Category Archives: Genel Kültür
Yeni Kainat Güzeli…

Brezilya’nın Sao Paolo kentinde düzenlenen Kainat Güzeli yarışmasında kraliçelik tacını Angola güzeli Leila Lopes giydi.
İŞTE YARIŞMADA DERECEYE GİREN GÜZELLER
MELİSA ASLI PAMUK DERECEYE GİREMEDİ
25 yaşındaki Lopes, tacını geçen yılın birincisi Ximena Navarrete’nin elinden aldı. 89 ülkeden güzelin katıldığı yarışmada ikinciliği Ukrayna güzeli Olesia Stefanko, üçüncülüğü de Brezilya’dan Priscilla Machado kazandı.
Türk güzeli Melisa Aslı Pamuk ise dereceye giremedi.
Enrico macias İstanbul’a gelecek…

Ellinin üzerinde albüm ve “ Zingarella”, “La Guitare”, “Aie Aie Aie”, “Solenzara” gibi onlarca unutulmaz şarkısıyla Enrico Macias İstanbullular’a sesleniyor.
Cezayir asıllı Fransız şarkıcı Enrico Macias 13 Eylül Salı akşamı Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde sevenleriyle bir kez daha buluşuyor. Bugüne kadar Türkiye’de verdiği her konseriyle geride unutulmaz anılar bırakan, müziği Türk Halkı tarafından çok sevilen, ülkemizde en fazla tanınan ve sevilen yabancı sanatçı olan Enrico Macias, geçmişten bugüne en çok sevilen şarkılarını seslendireceği bu konserde de hayranlarına eşsiz bir müzik ziyafeti sunacak.
Ellinin üzerinde albüm ve “ Zingarella”, “La Guitare”, “Aie Aie Aie”, “Solenzara”, “Le Femme De Mon Ami” gibi onlarca unutulmaz şarkısıyla tüm dünyada kalpleri fethetmesinin yanında 80’in üzerinde şarkısının Türkçe versiyonlarıyla da Türk müzikseverlerin gönlünde ayrı bir yere sahip olan ve aslında bize pek de yabancı olmayan, adeta bizim sanatçılarımızdan biri olan Enrico Macias, İstanbulluları bir kez daha etkilemek için 13 Eylül Salı günü Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde olacak.
Sadece Fransa’da değil pek çok ülkede tanınan ve sevilen ünlü sanatçının 80’in üzerinde şarkısı, özellikle 60’lı ve 70’li yıllarda Fecri Ebcioğlu, Fikret Şenes ve Ülkü Aker’in yazdığı Türkçe sözlerle ünlü sanatçılar tarafından okundu. Yıllardır Türkiye’de verdiği konserlerinde büyük bir sevgi seli ile karşılaşan sanatçı 13 Eylül’de de; Ajda Pekkan, Nilüfer, Yeliz, Seyyal Taner, Erol Evgin, Ayla Algan, Füsun Önal, Selçuk Ural, Gönül Yazar, Berkant, Ferdi Özbeğen, Engin Evin, Hümeyra, Tanju Okan gibi ünlü isimlerin söylediği Hoşgör Sen, Bu ne Dünya Kardeşim, Koy Koy Koy, Arkadaşımın Aşkısın, Olmaz Olsam, Aşka Veda gibi unutulmaz şarkılarını bir kez daha muhteşem bir müzik şöleni eşliğinde söyleyecek.
Müzik eleştirmenleri tarafından “barışın sesi” olarak tanımlanan Enrico Macias, ferahlatan dingin sesi ve 50 yıldır unutulmayan şarkılarıyla, bir kez daha 13 Eylül akşamı, Erkan Özerman, Ajan İstanbul ve Funorg organizasyonuyla Harbiye Açıkhava’da…
Babamın Penguenleri…

Tür: Komedi / Aile
Yönetmen: Mark Waters
Oyuncular: Jim Carrey, Carla Gugino, Ophelia Lovibond
Tom Popper’ın çocukluğu, işi gereği sürekli uzaklarda olan babasının sesini bile doğru düzgün duyamadan geçer. Yıllar sonra Bay Popper, Manhattan’da başarılı bir emlakçı olmuştur. İki çocuğunun annesi Amanda’dan dostça ayrılan Bay Popper, ultra-modern bir dairede lüks bir yaşam sürmekte ve çalıştığı prestijli firmanın ortağı olmak üzeredir. Ta ki, rahmetli babası kendisine bıraktığı mirası Antartika’dan gönderene dek: içi penguen dolu bir kutu.
“Nefes”ten sonra”Kartallar” geliyor…
Anadolu Kartalları filminin çekimlerine Konya 3’üncü Ana Jet Üs Komutanlığı’nda geçtiğimiz hafta sonu başlandı.
İhsan YALÇIN/KONYA, (DHA)
Konya’daki çekimlerin iki hafta süreceğini söyleyen yönetmen Ömer Vargı, bu tarz az film yapıldığı için izleyicinin ilgisini çekeceğini belirtti. Filmin senaristliğini ise Nefes filminin senaryosunda da imzası bulunan Hakan Evrensel yapıyor.
Pilot olma hayaliyle yaşayan beş gencin yaşam hikayesini anlatan filmin setinde basın mensuplarına açıklama yapan Ömer Vargı, Anadolu Kartalları filminin çok yüksek maliyetli bir film olduğunu, hava çekimleri için ABD’den özel olarak uçak getirttiklerini söyledi. Vargı şöyle dedi:
ANADOLU KARTALLARI – Foto Galeri
“DÜNYADA SAYILI OLACAĞIZ”
“Anadolu Kartalları’nın seti yeni başladı sayılır. Çok kapsamlı bir film olduğu için 9, 10 hafta sürecek gibi gözüküyor. Çok enteresan bir yaşam izliyoruz. Dünyanın en zor işi pilotluk diye düşünmeye başladım. Setimiz iyi gidiyor. Hava filmlerinin meraklısı çoktur. Bütün dünyada izleyenleri olur. Uçak filmleri tabi ki çok az. Çekimi çok zor olduğu için çok az. Dünyada iki, üç tane var sadece. Biz de onlardan biri olacağız. Türkiye’nin en iyi ekibiyle çalışıyorum. Türkiye’de uçaktan uçağa çekim yapabilecek bir düzeneğimiz yok. Dünyada iki tane var. O uçaklardan birini getirdik. Pilotumuz da çok tecrübeli. Bu yüzden görüntülerimizin çok iyi olacağına inanıyorum.”
Filmin başrol oyuncusu Engin Altan Düzyatan da “Ben bir öğretmen pilotu oynuyorum. Onun dışında filmin sonunda ayrı bir görevim var ama onu saklayalım. Başta yüzbaşıyım daha sonra binbaşı oluyorum. Şartlarla ilgili bir sıkıntımız yok. Üst komutanlarımız ve pilot arkadaşlarımız çok destek oluyorlar. Dünyada iki tane bu tarz çekilmiş film var. Güzel bir senaryo örneği. Filmin beğenileceğini düşünüyorum” dedi.
Ezel dizisiyle şöhreti yakalayan oyuncu İsmail Filiz ise, “Güzel bir sinema filmi olacak. Herkesin zevkle izleyeceği bir film olacağını düşünüyorum. Şuan bir sıkıntımız yok. Filmle ilgili pilot arkadaşlardan da eğitimler aldık. Bu yüzden de çok fazla zorlanmıyoruz” diye konuştu.
Çekirdek inançları duydunuz mu?
Çekirdek inançlar, çocukluk döneminde bizi çok etkileyen olayların ardından çıkardığımız “bireysel” sonuçlardır. Masum görünen bu sonuçlar önce duygu yoğunluğunun eşlik ettiği bir düşünce olarak ortaya çıkar. Biz farkında olmadan bilinçaltımıza inanç olarak yerleşir ve davranışlarımıza yön vermeye başlar. Artık bizi yönetecek kadar güçlenen bu inançlara çekirdek inanç denir.
Çekirdek inançlar bir bilgisayarın yazılım programına benzetilebilir. Bir programı değiştirmediğiniz sürece, nasıl kodlanmışsa o şekilde çalışacağı ne kadar kesinse, çekirdek inançların da davranışlarımızı belirleyeceği o kadar kesindir. Hatta çoğu zaman yaşayacaklarımızı belirlediğini bile söyleyebiliriz.
Çekirdek İnanca Bir Örnek
Örneğin; 4-5 yaşındayken annesinden “Senin doğduğun sene kuraklık oldu” gibi bir sözü birkaç kez duyan bir çocuk, çocuk aklıyla “Demek ki, ben uğursuzluk getiren biriyim” diye bir sonuç çıkarabilir. Dolayısıyla, yaşça büyürken karşılaştığı her olayda kendini suçlayacak bir yön bulabilir. “Varlığım insanlara tehdit oluşturuyor” gibi uç noktalarda sağlıksız düşünceler üreterek bu sonucu besleyebilir. Bu yüzden de, “uğur getiren biri” olduğunu hem kendine hem başkalarına kanıtlamak için “aşırı verici” olmaya başlayabilir.
Bu durum yetişkin olup neden bu kadar diyet ödemek zorunda olduğunu sorgulayıncaya kadar ve yine de insanlara yaranamadığını, gerçek anlamda sevilmediğini farkedinceye kadar devam eder. Daha doğrusu, bilinçaltı düzeyde kendini uğursuz olarak kodladığı için aslında kendi kendine yaranamadığını, kendi kendini sevmediğini, bu yüzden de acı çektiğini farkedinceye kadar sürer. Örneğin; özel ilişkilerinde acı çekeceği tarzda kişileri seçtiğini, sanki acı çekerse bir günahtan kurtulacakmış gibi davrandığını fark eder.
Çekirdek İnanç Temizliğine İhtiyacımız Var
İşte çekirdek inanç temizliğine duyulan ihtiyaç tam da bu noktada ortaya çıkar. Time-Line adı verilen bir teknikle bu kişinin “uğurlu” olduğunu algıladığı deneyimleri su yüzüne çıkarılır. Bu deneyimler kişinin hayatının herhangi bir döneminden olabilir. Uğurlu olduğu zamana ilişkin hislerini yeniden beş duyusuyla algılaması sağlanır. Başka bir ifadeyle, masum ve sevilmeye, mutlu olmaya layık bir insan olduğuna dair yeni bir inanç oluşturulur.
Çapa denilen hatırlatıcı alıştırmalarla ilerleyen günlerde bu inancın canlı kalması sağlanır. Bu yeni inanç kişiye yeni bir program yazılımı gibi hizmet etmeye başlar. Sanki virüs bulaşmış bir bilgisayara antivirüs programı uygulanmış gibi olur. Böylece kişinin daha sağlıklı, mutlu, başarılı ve güçlü bir şekilde hayata devam etmesi mümkün olur. Bu dönüştürme çalışmasıyla birlikte kişi, bir yandan da bilinçaltı mekanizmanın nasıl çalıştığını, neyi, nasıl kodladığını kavrar. Bu kavrayış onun düşünce kalitesini, dolayısıyla yaşam kalitesini kendiliğinden yükseltir.
Zihnimiz doğası gereği, aynı anda hem olumlu hem de olumsuz düşünceye odaklanamaz. Onu hangi tür düşünceyle doldurursak ona uygun bir enerjiyle çalışır. Dolayısıyla bizi ilgilendiren konu, olumlu düşünce ve inançları korumak, olumsuz olanların yerine olumlularını yüklemektir veya bazen sadece dengelemektir. Yani aşırıya kaçtığımız davranış kalıplarını bulup törpülemek, orta yolu bulmak yine yaşam kalitemizi yükseltecektir.
Kuantum Düşünce
Çift ve Aile Terapisi…
Aile ve Çocuk…
Çocuklarda Öğrenme…
Öğrenme güçlüklerini anlamak için öğrenmenin gelişimsel aşamalarının iyi bilinmesi gerekir.
Öğrenme gelişimsel olarak 5 aşamada gerçekleşir
- Algısal Öğrenme
- Ayırt edici – Birleştirici Öğrenme
- Özümleme
- Uyum
- Sembolikn Öğrenme
1. ALGISAL ÖĞRENME
Duyma, tat, koklama, dokunma, hareket ve görme duyularının
kullanımını içerir.
Uyarılara uygun tepkide bulunabilme öğrenilir.
ÖRNEK
ANNE SÜTÜ BİBERON MEYVA SUYU ÇORBA…
2. AYIRDEDİCİ-BİRLEŞTİRİCİ ÖĞRENME
Nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayırt etme, bağlantılar kurabilme öğrenilir. Sıralama, eşleme, sınıflandırma becerileri kazanılır.
HANGİSİ KÖPEK?
3.ÖZÜMLEME.
Önceki süreçler özümlenir. Kullanmak istediği zaman için kendisinin bir parçası haline getirir.
4.UYUM.
Özümlediği bilgiyi kullanmak ve yeni durumlara aktarabilmektir(koltuk egzersizi)
5. SEMBOLİK ÖĞRENME
* Öğrendiklerini sembollerle (çizim, harf, sayı) gösterebilmek.
* Sembol sistemini öğrenerek
O -Y -A becerileri kazanır.
Kilolar…
Fazla kiloları ile fizyolojik veya psikolojik sorunları olan kişiler bu kiloları bir an evvel vermek ve istediği forma gelmek isterler. Fazla kilolardan kurtulmak için yapılan yanlış uygulamalar ise metabolizmaya zarar verebilir. Bilinçsiz bir şekilde kilo vermeye çalışmak yerine bir beslenme uzmanı ya da diyetisyene başvurmakta yarar vardır. Zayıflamak için yapılan çok fazla hareket veya egzersiz de sağlık açısından risklidir. Zayıflamayı kafanıza koyduysanız, mutlaka bunu başarabileceğin iz bir yol vardır. Kilo vermek için araştırmalar yapmak ve kendimizi uygun farklı yollara başvurmak da bir sakınca yoktur. Her bünyenin aynı performansta kilo vermesini veya almasını bekleyemeyiz. Uyku düzeni ve çalışma temposunun da kilo durumu ile doğru orantılığı olduğunu söyleyebiliriz. Vücut için gerekli olan miktardan fazla uyumak kilo kaybını önlediği gibi kilo alınmasına da sebep olabilir. Uykunuz geldiği zaman uyumak ve kalkmanız gereken vakitte de kalkmak en iyisidir. Güne zinde başlamak için ise kahvaltı ve spor yapmayı da ihmal etmemek gerekir. Rejim yaparak kaybettiğiniz kiloların tekrar geri gelmemesi için hazır yemeklerden, yağlı yiyeceklerden mümkün olduğunca az tüketmeniz gerekecektir. Zayıflama süresi içerisinde vücudunuz su kaybedeceği için yeterli miktarda su tüketmeniz hayati önem taşır. Piyasada var olan zayıflama ilaç ve haplarının bünyenizde çeşitli rahatsızlıklar meydana getirme ihtimaline karşı yan etkilerinin iyice araştırılması ve bir uzmana başvurulması gerekebilir.
Kilolarınızla barışık olun fakat onlardan kurtulmak için de çabalamayı ihmal etmeyin. Unutmayın ki bu sizin psikolojik ve biyolojik olarak daha rahat olmanızı sağlayacaktır.
Boğalar neden kırmızı sevmezler…
Öncelikle boğa güreşlerinin ne kadar saçma olduğunu yazmakla başlamak istiyorum çünkü hayvancağıza ok saplıyorlar ve bu acıyla nereye saldıracağını şaşırıyor hayvancağız…
İnsanların acı çekmesi ne kadar kötü ve vahimse bir hayvana da bu işkencenin yapılması o kadar kötü.
Aslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.
İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedeni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.
Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.
Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalım sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?
Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir, îlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür.
Boğaya Persliler taparlar, Afrika Zuluları ise öldürüp safrasını içerlerdi. Tüm bu geleneklerin temelinde, hayvanın gücü yatmaktadır. Bu geleneğin bir şekilde İspanya’ya geldiği, Avrupa ülkeleri içinde feodal düzeni en son terk eden bu ülkede de kalıcı olduğu sanılmaktadır.
