Category Archives: Genel Kültür
Boğalar neden kırmızı sevmezler…
Öncelikle boğa güreşlerinin ne kadar saçma olduğunu yazmakla başlamak istiyorum çünkü hayvancağıza ok saplıyorlar ve bu acıyla nereye saldıracağını şaşırıyor hayvancağız…
İnsanların acı çekmesi ne kadar kötü ve vahimse bir hayvana da bu işkencenin yapılması o kadar kötü.
Aslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.
İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedeni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.
Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.
Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalım sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?
Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir, îlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür.
Boğaya Persliler taparlar, Afrika Zuluları ise öldürüp safrasını içerlerdi. Tüm bu geleneklerin temelinde, hayvanın gücü yatmaktadır. Bu geleneğin bir şekilde İspanya’ya geldiği, Avrupa ülkeleri içinde feodal düzeni en son terk eden bu ülkede de kalıcı olduğu sanılmaktadır.
AKP mitinginde MEB personeli izinli…
Söke İlçe Milli Eğitim Müdürü, okullara mail göndererek müdür, müdür yardımcısı ve personeli Aydın’daki mitingine çağırdı.
Söke İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Buğdayeken’in tüm okullara mail göndererek müdür, müdür yardımcısı ve personeli Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Aydın’daki mitingine çağırdığı ileri sürüldü. Davet mailinde, mitinge katılacak personelin görevli ve izinli sayılacağı duyuruldu. Müdür Buğdayeken, yazının Valilik’ten yollandığını savunurken, Aydın Valiliği böyle bir yazı göndermediklerini bildirdi. Eğitim- İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli ise olayı yargıya taşıyacaklarını söyledi.
Denizli’de bir basın toplantısı düzenleyen Eğitim- İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Başbakan Erdoğan’ın bugünkü Aydın mitingi öncesinde Söke Milli Eğitim Müdürü Mustafa Buğdayeken tarafından dün akşam ilçedeki tüm okulların yöneticilerine geçildiği öne sürülen maili kamuoyuna açıkladı.
B.08.4.MEM.09.14.06.010/0 sayılı resmi mail ve faksın konu bölümünde, “Başbakanımızın ilimizi ziyaretine katılım” ibaresi yer aldı. Milli Eğitim İlçe Müdürü Mustafa Buğdayeken imzalı metinde, “Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan 05.08.2010 Perşembe günü (Yarın) saat 10.30’da ilimizde olacaklardır. Müdürlüğümüz tarafından temin edilen araçlarla tüm okul ve kurum müdürleri ve müdür yardımcılarının katılımıyla yarın saat 09.30’da Söke Hükümet Konağı yanındaki Otopark’tan Aydın’a hareket edilecektir. Toplantıya katılan yöneticiler, görevli izinli sayılacaklardır. Gereğini önemli rica ederim” denildi.
Eğitim- İş Sendikası Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, Söke İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün Başbakan Erdoğan’ın Aydın mitingine personeli davet etmesinin suç olduğunu belirterek, “Söke İlçe Milli Eğitim Müdürü AK Parti İlçe Başkanı mı, ilçe yönetim kurulu üyesi mi? Bunlar gözünü karartmış. Devletin Valisi de, devletin bütün kurumları da anayasa değişikliğine evet dedirtmek için AKP ile iç içe olmuş durumda. Biz Eğitim- İş olarak konuyu takip ediyoruz. Bu ilçe milli eğitim müdürü hakkında da suç duyurusunda bulunacağız” dedi.
Kriz yaratan mailin altında imzası bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Buğdayeken ise topu Aydın Valiliği’ne attı, “Bu bizimle alakalı bir durum değil. Valilikten gelen, Aydın’da yapılacak hizmetlerin açılışıyla ilgili notu biz okullarımıza ilettik. Durumu miting olarak değerlendirmedik. Ben de devletin resmi açılış töreni olduğunu düşündüğüm için programa katıldım” demekle yetindi.
Ancak, Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş, Buğdayeken’i yalanladı. Vali Coş, “Bizim öyle bir tasarrufumuz yok. Sadece güvenlik önlemleri ve törenlerle ilgili hazırlıklar konusunda görev yazılarımız var. Belediye, emniyet ve kültür turizm müdürlüklerine bu yazıları yolladık. Ancak kesinlikle programa iştirak konusunda herhangi bir yazımız yok. Faraziye konuşmak istemiyorum. Durumu araştırıp gereğini yapacağım” dedi.
Başbakan Erdoğan’ın aralarında sağlık ocağı, öğrenci yurdu, spor salonu, hükümet konağı ve İkizdere Barajı’nın da olduğu 20 tesisin açılışını uydu bağlantısıyla yaptığı Aydın programında, siyasete ve referandum sürecine ilişkin mesajlar da dikkati çekti.
ATATÜRK VE EİNSTEİN….
EINSTEİN ‘nın Atatürk’e gönderdiği belgeyle ilgili olarak , CNNTÜRK ekranlarında yayınlanan belgeseldeki bu bölüm paylaşım sitelerinin en gözde videosu haline geldi. İnanılmaz bir şekilde rağbet gören bu video Büyük Önder Atatürk ile dahi, çılgın bilim adamı Einstein arasında geçiyor. Çılgın Türkler’in hikayeleri elden ele, kulaktan kulağa dolaşırken, Atatürk’ün devlet yönetiminde BİLİME ne kadar önem verdiğini anlayacaksınız.
http://webtv.hurriyet.com.tr/category.aspx?cid=2&vid=5542&bid=1&hid=14409969
Mozart…genç kaybedilen değer…
27 Ocak 1756′da Avusturya’da Salzburg şehrinde doğdu. Babası Leopold Mozart, Salzburg Başpiskoposluğu Saray Orkestrası’nda keman çalan, bir çok besteler ve keman için bir metod yazan bir müzikçiydi. Oğlu Wolfgang üç yaşına geldiği zaman kendisinden beş yaş büyük olan kızkardeşi Maria Anna (Nannerl)’ın çaldığı klavsen parçalarını belleğine yerleştirip kendi kendine çalmaya başlayınca ondaki mucizevi özelliği farketti, hele bir gün minik Wolfgang’ın eline geçirdiği bir nota kağıdına daha kullanmayı bile beceremediği kocaman tüy kalemle konçerto çiziktirdiğini görünce, ona ciddi olarak klavsen dersleri vermeye başladı.
Gerçekten de Wolfgang’ın iyi bir müzikçi olmak için doğuştan olağanüstü özellikleri vardı; kulağı bir kemanda bir notanın sekizde bir kadar akort düşüklüğünü farkedecek derecede hassastı ve çirkin seslere, gürültülere karşı tepkisi ise baygınlık geçirecek ölçüde şiddetlenebiliyordu.
Zaman geçtikçe Mozart‘ın müzik yanında aritmetik ve resime de yeteneği olduğu ortaya çıkıyordu. Çevrede bu harika çocuğa karşı ilginin artması üzerine, babası bu erken doğan güneşten faydalanmak, çocuklarının sayesinde para ve şöhret sağlayabilmek için, oğlunu ve kızını yanına alarak Avrupa kentlerini dolaşmaya, konserler vermeye başladı. Wolfgang klavsen, keman ve org çalmadaki ustalığıyla, her şeyden fazla doğaçtan çalışlarıyla dinleyicilerini hayrette bırakıyordu. Müzik aletlerini çalmakta gösterdiği kolaylığa denk bir kolaylıkla beste de yapmaya başladı. Beş yaşında menuet, yedi yaşında konçerto ve sekiz yaşında senfoni meydana getirdi.
Yaşamının ilk oniki yılında babası ve kızkardeşi ile birlikte konserler vererek boydan boya dolaştığı Avrupa’da geçtikleri her kentte hayranlık ve ilgi topladı, saraylarda krallar ve kraliçeler önünde çaldı. Soylular, her defasında yeni bir eserle ortaya çıkan harika çocuk Wolfgang’ı dinlemek için yarıştılar, çağın ünlü ressamları Mozart‘ların portre ve resimlerini yaptılar.
O günlerde Wolfgang’ı dinleyen ünlü düşünürler Voltaire ve Goethe, bu küçük çocuğun bir gün sanatının en büyük ustaları arasına katılacağından emin olduklarını söylediler.
Ondört yaşında iken, ilk opera eseri “Lucia Silla” Milano’da çalındığı zaman Mozart kendini opera sahnelerine de, üstelik operanın vatanı İtalya’da, kabul ettirmiş bulunuyordu. Papa tarafından kabul edilerek ona, o güne kadar sadece büyük ustalara layık görülen “Altın Mahmuz” nişanı ve şövalyelik beratı verildi.
Mozart, bilinci salt şarkı ve müzikten oluştuğu için kendisini o günlerdeki bu ihtişamlı olayların cazibesine kaptırmadı; sadece besteleri ile uğraştı, bu uğraşını durmadan inatla, ısrarla yürüttü.
Yirmibeş yaşına kadar rahat ve huzur görmeden o kentten bu kente dolaştı, han köşelerinde barındı, bazen yiyeceksiz kaldı, kar ve yağmur yağarken atlı yolcu arabalarında titreyip durdu. Bu meşakkatli yolculuklar esasen sağlıksız ve zayıf olan bünyesini oldukça yıprattı.
Mozart‘ın hayret uyandırıcı; bir başka yönü de birbiri ardına geçirdiği tifo, çiçek ve mafsal romatizması gibi o zamana göre ölümcül olan hastalıkları atlatması, ama buna rağmen ürün vermeye devam etmesi ve keyfini hiç bozmamasıdır. Ablası Nannerl onun bu yolculuklarında “Ben ülkesini teftişe çıkan küçük bir kralım” diyerek kendince bir eğlence yarattğını, geçtikleri kasaba ve köylere bir takım uydurma adlar taktığını anlatır anılarında.
Kariyeri, onur ve şan yönünden parlak biçimde sürmesine rağmen maddi durumunu düzeltmedi. Yaşamı boyunca sonu gelmeyen para sıkıntısı çekti. Ona övgüler yağdıran krallar bile hasis davrandılar. Sadece dersler vererek ve halk konserleriyle yetinerek hayatını kazanmaya çalıştı.
Mozart otuzaltı yaşını doldurmadan 5 Aralık 1791′de Viyana’da öldü. Cenazesi fakir cenazeler için uygulanan biçimde kaldırıldı. Mezarının nerede olduğu ise bilinmemektedir. Söylenenlere göre, Mozart‘ın tanıdığı insanlar arasından sadece altı kişinin katıldığı katedraldeki cenaze duasından sonra bu küçük kafile şiddetli yağmur nedeniyle mezarlığa kadar tabuta eşlik edemeyince cenaze aceleye getirilerek dilenciler için ayrılan bir mezara gömüldü. En fenası, bütün araştırmalara rağmen bu mezarın yeri öğrenilemedi, tabutun nasıl olup ta sahipsiz kaldığı ise ölüm sebebi gibi hiç bir zaman anlaşılamadı.
En büyük mucit Edison…
İnsanlık tarihinin en büyük mucitlerinden biri olan Thomas Edison, 11 Şubat 1847’de Amerika’nın Ohio eyaletinde dünyaya geldi. Alman – İngiliz asıllı ve Hollanda göçmeni, koltukçu bir babanın ve İskoç asıllı eski bir Öğretmen olan annenin son ve yedinci çocuklarıydı. Babası’nın Milano’da işi bozulunca yedi yaşında Michigan’daki Mich Port Huron’a göç etmek zorunda kalmışlardı. Edison burada orta halli bir ailenin çocuğu olarak büyümeğe başladı ve ilköğrenimine burada başladı.
Fakat başladıktan yaklaşık üç ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırıldı. Bundan sonraki üç yıl boyunca özel bir öğretmen tarafından eğitildi. Son derece meraklı ve yaratıcı kişiliğe sahip bir çocuk olan Edison, 10 yaşına geldiğinde kendisini fizik ve kimya kitaplarına verdi.
Oniki yaşına geldiğinde ailesine yardım etmek için Port Huron ile Detroit arasında çalışan trende gazete satmaya başlayan Edison, evlerindeki laboratuvarını trenin yük vagonuna taşıyarak, çalışmalarını burada sürdürdü. Bu dönemde Edison; Michael Faraday’ın “Experimental Research in Electricity” adlı yapıtını okudu ve derinden etkilendi.
Bunun üzerine bir yandan Faraday’ın deneylerini tekrarladı bir yandan da kendi deneylerine ağırlık vererek daha düzenli çalışmaya ve notlar tutmaya başladı.
Onbeş yaşına gelince kendi kazandığı tüm parayı bir baskı makinesine yatırdı ve Weekly Herald adlı bir gazete çıkardı. Bu gazetenin yazılarını kendisi trende yazıyor ve evde basıyordu. Ancak bir gün hareket halindeki bir furgona atlarken bir tren memuru tarafından yakalandı. Memur kulağını o kadar çekti ki günlerce kulak ağrısından kıvranmak zorunda kaldı. Ancak bu olay sonradan daha da ilerleyen sağırlığının başlangıcı oldu.
Edison onaltı yaşındayken telgrafçılığı öğrendi ve ve dört yıl boyunca Middle West’te telgraf memuru olarak dolaştı. Bir Mucit olma isteği onda bu yıllarda başladı.
1868′de kendine atölye kurdu ve aynı yıl geliştirdiği elektrikli bir oy kayıt makinasının patentini aldı. Aygıt oldukça ilgi topladı ama kimse tarafından satın alınmadı. Tüm parasını yitiren Edison, Boston’dan ayrılarak New York’a yerleşti. Edison’un şansı altın borsasının düzenlenmesinde kullanılan telgrafın bozulması üzerine döndü.
Borsa yetkililerinin istemi üzerine aygıtı ustaca tamir eden Edison, Western Union Telegraph Company’den geliştirilmekte olan telgraflı kayıt aygıtları üzerinde yetkinleştirme çalışması yapma önerisi aldı. Bunun üzerine bir arkadaşı ile birlikte Edison Universal Stock Printer mühendislik şirketini kurdu. Ve sattığı patentlerle kısa sürede önemli bir servet edindi.
Bu parayla New Jersey’deki Newark’ta bir imalathane kurarak telgraf ve telem aygıtları üretmeye başladı. Bir süre sonra imalathanesini kapatarak New Jersey’deki Menlo Park’ta bir araştırma laboratuvarı kurdu ve tüm zamanını yeni buluşlar yapmaya yönelik çalışmalara ayırdı. Edison’un patentini aldığı 1300’den fazla icadı vardır.
Edison, 1876′da Graham Bell’in geliştirdiği konuşan telgraf üzerinde çalışmaya başladı. Aygıta karbondan bir iletici ekleyerek telefonu yetkinleştirdi. Ses dalgalarının dinamiği üzerine yaptığı bu çalışmalardan yararlanarak 1877′de sesi kaydedip yineleyebilen gramafonu geliştirdi. Geniş yankı uyandıran bu buluşu ününün uluslararası düzeyde yayılmasına neden oldu.
1878′de William Wallace’in yaptığı 500 mum güçündeki ark lambasından etkilenen Edison, bundan daha güvenli olan ve daha ucuz bir yöntemle çalışan yeni bir elektrik lambasını geliştirme çalışmasına girişti. Bu amaçla açtığı bir kampanyanın yardımıyla önde gelen işadamlarının parasal desteğini sağladı ve Edison Electric Light Company’yi kurdu.
Oksijenle yanan elektrik arkı yerine havası boşaltılmış bir ortamda (vakum) ışık yayan ve düşük akımla çalışan bir ampul yapmayı tasarlıyordu. Bu amaçla 13 ay boyunca flaman olarak kullanabileceği bir metal tel yapmaya uğraştı. Sonunda 21 Ekim 1879′da özel yüksek voltajlı elektrik üreteçlerinden elde ettiği akımla çalışan karbon flamanlı elektrik ampulünü halka tanıttı. Üç yıl sonra New York sokakları bu lambalarla aydınlanacaktı.
1879’da Edison bir elektrik ampulü icat etti. Kömürleştirilmiş iplikten Flamanlarla deneyler yaptıktan sonra karbonlaştırılmış kağıt flamanda karar kıldı. 1880’de evde güvenle kullanılabilecek ampuller üreterek tanesini 2,5 dolara satmaya başladı. Ancak 1878 yılında bir İngiliz bilim adamı olan Joseoh Swan da bir elektrik ampulü icat etmiştir. Ampul camdı ve içinde kömürleştirilmiş bir flaman bulunuyordu. Swan, ampulün içindeki havayı boşlattı çünkü havasız ortamda flaman yanıp tükenmiyordu. İşte son olarak da bu iki adam güçlerini birleştirmeye karar vererek Edison ve Swan Elektrikli Aydınlatma Şirketi’ni kurdular.
İki kez evlenerek altı çocuk sahibi olan Edison yaşamının sonuna kadar yeni buluşlar yapmaya devam etti. Geriye çığır açıcı buluşlarını yanı sıra, gözlemleriyle dolu 3.400 not defteri bıraktı.
18 Kasım 1931’de, 84 yaşındayken New Jersey de hayat veda etti.
İstiklâl Marşı'nın ilk hali

Orijinali (1924 kaydı):
[dewplayer:http://acikkapidernegi.org.tr/wp-content/uploads/2010/04/istiklal-marsi-1.mp3]
Daha yeni bir kayıt:
[dewplayer:http://acikkapidernegi.org.tr/wp-content/uploads/2010/04/istiklal-marsi-2.mp3]
Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara‘da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay‘ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930′da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefi Osman Zeki Üngör‘ün 1922′de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde İstiklâl Marşı olarak söylenebilmektedir.
Tarihteki Önemli Buluşlar
| 1280 | İlk gözlük İtalya’da yapıldı. |
| 1450 | Johannes Gutenberg’in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı. |
| 1453 | Copernicus, gezegenlerin Dünyanın etrafında değil, Güneş’in etrafında döndüğünü ortaya atan kuramını yayımladı. |
| 1592 | Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı. |
| 1614 | İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti. |
| 1618 | Johannes Kepler, gezegenlerin Güneş’in çevresinde çizdikleri elips biçimindeki yörüngeleri betimleyen yasaları yayımlar. |
| 1622 | Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti. |
| 1643 | Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi civalı barometre denilen cihazı icat etti. |
| 1656 | Christian Huygens, Galileo’nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı. |
| 1668 | Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı. |
| 1682 | Edmond Halley, daha sonra kendi adıyla anılacak bir kuyrukluyıldızın yörüngesini çizip betimledi. |
| 1687 | Newton’un, evrensel çekim yasalarını formülleştirdiği Principia başlıklı kitabının yayımladı. |
| 1690 | Edmund Halley, dalış makinelerine hava pompalayacak bir yöntem geliştirdi. |
| 1698 Thomas Savery’nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı. | |
| 1733 | İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen “uçan mekik” adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı. |
| 1752 | Benjamin Franklin, yıldırımın elektrikten kaynaklandığını gösterdi. |
| 1783 | Marquis de Jouffroy d’Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü. |
| 1783 | Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu. |
| 1789 | Lavoisier’nin, 33 elementi sıraladığı ve bu elementlerin adlandırılması ile ilgili modern sistemi sunduğu “Kimyasal Adlandırma Yöntemi” yayımlandı. |
| 1796 | Edward Jenner, bir çocuğu çiçek hastalığına karşı aşıladı. |
| 1799 | Alessandro Volta, ilk elektrik bataryasını yaptı. |
| 1801 | İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı. |
| 1804 | Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı. |
| 1814 | Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi. |
| 1819 | Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı. |
| 1820 | Hans Oersted, elektrik akımının pusulanın iğnesi üzerinde manyetik etki yarattığını gösterdi. |
| 1821 | Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı “fark makinesi” nin üzerinde çalışmaya başladı. |
| 1826 | Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti. |
| 1829 | George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti. |
| 1830 | İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı. |
| 1836 | Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca “altıpatlar” ın patentini aldı. |
| 1837 | Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü. |
| 1837 | İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı. |
| 1838 | Samuel Morse kendi geliştirdiği Morse alfabesini ilan etti. |
| 1839 | Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti. |
| 1841 | Michael Faraday, hareketli bir mıknatıstan elektrik akımı elde etti. |
| 1843 | Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti. |
| 1846 | Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı. |
| 1848 | İlk yürüyen merdiven, New York’ta turist çekmek için kuruldu. |
| 1849 | Çengelli iğne icat edildi. |
| 1857 | New York’ta bir dükkân asansörü olan ilk bina oldu. |
| 1860 | Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı. |
| 1863 | İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra’da işletmeye açıldı. |
| 1868 | Gregor Mendel, bezelye bitkileriyle yaptığı, modern genetik kuramının temellerini oluşturan araştırmalarını bitirdi. |
| 1868 | Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı. |
| 1872 | Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti. |
| 1876 | Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı. |
| 1877 | Edison fonografı icat etti. |
| 1878 | Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti. |
| 1879 | Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi. |
| 1881 | Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı. |
| 1885 | Louis Pasteur, bir dizi aşı yaparak, kuduz bir köpek tarafından ısırılmış bir çocuğun yaşamını kurtardı. |
| 1885 | Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi. |
| 1885 | Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti. |
| 1886 | Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı. |
| 1888 | George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti. |
| 1889 | Edison’un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı. |
| 1890 | Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı. |
| 1890 | Herman Hollerith’in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika’da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı. |
| 1895 | Paris’te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı. |
| 1895 | Wilhelm Röntgen, X-ışınlarını buldu. |
| 1898 | Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı. |
| 1901 | İlk radyo transistörünü Marconi geliştirdi. |
| 1902 | İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı. |
| 1903 | Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi. |
| 1903 | Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi. |
| 1903 | Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti. |
| 1904 | John Fleming’in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu. |
| 1908 | Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı. |
| 1910 | Fransız Henri Fabre, tekerlekleri olmayan ve su üzerinde seyredebilen bir uçak geliştirerek ilk deniz uçağını icat etti. |
| 1911 | Marie Curie, radyoaktiflik konusunda kendi başına yaptığı çalışmalardan dolayı Nobel Ödülü aldı; böylece de bu ödülü iki kez alan ilk kişi oldu. |
| 1911 | Ernest Rutherford, atomun merkezinde bir çekirdek olduğunu gösterdi. |
| 1919 | Einstein, “Genel Görelilik” konusundaki yazısını yayımladı. |
| 1921 | Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için “demir ciğer”i icat etti. |
| 1922 | İlk mikrofilm tanıtıldı. |
| 1926 | John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti. |
| 1926 | Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı. |
| 1926 | ABD’li Profesör Robert Hutchinson Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi geliştirdi. Gaz ve sıvı oksijenle işleyen roket, 12,5 metre yüksekliğe çıktı ve 56 metre yol aldı. |
| 1928 | Bugün penisilin dediğimiz bir oluşumun bakterileri öldürmesi Alexander Fleming’in dikkatini çekti. |
| 1933 | İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı. |
| 1935 | Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi. |
| 1938 | Macar mucit Lazlo Biro, bıro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti. |
| 1938 | Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti. |
| 1939 | İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı. |
| 1940 | İlk elektronlu mikroskop Philedelphia’da tanıtıldı. |
| 1942 | Wernher von Braun, Almanya’nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2′yi fırlattı. |
| 1942 | Enrico Fermi, ABD’nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı. |
| 1943 | Jacques-Yves Cousteau ve Emile Gagnan, ilk dalış tüpünü tasarladılar. |
| 1945 | Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı. |
| 1946 | John Mauchy ve John Eckert’in geliştirdiği, Amerika’nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi. |
| 1947 | Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti. |
| 1953 | Francis Crick ile James Watson DNA molekülünün yapısını keşfetti. |
| 1957 | Sovyetler Birliği tarafından Dünyanın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı. |
| 1960 | Theodore Maiman ilk lazeri yaptı. |
| 1962 | Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı. |
| 1977 | Dünyanın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı. |
| 1982 | Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı. |
| 1987 | İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi. |
| 1990 | Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı. |
