Zöhre Ana 24 Aralık’ta İstanbul’da Ehlibeyt Sohbeti yaptı

Açık Kapı Derneği’nin fahri Başkanı Zöhre Ana 24 Aralık 2011 Cumartesi günü İstanbul Erenler Kültür ve Eğitim Vakfında  Ehlibeyt Sohbeti yaptı. Hak sevgisinin, saygısının, insanlığın, inancın ve ibadetin bitip tükenmeye yüz tuttuğu Devamını Oku »

Açık Kapı Derneğinden Sosyal Yardım

Toplum hayatımızda birlikte yaşamanın, yardımlaşmanın, paylaşmanın önemi çok büyüktür.Günlük yaşamımızda aile içerisinde veya oturduğumuz apartmanda, bulunduğumuz mahallede komşuluk ilişkileri önemli günlerde hissedilir bir noktadadır. Bayramlarda bayramlaşmak, acı ve tatlı günlerimizi paylaşmak, nişan, Devamını Oku »

Yusuf Baba Türbesi Ziyaretimiz

14 Ağustos 2010 C.tesi günü Açık Kapı Derneği’nin milli,manevi,insani,kültürel değerlere sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla organize ettiği Ordu ili Ünye ilçesinde yörede “Yunus Emre Türbesi” olarak bilinen ”Yusuf Baba” türbesine bir Devamını Oku »

Turabi Baba Türbesi Ziyaretimiz

11 Temmuz 2010  Pazar günü Açık Kapı Derneği’nin milli,manevi,insani,kültürel değerlere sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla  organize ettiği Çankırı ili Eldivan ilçesi Seydim köyünde yörede “Hacı Muradi Veli” olarak Devamını Oku »

Dernek üyelerimiz tarafından "Bektaşi Sultan’ın Hayatı" adlı tiyatro oyunu sergilendi.

Açık Kapı Derneği bünyesinde kurulan “Yeni Kuşak Sahnesi” adlı tiyatro grubu 15 Mart 2010 tarihinde Bektaşi Sultan’ın hayatını anlatan bir tiyatro oyunu sergilediler. Bektaşi Sultan’ın hayatı Pir Zöhre Ana tarafından bildirildi. Tiyatroya Devamını Oku »

 

Bedelli bayram’dan sonra…

Bedelliye çok az kaldı

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, bedelli askerlikle ilgili çalışmaya “bayramdan sonra başlayacaklarını” söyledi.

Yılmaz, Mecliste gazetecilerin bedelli askerlikle ilgili soruları üzerine, “Arkadaşlar çalışmayı yapıyorlar” dedi.

Çalışmanın ne zaman biteceğiyle ilgili zaman veremeyeceğini ifade eden Yılmaz, “Çalışma bittiğinde sayın Başbakanımıza arz edeceğiz ve açıklamayı yapacak” diye konuştu.

Bir soru üzerine zaman veremeyeceğini yineleyen Yılmaz, “Arkadaşlar çalışmayı ne zaman bitirirlerse onlardan alacağım ondan sonra da değerlendireceğim” dedi.
“35 yaş sınırıyla” ilgili bir başka soru üzerine Yılmaz, “Bununla ilgili kimin açıklaması lazım? Benim değil m? Benden duyarsanız inanın, benden duymazsanız inanmayın. Çalışma önce benim elime gelecek benden sonra da Başbakanımıza gidecek. Özü bu” diye konuştu.

Yılmaz, bir gazetecinin, “Yeni başlayan bir çalışma mı?” sorusuna “Bayramdan sonra başlayacağız” karşılığını verdi.

YAŞ SINIRI DAHA BELİRLEMEDİK

Yılmaz, “Yaş sınırını daha belirlemedik eğer 35 yaş üstü olursa 200 bin kişi yararlanmaya hak kazanıyor” dedi.

ELİTAŞ: DESTEKLERİZ

Ak Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, bedelli askerlik konusunda Hükümetten gelecek tasarıyı destekleyeceklerini bildirdi.

Elitaş, gazetecilerin bedelli askerlik ile ilgili sorularını yanıtladı.

Bedelli askerlik çalışmasının, 2010 yılının eylül ayında yapılan bir çalışma olduğunu belirten Elitaş, Milli Savunma Bakanlığının bu konuda 3 alternatif üzerinde durduğunu anlattı.

Mustafa Elitaş, “O konuyla ilgili şu anda Milli Savunma Bakanlığı çalışmasını yapıyor. Siyasi irade en son şeklini verecek, kanaatini oluşturacak ve milletimizi rahatsız etmeyen, bedelli askerlik, kısa dönem askerlik bekleyen veya askerlikte bakaya kalmış kişilerin problemlerini çözecek bir değerlendirmeyi yapacaktır diye tahmin ediyorum” dedi.

Bir gazetecinin, “terör olaylarının arttığı bir dönemde gündeme getirilmesi konusunda hassasiyet var” sözleri üzerine Elitaş, şöyle konuştu:

“Bu konuyu sadece bedelli askerlik kapsamında değerlendirmemek lazım. Askerlik süreleri ile ilgili değerlendirmek herhalde daha uygun olur. 2010′da tek tip askerlik ile ilgili tartışma gündeme gelmişti ama o tek tip tartışması içerisinde bedelli askerlik de gündeme gelmişti. Eğer dönemin hassasiyetini dikkate alıp bedelli askerliği çıkarmak gibi bir durum düşünüyorsanız, bu, zamanla ilgili mesele değil. Burada önemli olan mesele, bunun toplum menfaatlerinde nasıl karşılık bulacağını belirtmek gerekir. Yoksa askere gidip gitmemekle vatan sevgisinin ölçülmesini o şekilde ifade etmek, ‘parayla askerlik yapmanın vatan sevgisi az’ diye düşünmek yanlış olur kanaatindeyim.”

Elitaş, “Uzun zamandır beklenti var. Bu sefer olacak mı?” sorusuna, “Bilemiyorum, Milli Savunma Bakanlığının hazırladığı tasarı taslağını Hükümet onaylayacak mı, TBMM‘ye geldiği zaman komisyonlardan nasıl geçecek? O konuyla ilgili bir şey söylemem mümkün değil” yanıtını verdi.

“Siyasi irade olarak destekler misiniz?” sorusuna ise Elitaş, “Hükümetimizden gelen tasarıyı destekleriz” karşılığını verdi. 

Suriye’den Türkiye’ye insani yardım….

Esad'dan Türkiye'ye büyük jest

Suriye’nin, Van’daki depremzedelere 40 ton insani yardım malzemesi gönderdiği bildirildi.

Suriye resmi haber ajansı SANA’da yer alan habere göre, Suriye Arap Kızılayı’ndan sorumlu Devlet Bakanı Josef Sveyd, Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın direktifleri doğrultusunda, 40 ton insani yardım malzemesi taşıyan uçağın Van’daki depremden zarar gören vatandaşlara gönderildiğini belirtti.  

Türk Kızılayı ile kurulan iletişim yoluyla gönderilen acil yardım malzemelerinin arasında 500 tane çadırın bulunduğu kaydedildi.

Suriye Kızılayı Müdürü Abdurrahman Attar da gönderilen malzemelerin ön yardım niteliğinde olduğunu ve depremzedelerle dayanışmayı amaçladığını ifade etti.

Ağar’a hapis cezasının gerkçeli kararı…

 

Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, Mehmet Ağar’a, “Susurluk davası” kapsamında, “cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturduğu ve yönettiği” gerekçesiyle verdiği 5 yıllık hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı.

Mahkemenin gerekçeli kararında, “Ağar’ın, cürüm işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütün yöneticisi olduğu” kaydedildi.

Kararda, 3 Kasım 1996′da meydana gelen “Susurluk” kazası sonucunda, “Türkiye’de katliam sanığı olarak gıyabi tutuklama kararıyla, yurt dışındaysa uyuşturucu kaçakçılığı ve cezaevi firarisi olarak Kırmızı Bültenle aranan bir silahlı eylemci (Abdullah Çatlı) ile bu kişiyi yakalama veya bulunduğu yeri derhal güvenlik birimlerine bildirmekle görevli bir emniyet mensubunun (Hüseyin Kocadağ) ve bir milletvekilinin (Sedat Edip Bucak) birarada bulunmamaları gerekirken, aynı ortamda birlikte bulunduklarının ortaya çıktığı ifade edildi.

Bunun üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, İbrahim Şahin, Mehmet Korkut Eken, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa Altunok, Abdülgani Kızılkaya, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Yaşar Öz ve Ali Fevzi Bir hakkında “cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak ve hakkında tevkif ve yakalama müzekkeresi bulunan kişileri yetkili mercilere haber vermemek” suçlarından dava açıldığı anlatılan kararda, yargılama sonucunda İstanbul 6 Nolu DGM’nin sanıkları çeşitli cezalara çarptırdığı, bunun Yargıtayca da onandığı belirtildi.

Bu dava ile mevcut dava kapsamına göre, “cürüm işlemek amacıyla oluşturulan teşekkülün yöneticilerinden olan Ağar’ın, Emniyet Genel Müdürü olduğu
dönemde, teşekkül üyelerinden hükümlü sanık Yaşar Öz’ün sahte resmi evrakla, ruhsatsız tabanca ve mermilerle yakalanması üzerine, icra ettiği kamu görevi ve nüfuzunu kullanarak, suça konu resmi evrak ve silahların kuryeyle Ankara‘ya naklini, ayrıca Öz’ün serbest kalmasını sağladığı” kaydedildi.

Ağar’ın, Öz’ü adli soruşturmadan kurtararak, evrak düzenletmediği, suç delillerini gizlediği, adli bir olayı savcılık makamından gizleyerek, teşekkül mensuplarını suçtan ve cezadan kurtardığı ifade edilen kararda, Ağar’ın, yine Yaşar Öz adına sahte yeşil pasaport, silah taşıma ruhsatı ve belge düzenleyerek, kendisine imtiyaz tanıdığı ve aleyhine olabilecek cezai ve kanuni takibattan koruduğu ve kolladığının anlaşıldığı aktarıldı.

Ağar’ın, Çatlı’daki yazısı

Firari sanık olarak yurtiçi ve yurtdışında aranan, teşekkülün mensuplarından Abdullah Çatlı’nın, “Mehmet Özbay” sahte kimliğiyle aldığı silah ruhsat dosyasında, ikametgah adresi olarak Mecidiye Karakol Binasının yazıldığına işaret edilen kararda, yetersiz bilgi ve belgelerle düzenlenen dosyanın, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ’ın referansıyla çabuklaştırılarak, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderildiği belirtildi.

Burada istihsal olunan “Olur” yazısıyla silah ruhsatının verildiği bildirilen kararda, sahte kimlikli Çatlı’da, “Yanda açık kimliği ve fotoğrafı bulunan Mehmet Özbay, Emniyet Genel Müdürlüğünde uzman olarak çalışmakta olup, silah taşımasına izin verilmiştir. Yardımcı olunmasını rica ederim. Mehmet Ağar, Vali. Emniyet Genel Müdürü” yazılı mühürlü ve imzalı belge bulunduğuna dikkat çekildi.

Bu belgedeki yazı ve imzaların, ekspertiz raporuna göre Ağar’ın el ürünü olduğu vurgulanan kararda, Çatlı’ya, “Mehmet Özbay” sahte kimliğiyle Maliye Bakanlığında 1. derecede Maliye Müfettişi olduğundan bahisle yeşil pasaport sağlanmasında gerekli talimatın da yine Ağar tarafından verildiği belirtildi.
Kararda, “Ağar’ın, Çatlı’nın gerçek kimliğini bilmesine rağmen, kendisini üst düzey bürokrat olarak gösterip, kanuni takibattan kurtarmak amacıyla belge tanzim ettiği, firari sanık olarak arandığını bilmesine rağmen kendisini yakalamadığı ve yakalanmasını engelleyici faaliyetler içerisinde bulunduğu” ifade edildi.

“Sami Hoştan’ın silah ruhsatına referans”

Teşekkül mensuplarından, kumarhane işletmecisi ve uyuşturucu ticareti yaptığı iddia edilen hükümlü sanık Sami Hoştan yakalandığında, üzerinde kendi fotoğrafı yapışık, “Remzi Özer” sahte ismiyle düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı fotokopisi, bir adet tabanca ve mermilerle, buna ilişkin taşıma ruhsatının ele geçirildiği anlatılan kararda, “Soruşturma neticesinde, Sami Hoştan’ın kendi adına düzenlenen silah ruhsat dosyasının incelenmesinde, yeterli araştırma yapılmadan ve mevzuata uyulmadan, emsaline az rastlanacak sürede silah ruhsat dosyasının hazırlandığı, bu silah ruhsat dosyasında da sanık Ağar’ın referansının bulunduğu anlaşılmıştır” denildi.

MİT’te istihbarat elemanı olarak çalışan Tarık Ümit’in otomobilinin 4 Mart 1995′te Silivri civarında terk edilmiş olarak bulunması ve kendisinin kaybolması üzerine soruşturma başlatıldığı belirtilen kararda, soruşturma neticesinde, silahlı teşekkülün yöneticilerinden olan hükümlü sanık İbrahim Şahin’in, MİT görevlisi Mehmet Eymür’ü, “bu soruşturmanın derinleştirilmesinin Emniyet ile MİT’in çatışmasını gerektireceği tehdidiyle geri çekilmek zorunda bıraktığı” kaydedildi.
Kararda, Şahin’in bu olayın araştırılmasının ve ortaya çıkarılmasının önüne geçtiği bildirilerek, “Emniyet Genel Müdürü olan sanık Ağar’a durumun iletilmesi üzerine, ‘Bizim tosunlar bana sormadan bir şey yapmazlar. İlgileneceğim’ dediği, konuyla ilgilenmeyerek, teşekkülün faaliyetlerine göz yumduğu gibi, mensuplarını koruyup, kolladığı anlaşılmıştır” değerlendirmesi yer aldı.

Topal cinayetiyle ilgili gözaltılar

Kararda, kumarhane işletmecisi Ömer Lütfi Topal’ın 28 Temmuz 1996′da öldürülmesinden sonra İstanbul Emniyetine telefonla yapılan bir ihbar üzerine, silahlı teşekkülün mensuplarından, özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz ile Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir’in gözaltına alındığı anımsatılarak, bundan haberdar olan dönemin İçişleri Bakanı Ağar’ın, hemen olaya müdahale ettiği ve İbrahim Şahin’i İstanbul‘a gönderdiği belirtildi.
Gözaltına alınanların, Ağar’ın talimatıyla Şahin tarafından Ankara‘ya getirildiğine ve bu kişilerin, “suçla ilgili bilgi elde edilemediği” bahsiyle serbest bırakıldığına yer verilen kararda, Şahin’in, bu durumu Emniyet kayıtlarına geçirmediği ve adli evrak tanzim etmediği anlatıldı.
Özel Harekat Daire Başkanlığına tahsis edilen ve kayıtlarda yer alan bazı silahların, teşekkül mensuplarına kayıt dışı verildiğine ve Topal cinayetinde kullanılan silah üzerinde, Çatlı’nın parmak izinin bulunduğuna işaret edilen kararda, “Bu itibarla, silahlı teşekkülün yöneticisi konumunda olan sanık Ağar’ın, İçişleri Bakanı olduğu dönemde, ihbar üzerine Topal cinayetiyle ilgili gözaltına alınan silahlı teşekkül mensubu sanıkların serbest kalmasını sağlayarak, adli soruşturmadan kurtarmak maksadıyla hareket ettiği, haklarında adli evrak düzenletmediği gibi suç delillerini gizlediği, adli bir olayı savcılık makamlarından gizlemek suretiyle teşekkül mensuplarını suçtan ve cezadan kurtardığı anlaşılmıştır” denildi.

Örgüt yapısı

Kararda, Ağar’ın, 1993′te Emniyet Genel Müdürlüğüne atandıktan sonra, silahlı teşekkül yöneticilerinden İbrahim Şahin’i Özel Harekat Daire Başkan Vekilliğine getirdiği, diğer yönetici hükümlü sanık Mehmet Korkut Eken’i de yanına müşavir olarak aldığı belirtildi.

Ağar’ın, görevinin nüfuz ve yetkilerini kullanarak, Şahin’in bir süre korumalığını yapan ve kendisiyle operasyonlara katılan eski Özel Harekat Polisleri Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Enver Ulu, Mustafa Altunok, Ziya Bandırmalıoğlu ve Ayhan Akça, uyuşturucu ticaretinden aranan Yaşar Öz, Sami Hoştan, Ankara Bahçelievler’de 7 TİP’li gencin katliam sanığı Haluk Kırcı, kumarhane işletmecisi Ali Fevzi Bir, ölen firari sanık Abdullah Çatlı ve Abdülgani Kızılkaya ile teşekkül oluşturduğu ifade edildi.

Ağar’ın, bazı teşekkül mensuplarına, Emniyet Genel Müdürlüğünce alınan vahim nitelikteki silahların tahsisini ve Hoştan’ın mevzuata aykırı olarak silah ruhsatı almasını sağladığı aktarılan kararda, yine Ağar’ın, Öz ve Çatlı’ya sahte silah ruhsatı ve yeşil pasaport verilmesini temin ettiği, kendilerine imtiyaz tanıyarak koruyup, kolladığı anlatıldı.

Ağar’ın, gözaltına alınan teşekkül mensuplarının serbest bırakılmasını sağladığı, haklarında evrak düzenletmediği, durumu adli makamlara intikal ettirmediği, suç aleti ve delillerini gizlediği ifade edilen kararda, Öz ve Çatlı’nın gerçek kimliklerini bilmesine rağmen kendilerini yakalamadığı, yakalanmalarını engelleyici faaliyetler içinde bulunduğunun sübuta erdiği belirtildi.

“Tam bir dayanışma ve işbirliği”

Kararda, tüm bu açıklamalar ışığında, “Emniyet teşkilatında görevli olan teşekkül mensuplarının, terörle mücadele adı altında yola çıkıp, bir süre sonra yasaların kendilerine verdiği yetkileri tam bir sorumsuzluk içinde ve çıkarlarını gözeterek, her türlü yasa dışılığı meşru sayıp, amaçlarına ulaşmak için her yöntemi uygun yöntem olarak benimsedikleri, yanlarına kumarhane işletmecisi, uyuşturucu kaçakçısı ile katliam sanığı ve hükümlüsünü de alarak, tam bir dayanışma ve işbirliği içinde hareket ettikleri ve çeteleşme sürecine girdikleri” ifade edildi.

Bu kişilerin, “cürüm işlemek için teşekkül meydana getirmek” suçunu oluşturmanın ötesinde, Anayasa’nın 6. maddesindeki “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz” hükmüne karşı bir örgütlenme ve yetki kullanımı yoluna gittikleri bildirilen kararda, şu değerlendirmelere yer verildi:

“Bunun ise hukuk devleti kuralları içinde savunulur yerinin olamayacağı, terörle mücadele adı altında da olsa, hukuk dışı bir örgütlenmeyle devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak, yürürlükteki yasalar yerine kendi güç ve kuralları ile sözde yasalar oluşturmanın devleti hukuk devleti olmaktan çıkaracağı, bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan her türlü yasadışılığın egemen olduğu bir sistem oluşacağı, sonuçta yurttaş-devlet ilişkisinde hukuk kuralları yerine korku ve kaygının geçerli olacağı, bunun da bir Anayasa ve yasa ihlalinin ötesinde tam bir hukuk ihlali niteliği taşıyacağı ve hukuk devletinin bütünüyle ortadan kalkması sonucunu doğuracağı göz önüne alındığında, sanığın eylemleri 765 sayılı TCK’nın 313. maddesine uyar nitelikte görülmüştür.”

“Pişmanlık göstermeyen hal ve tavırlar”

Kararda, yargılama aşamasında Cumhuriyet savcısının, Ağar’ın “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçundan cezalandırılmasını talep ettiği anımsatıldı. Buna karşın, “Ağar’ın, teşekkülün hiyerarşik yapılanması içerisindeki konumu, kullandığı kamu gücü, sahip olduğu yetki ve görevlerinden faydalanmak suretiyle yaptığı atamalar, diğer teşekkül yöneticileri ve üyelerinin kendisinden emir ve talimat alması, teşekkülü yönetimi ve denetimiyle organize etmesi, eylem ve faaliyetlerinin yoğunluğu ve icra kuvveti nazara alındığında, kastının çeteye yardım boyutunu aşarak, çetenin yöneticisi konumunda olduğu kanaatine varıldığı” bildirildi.

“Ağar’ın, eylemlerinde, yasalardan kaynaklanan görev ve yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı görevlerini icra ettiği süreç içerisinde kamu gücü ve nüfuzundan faydalandığı, sübuta eren suçu işleyiş biçimi ve özelliği, kastının yoğunluğu, suç sebep ve saikleriyle suçtan sonra pişmanlık göstermeyen hal ve tavırları, suç işleme hususundaki eğilimi, işlenen suçların mahiyet ve önemi, cezaların caydırıcılık ve uslandırıcılık özelliğinin, en üst seviyede verilecek cezalarının infazıyla gerçekleşeceğinden, hakkında asgari hadden uzaklaşılarak, teşdiden ceza verildiği” vurgulandı.
Ağar’ın, lehine olan 765 sayılı TCK’nın 313/2-3. maddelerinde yer verilen “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçundan 4 yıl hapis cezasına mahkum edildiği, cezanın, silahlı teşekkülün yöneticisi olduğu gerekçesiyle 313/4. maddesine göre, yarı oranında artırılarak, 6 yıl hapis cezasına yükseltildiği ve duruşmada gözlemlenen hal ve tavırları ile sabıkasız oluşu dikkate alınarak, 5 yıl hapis cezasına indirildiği de kararda yer aldı.

Peres: İran için zaman tükeniyor…

Peres: İran için zaman tükeniyor

İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, uluslararası camianın İran’ın nükleer programı ile ilgili sorunu diplomatik çabalar yerine askeri harekat yaparak çözme yoluna daha yakın olduğunu söyledi.

İsrail’de yayın yapan bir televizyon kanalına konuşan Peres, İran için zamanın daraldığını belirtti.Ülkesinde daha çok “güvercin” kanadın temsilcisi ve iyimser bir politikacı olarak bilinen Peres’in bu sözleri şaşırttı.

Peres ayrıca, dünya liderlerinin İran‘ı “ne pahasına olursa olsun” durdurmak için “verdikleri sözleri tutmalarını” istedi.

Peres, “Yapılacaklar konusunda önümüzde uzun bir liste var” diye konuştu.

İsrail basınında geçtiğimiz günlerde çıkan haberlerde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İran‘a karşı bir askeri harekat başlatmak için bakanların desteğini almaya çalıştığı yazılmıştı.

İsrail, ABD ve diğer birçok ülke, İran‘ın nükleer silah geliştirmeye çalıştığını düşünüyor. İran ise nükleer çalışmalarının barışçıl amaç taşıdığında ısrar ediyor.

Volkan Konak açıkladı…

BEN BÖYLE BİR ŞEY SÖYLEYEBİLİR MİYİM

Ünlü müzisyen Volkan Konak “Van’daki depremzedeler için bir yardım projesinde yer alacak mısınız?”sorusuna, “Deprem beni ilgilendirmiyor” şeklinde çıkan haberlere açıklama getirdi.

Konak şunları söyledi; “Deprem için ben böyle bir şey söyleyebilir miyim? Deprem Sibirya’da da olsa benim için aynı Van’da da olsa aynı.. Kesinlikle böyle bir konuşma olmamıştır”

Konak, son soru olarak muhabirin son günlerdeki gündemi sorsak sorusunu magazin gündemi olarak algıladığını tepki olarak  yok cevabını verdiğini , tam arabasına binerken  muhabirin sorusuna  devam ederek ‘deprem’ sorusunu  duymadığını bir  önceki  soru olarak algıladığını söylerken  daha önce yok diyerek  reddettiği  soruyu ilgilenmiyorum cevabını  vererek tekrar yenilediğini söyledi.

Bu haber   ile  ilgili  “Bu haber magazinci yavşaklığıdır”  diyerek  haberi yapan tek kişiyi belirttiğini söylerken bu tip özel konularda  benim  karakterimi  yanlış  lanse  eden  söylemlerimi  toplumsal negatif simgesel hale  getiren kişiden bahsettiğini açıkladı.

Doğru haber yapan, doğru söylemler  kullanan  beni toplumsal konularda  olduğum gibi yansıtan doğru  bakış açılarına, doğru  kalemlere  sonsuz  saygım var açıklaması yaptı.

Volkan Konak  günler öncesinden planlanan 3  Kasım Perşembe günü  İstanbul Harbiye Kongre  Merkezi’nde Gideriz Van’a Doğru Türkülerimiz Van için yardım konseri kapsamında sahne alacak olması yanlış yorumlanmış haberlere de bir cevap niteliği taşıyor.

İstanbul’da rekor enflasyon…

hurriyet.com.tr
İstanbul'da rekor enflasyon

Toptan Eşya Fiyatları İndeksi, geçen ay yüzde 1,98 oranında artış gösterirken, bu oran, ekim ayları itibariyle son 9 yılın en yüksek oranı oldu.

Perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan ve Eylül 2011′de yüzde 0,82 oranında yükselen 1995 bazlı İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, ekim ayında yüzde 3,07 oranında arttı.

Ekim itibariyle giyim sektöründe kış sezonu ürünlerinin piyasaya sürülmesi, ev eşyaları harcamaları grubunda yer alan ürünlerde maliyet kaynaklı fiyat artışları, gıda maddeleri grubunda mevsimsel özelliklere bağlı olarak yaş-kuru sebze ve meyve grubundaki fiyat artışları ile tütün ve alkollü içkilere uygulanan ÖTV artışları, Ekim ayı genel enflasyon artışında etken oldu.

Giyimde yüzde 25,69, ev eşyasında yüzde 4,02, gıdada yüzde 1,99, konutta yüzde 0,86, sağlık ve kişisel bakımda yüzde 0,64, kültür, eğitim ve eğlencede yüzde 0,07 oranında artış kaydedilirken, ulaştırma ve haberleşmede yüzde 0,12 oranında azalış izlendi.

Ekim 2010′da yüzde 10,19 olan yıllık perakende fiyat artış oranı, 2011 yılının aynı ayında bir önceki yıla göre yüzde 6,08 oldu. Yıllık ortalama artış oranı, Aralık 2010′dan itibaren girdiği azalış eğilimini devam ettirerek yüzde 6,28 olarak gerçekleşti.

SON 9 YILIN EN YÜKSEK RAKAMI

Toptan fiyat hareketlerini yansıtan ve Eylül 2011′de yüzde 1,65 oranında artan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi, geçen ay yüzde 1,98 oranında artış gösterdi. Bu oran, Ekim ayları itibariyle son 9 yılın en yüksek oranı oldu.

Mensucat ve kimyevi maddeler ile inşaat malzemeleri grubunda yer alan ürünlerdeki maliyet kaynaklı fiyat artışlarının yanı sıra, madenler grubunda yer alan ürünleri dünya borsalarına bağlı fiyat hareketleri, enerji ve petrol ürünlerine yapılan fiyat ayarlamaları artışın ana nedenlerini oluşturdu.

Ekim ayında, mensucat grubunda yüzde 5,81, kimyevi maddelerde yüzde 4,55, madenlerde yüzde 3, inşaat malzemelerinde yüzde 2,39, gıda maddelerinde yüzde 2,02, yakacak ve enerji maddelerinde yüzde 1,64 oranında artış izlenirken, işlenmemiş maddelerde yüzde 0,38 oranında azalış görüldü.

Ekim 2010′da yüzde 10,48 olan yıllık toptan fiyat artış oranı, bu yılın aynı ayında yüzde 16,23′e, yıllık ortalama değişim oranı 2010 yılında başladığı yükselme eğilimine devam ederek yüzde 13,90′a ulaştı.

Cumhurbaşkanı’nın brüt maaşı,33 bin 500 TL

Maaşı yükseldi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, 2012 yılı maaşı belli oldu. 2011 yılında Cumhurbaşkanı’nın 371 bin lira olan maaş ödeneği, 2012 yılı bütçesiyle 402 bin liraya çıkıyor. Buna göre Cumhurbaşkanı Gül’ün aylık ortalama brüt maaşı, yaklaşık yüzde 9 oranında artarak 33 bin 500 liraya çıkacak.

2012 yılı Cumhurbaşkanlığı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Prof. Mustafa İsen, “Cumhuriyetimiz, Ulu Önder Atatürk’ün hedef olarak gösterdiği, ‘muasır medeniyetler seviyesine’ kendinden emin bir şekilde yürürken, Sayın Cumhurbaşkanımız da bu perspektifi çok başarılı ve herkesin takdir ettiği bir şekilde yansıtmaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanlığı bütçesini Komisyona sunan İsen, 2012 yılı mali bütçesi için öngörülen miktarın 138 milyon 700 bin lira olarak belirlendiğini bildirdi. İsen bunun 402 bin TL’sinin Cumhurbaşkanlığı ödeneği, 36 milyon 250 bin TL’sinin personel giderleri, 3 milyon 480 bin TL’sinin sosyal güvenlik kuruluşuna ödenecek prim giderleri, 44 milyon 308 bin TL’sinin mal ve hizmet alım giderleri, 1 milyon 900 bin TL’sinin cari giderler ödeneği ve 52 milyon 360 bin TL’sinin ise yatırım ödeneğine ayrıldığını söyledi.

89 YURTDIŞI ZİYARET

Türkiye’nin devleti ve milletiyle el ele vererek 21. yüzyılın önemli bir bölgesel gücü ve küresel aktörlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini ifade eden İsen, “Ülkemizin bu tarihi yürüyüşünde, Sayın Cumhurbaşkanımız öncü, vizyoner ve yapıcı kişiliğiyle yoğun bir tempo içinde durup dinlenmeden, ulusal ve uluslararası ölçekte çalışmalarını sürdürmektedir” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül‘ün, görevde bulunduğu 4 yılda 89 yurtdışı ziyaretinde bulunduğunu ve resmi erkan dışında 700 basın mensubu, 3 bin 611 iş adamı, 183 akademisyen ve diğer kurumlardan çok sayıda temsilcinin yurtdışı gezilere katıldığını açıkladı. İsen, “Sayın Cumhurbaşkanımız, Türkiye’nin uzun zamandır ilişkilerini yeterince güçlendiremediği birçok önemli ülkeye ziyaretler gerçekleştirerek, ülkemizin en iyi şekilde temsilini sağlamıştır” dedi.

Gül ve eşi Hayrunnisa Gül’ün çok sayıda sosyal sorumluluk projesini himaye ettiğini belirten İsen, ‘Konuşan Kitap Şenliği’, ‘Emekliyiz Gönüllüyüz’, ’81 ilden 81 Yıldız’, ‘Eğitim Her Engeli Aşar’, ‘Bilişim Teknolojisi Sınıfları’ ve ‘Diyabeti Durduralım’ gibi projelerin yer aldığını anlattı. İsen, “Bu örneklerden anlaşılacağı üzere Çankaya Köşkü, sadece bir temsil makamı olmakla kalmayıp her kesimden insanımızın eğitim, sanat ve kültür faaliyetleri için buluştuğu bir sosyal paylaşım mekanı olmuştur” dedi.

TEKNOLOJİK  YENİLEME SÜRECEK

Cumhurbaşkanlığı makamının temsil edildiği mekan olan Çankaya yerleşkesi içindeki fiziki, teknik ve teknolojik altyapının modernize edilmesi, kurum içi iletişim, yazışmalar ve güvenlik hizmetlerinde dijital ağırlıklı teknolojilere geçilmesi gibi konulara öncelik verildiğini ifade etti. İsen, bu doğrultuda Köşk’teki fiziki mekan iyileştirme ve teknolojik altyapı yenileme çalışmalarının süreceğini söyledi.

İsen, Cumhurbaşkanı Gül’ün, Çankaya Köşkü’nden sonra yoğun olarak kullandığı Tarabya Köşkü ve yerleşkesinin tüm ihtiyaçlarının Cumhurbaşkanlığı bütçesinden karşılandığını anımsattı.

 

 

hurriyet.com.tr

Hillary Clinton annesini kaybetti…

Clinton, annesini kaybetti

Annesinin rahatsızlanması üzerine Türkiye ziyaretini iptal eden ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’a kötü haber geldi.

Clinton ailesi tarafından yapılan açıklamada, 92 yaşındaki Rodham’ın bu sabah saatlerde hayatını kaybettiği bildirildi.

ABD Dışişleri Bakanı Clinton, annesinin rahatsızlığı nedeniyle İngiltere ve Türkiye ziyaretlerini iptal etmişti.

Nihat Doğan’ın olaylı gecesi…

ZORLA FARKLI İLİŞKİ İSTEDİ

İzzet Yıldızhan’dan kendisini darp ettiği iddiasıyla şikayetçi olan E.S.K., ifadesinde “Beni dövdü, silah gösterip tehdit etti, zorla farklı ilişkiye girmek istedi” dedi.

TEK KADINLA YETİNEMEDİLER- Fotogaleri

ÜNLÜ türkücü İzzet Yıldızhan’ın geçtiğimiz hafta sonu Ankara’daki beş yıldızlı bir otelde para karşılığı birlikte olduğu kadını darp ettiği öne sürüldü. Yıldızhan’dan şikayetçi olan E.S.K.’nın ifadesinde “Beni dövdü, silah gösterip tehdit etti, zorla ilişkiye girmek istedi” dediği öğrenildi. E.S.K. polise verdiği ifadede özetle şunları söyledi: “Yıldızhan’ın daveti üzerine gece dört kız arkadaş otele gittik. Alkol alıp eğlendik. Yıldızhan dördümüzle birlikte oldu. Daha sonra benimle farklı biçimde ilişkiye girmek istedi, kabul etmedim. Yumruk vurdu, silahını üzerime doğrultup beni tehdit etti. Odadan kurtulur kurtulmaz polise giderek şikayetçi oldum.” Adli Tıp Kurumu’na sevk edilen E.S.K.’nın yüzünde ve vücudunun bazı yerlerinde ekimozlar (deri altı kılcal damar kanamaları) görülünce “müessir fiile maruz kalmıştır” raporu verildi.

Jest yapmak istedim

İzzet Yıldızhan ise mahkemedeki ifadesinde, kadınlardan birini tanıdığını, odaya üç arkadaşıyla geldiğini ve şikayetçinin haraç ister gibi para istediğini savundu. Suçlamaları kabul etmeyen Yıldızhan, şunları söyledi: “Ben kadınlardan birisini tanırım. Bana telefonda ‘hayranın olan arkadaşlarım var’ diyerek üç kız arkadaşıyla odaya geldiler. Sohbet ederek eğlendik. Her şey gönül rızasıyla gelişti. Zorla kimseyle ilişkiye girmedim. Kimseyi tehdit etmedim. Ayrılacakları vakit jest yapmak istedim, kişi başı 200 dolar para verdim. Ancak şikayetçi ‘Seni dünyaya rezil ederim’ diyerek bin dolar para istedi. Çok alkollüydü, ‘Haraç mı alıyorsun’ diye çıkıştım, aramızda tartışma çıktı. Sonra ayrılıp gittiler. Tekrar bir araya gelmişler, olaydan tam dört saat sonra karakola gitmişler. Madem darp vardı, tehdit vardı neden hemen gidip şikayetçi olmadı da olaydan dört saat sonra şikayetçi oldu?”

Suç vasfı değişebilir

İfadesinin tamamlanmasının ardından Nöbetçi 6’ncı Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Naile Gündoğdu Taş, “Tüm delillerin toplandığı, suç vasfının değişebileceğini” belirterek Yıldızhan’ın tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Gözaltına alınan Nihat Doğan’ın da karakolda şüpheli sıfatıyla ifadesi alındı. Ancak kadınların şikayetçi olmaması üzerine Doğan, savcının talimatıyla serbest bırakıldı.

O yazıları gözlerine sokarım

İzzet Yıldızhan, gazetecileri uyardı: “Benim bir ailem, çocuklarım var. Bugün haberlere bakarken utanç duydum. Adımı Tecavüzcü Coşkun’a çıkardılar. Biraz dikkatli haber yazın. Ciddi şeyler yaparım, o yazıları gözlerine sokarım. Benim çocuklarım büyüyorlar. Ben yarın bazı şeyleri engelleyemeyebilirim. Belki ailemden biri, o haberleri yazanları rezil edebilir.”

Bir daha da odaya gitmem

Nihat Doğan, İzzet Yıldızhan’ın yaşadığı olayla hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi.

O gece İzzet Yıldızhan’ın yanında olduğu öne sürülen Nihat Doğan, iddiaya “Arım Balım Peteğim” programına bağlanarak yanıt verdi. Doğan, olayla hiçbir ilgisinin olmadığını söyledi: “Gece 02.30’da İzzet Ağabey beni aradı, ‘Yanımda seni seven bir hayranın var, gelirsen sevinirim’ dedi. Büyüğümdür diye beş dakikalığına gittim. Ama bir daha kimsenin odasına gitmem. Fotoğraf çekildik, sonra odama döndüm. Sabah emniyet mensubu arkadaşlar geldi, emniyete davet etti. ‘İzzet Bey’in hanımefendileri darp ettiğine dair iddialar var, şahit oldunuz mu?’ dediler, ben de ‘Hayır’ dedim ve 10 dakika sonra oradan ayrıldım. Ben odama hayran almam, İzzet Bey de almaz. Oradakiler, onun tanıdığı kişilerdi. Benim hakkımda bir suçlama yok, beni ilgilendiren bir konu da yok.”

Cahit Aral vefat etti…

Bir dönemin simgesi olan bakan öldü

Anavatan Partisi kurucu üyesi ve eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, İstanbul’da vefat etti.

Aral’ın oğlu, Zafer Aral’dan aldığı bilgiye göre, Cahit Aral (84), İstanbul‘da bir süredir tedavi gördüğü Florence Nightingale Hastanesinde, kalp yetmezliği nedeniyle vefat etti.

Aral’ın cenazesi, 3 Kasım Perşembe günü, cenaze namazının ardından, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedilecek.

Cahit Aral, Çernobil felaketi sonrası çaylarda radyasyon olduğu iddialarını yalanlamak için kameraların önünde çay içmişti. Aral’ın bu hareketi kamuoyunda aylarca konuşulmuştu.