre 5 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği Suriye’ye dış müdahaleyi açık açık desteklediğini söyleyen ilk Arap lider oldu.
Arap dünyasındaki ayaklanmalar üzerinde kendisinin nasıl bir etkisi olduğu sorusu üzerine ise, Şeyh Hamad, “Bizler bu ülkelerin halkını destekliyoruz. Bu insanların tek istediği adalet ve saygınlık. Eğer etkiden kastınız buysa ben bunun sağlıklı bir etki olduğunu düşünüyorum. Bence bütün dünya buna destek vermeli” diye konuştu.
www.hurriyet.com.tr
Titanic gibi…
“Titanik dehşetini yaşadık”
İtalya’da 4 bin 200 kişiyi taşıyan bir cruise gemisinin karaya oturması sonucunda resmi açıklamalara göre üç kişi hayatını kaybetti. Gemideki dokuz Türk vatandaşının sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Yolcular kaza anını, Titanik faciasına benzetti.
Grosseto kenti yakınındaki Giglio Adası açıklarında yaşanan kazada, “Costa Concordia” isimli gemideki yolculardan üçünün hayatını kaybettiği, 14 kişinin de yaralandığı bildirildi. Sahil güvenlik yetkilileri 50 ile 70 kişinin kayıp olmasından endişe edildiğini açıkladı.
İtalya’dan gelen ilk haberlerde, ölü sayısının altı olduğu öne sürülmüştü. Yetkililer, daha sonra, kurtarma çalışmaları sırasında yaşanan paniğin kafa karışıklığına neden olduğunu açıkladı. Bununla birlikte ölü sayısının artabileceğinden endişe ediliyor.
Ölenlerin yolcu mu mürettebat mı olduğu ve kimlikleri konusunda henüz bir açıklama yapılmadı ancak ilk gelen bilgilere göre hayatını kaybedenlerden 2′si Fransız yolcu, biri de Perulu tayfa.. Gemiden gelen fotoğraflarda çok sayıda yolcuun Asyalı olduğu görüldü. Ölenlerden birinin gemiden atlarken kalp krizi geçiren 70 yaşındaki bir erkek olduğu öne sürüldü.
CHP’den 81 İl’e 19 Mayıs mektubu…
CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil ve Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap imzasıyla CHP’nin 81 İl Başkanı’na bir mektup gönderildi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap ve CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil imzasıyla CHP İl Başkanlıklarına gönderilen mektupta, “19 Mayıs törenlerini yasaklama kararını alanlar, bir süre önce, ‘Aslında milli mücadelenin yapılmamış olduğunu ve kurtuluş savaşının da kurmaca olduğunu’ iddia edenlerdir” denildi.
Bu kararı alanların akıl hocalarının, Atatürkçülüğü hakaret olarak kabul edenler ve Cumhuriyetin bütün sembollerine faşist iftirasını atanlar olduğunun iddia edildiği açıklama şöyle devam etti; “19 Mayıs törenlerini yasaklama kararı , AKP’nin iktidar sürecinde Türkiye’nin birliğini temsil eden sembollere karşı bilinçli bir saldırı kampanyasıdır. AKP’nin iktidar sürecinde ve giderek artan bir biçimde, Türkiye’nin birliğini temsil eden sembollere karşı bilinçli bir saldırı kampanyası sürdürülmektedir. 19 Mayıs Törenlerinin iptali kararı, bu bilinçli kampanyanın sadece bir parçasıdır. Bu karar, Türk Gençliğine emperyalizm karşısında direnme ilhamını ve cesaretini veren, milli mücadeleye ve kuvay – ı milliye ruhuna yöneltilen bir saldırıdır. Bu kararı alanlar bir süre önce, “aslında milli mücadelenin yapılmamış olduğunu, kurtuluş savaşının ise kurmaca olduğunu” iddia edenlerdir. Bu kararı alanların akıl hocaları, Atatürkçülüğü hakaret olarak kabul edenlerdir. Cumhuriyetin bütün sembollerine faşist iftirasını atanlardır. 19 Mayıs Törenlerinin iptalini, incir çekirdeğini doldurmayan ve gülünç mazeretlerle izaha kalkanların zerre kadar samimi olmadıkları açıktır. Bu törenleri iptal edenlerin derdinin sadece usulle veya içerikle ilgili olmadığı herkes tarafından çok iyi bilinmektedir. Dayanaksız ve ikna edicilikten uzak bu savunmaların peşine takılmak, asıl büyük oyunu gözden kaçırmaktır.”
Sorunun törenlerin içeriğiyle yani usulle ilgili olmadığının savunulduğu açıklamada “Mesele esasla ilgilidir. Bunların derdi 19 Mayısın bizatihi kendisiyle ilgilidir. Amaç Türk Halkının maneviyatını, moral değerlerini, cesaret ve kararlığını topluca baskı altına almaktır. Amaç, çaresizlik duygusunu bütün topluma yaymaktır. Amaç, kendisini çaresiz hisseden, referanslarından uzaklaşmış, bağımsızlık ruhunu kaybetmiş bir toplum oluşturmaktır. Amaç, refleksleri yok edilmiş, direnemeyen, itiraz edemeyen bir toplum yaratmaktır. Çok iyi bilinmelidir ki; AKP İktidarında 29 Ekim törenlerinin iptalinin ilk olmadığı gerçeği gibi, 19 Mayıs törenlerinin iptali de son olmayacaktır. Bugün; Toplumumuzu bir arada tutan bütün ortak değerlerimiz saldırı altındadır. Adalet duygumuz saldırı altındadır. Demokrasinin değerleri saldırı altındadır. Bağımsızlık bilincimiz saldırı altındadır. Beraber bir vatan kurabilmiş olma, bir devlet kurabilmiş olma güvenimiz ve cesaretimiz saldırı altındadır. Herkesi, bize dayatılan asıl büyük resmi görmeye davet ediyoruz. Herkesi birlik sembollerimize sahip çıkmaya, bir olmaya ve baskıya direnmeye davet ediyoruz. CHP halkla bütünleşerek kararlı, ilkeli mücadelesini sürdürecek ve şer güçlerinin oyunlarını bozacaktır.”
www.hurriyet.com.tr
19 Mayıs kutlamaları yapılmayacak…
19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları bundan böyle yapılmayacak…
“19 Mayıs öğrencileri eğitimden uzak tutuyor”
Milli Eğitim Bakanı Dinçer: “19 Mayıs törenleri öğrencileri eğitimden uzak tutuyor”
Güncelleme:13 Ocak 2012 22:10
KONYA (ANKA) – Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, 19 Mayıs törenlerinin yapılmayacağı tartışması başlatıldığını belirtirken, bunun doğru olmadığını, 1981′de çıkarılan yönetmeliği uygulamaya yönelik bir çalışma yaptıklarını söyledi.
Dinçer, özellikle kutlamalar öncesindeki hazırlık süreçlerine atıfta bulunarak, “19 Mayıs kutlamaları öğrencilerin katıldığı, eğitimden uzak tutulduğu kutlamalar oluyor” dedi
Dinçer, Konya Dedeman Otel’de Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ile “Okullar Hayat Olsun” protokolü imza törenine katıldı. Dinçer, gazetecilerin 19 Mayıs törenlerine ilişkin genelgeye yönelik sorularını yanıtladı. Dinçer, kutlamaların öğrencileri eğitimden uzaklaştırdığını, sağlıklarını olumsuz etkilediğini ve maliyetli kutlamalar olduğunu ifade etti. 19 Mayıs’ı Cumhuriyetin temel değerlerinden biri olarak gördüklerini vurgulayan Dinçer, şunları söyledi:
Haberin Devamı
“Yayımlanan genelge ile 19 Mayıs törenlerinin yapılmayacağı tartışması başlatıldı. Bu doğru değil. 19 Mayıs kutlamaları öğrencilerin katıldığı, eğitimden uzak tutulduğu kutlamalar oluyor. Biz 1981’de çıkan yönetmeliği uygulamaya yönelik bir çalışma yaptık, bu yönetmelikte var olan uygulamaları talep ettik. Cumhuriyetin ruhuna uygun kutlamalar yapmak amacındayız.”
-“EĞİTİMİN HEM NİTELİĞİ HEM NİCELİĞİ DEĞİŞMELİ”-
Dinçer, imza töreninde yaptığı konuşmada, ilk şehir protokolünü kendi memleketinde yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu vurguladı. Küresel dünya ile yarışabilmek için eğitimin hem niteliğinin hem niceliğinin değişmesi gerektiğini söyleyen Dinçer, projesinin toplumun her kesimine eğitim verme okul çağındaki çocukların eğitiminin geliştirilmesi anlamına geldiğini bildirdi. Dinçer projenin amaçlarını şöyle sıraladı:
“Okul bahçeleri mahallenin yeşil alanı olacak, ağaçlandırılacak. Okul bahçelerine spor ve tören alanları yapılacak. Güzel havalarda derslerin dışarıda işlenebileceği amfi tiyatrolar yapılacak”
Projeyle kütüphane ve bilgisayar laboratuarlarının birleştirileceği ve öğrencilerin laboratuarlarda ödev hazırlamak ders çalışmak veya oyun oynamak için yararlanacağını aktaran Dinçer, böylece çocukların internet kafelerden uzaklaşarak okul ortamında oyun oynayabileceklerinin altını çizdi.
-FATİH PROJESİ-
FATİH projesinin 17 ilde 51 okulda akıllı tahta ve tablet bilgisayar uygulaması ile hayata geçirileceğini belirten Dinçer, “Sınıflarımızda bir tarafta öğretmenlerin tebeşir ve el yazıları ile kullanacakları geleneksel kara tahtayı da korurken, akıllı tahta ile de teknolojiyi kullanacağız. Bu şekilde ileri bir teknolojiye sahip olacağız” şeklinde konuştu.
Dinçer, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın okullarda düzenlediği umre programının milli eğitim Bakanlığı ile ilgisi olmadığını ifade etti.
Dinçer, bu arada 9 bin öğretmenin özür aramaları ile yer değiştirdiğini, 7 bin öğretmen açığı olduğu iddialarının doğru olamadığını belirtirken, bu konuda somut bir durumun ortaya çıkması durumunda kamuoyu ile paylaşılacağını söyledi. Dİnçer, “Biraz sabırlı olmakta fayda var” dedi.
Konuşmanın ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ile protokolü imzalayan Dinçer, imza töreninin öncesinde de pilot uygulamaya başlayan ilköğretim okulunu ziyaret etti.





