Category Archives: Etkinlik

21

Zöhre Ana 24 Aralık’ta İstanbul’da Ehlibeyt Sohbeti yaptı

Açık Kapı Derneği’nin fahri Başkanı Zöhre Ana 24 Aralık 2011 Cumartesi günü İstanbul Erenler Kültür ve Eğitim Vakfında  Ehlibeyt Sohbeti yaptı.

Hak sevgisinin, saygısının, insanlığın, inancın ve ibadetin bitip tükenmeye yüz tuttuğu her karanlık dönemde İnsanlığa rehber olup yol gösterecek Evliyalar gönderilmiştir. İnsanların etnik ve mezhepsel olarak bölünmeye çalışıldığı bu karanlık dönemde de Alevi’siyle, Sünni’siyle, Kürdiyle Türküyle bütün toplumu çatısı altında toplamayı başaran ve bu insanları Mustafa Kemal Atatürk’ün sancağı altında Hak Muhammed Ali yolunda inancıyla, ibadetiyle yoğuran Pir Zöhre Ana tüm bu özellikleriyle 20’inci ve 21’inci yüzyıla damgasını vurmuştur.

Pir Zöhre Ana; Hacı Bektaş Veli’nin aşağıdaki nefesinde söylediği gibi toplumu ayrıştıran, bölen, farklılaştıran değil tam aksine Ehlibeyt ocağının son sahibi olarak toplumu kaynaştıran, Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi birlik ve beraberlik altında sevgi, saygı, doğruluk, dürüstlük, barış, kardeşlik, çalışkanlık, eline diline beline sahip olma gibi yüce değerler etrafında toplamıştır.

Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda
Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda
Hırslar kinler yok olur aşkla meydanımızda
Aslanlarla ceylanlar dosttur kucağımızda.

Pir Zöhre Ana,24 Aralık 2011 Cumartesi günü Esenyurt Erenler Eğitim ve Kültür Vakfında, Hak Muhammed Yolunun tüm güzelliklerini toplumla paylaşmak, gerçek inanç ve ibadetlerini öğretmek amacı ile Ehlibeyt sohbeti düzenledi. Katılımın yoğun olduğu bu sohbete Pir Zöhre Ana’yı ilk defa görmek için gelenlerin dışında, İstanbul’dan binlerce seveni akın akın gelerek cem evini ve konferans salonunu doldurdu.

Pir Zöhre Ana Ehlibeyt sohbetinde genel olarak aşağıdaki konulardan bahsetti.

Öncelikle cem evine gelen toplumdan merak ettikleri ve öğrenmek istedikleri konular varsa sormalarını istedi. Vatandaşlardan gelen soruları cevapladı.

1

Açık Kapı Derneğinden Sosyal Yardım

Toplum hayatımızda birlikte yaşamanın, yardımlaşmanın, paylaşmanın önemi çok büyüktür.Günlük yaşamımızda aile içerisinde veya oturduğumuz apartmanda, bulunduğumuz mahallede komşuluk ilişkileri önemli günlerde hissedilir bir noktadadır. Bayramlarda bayramlaşmak, acı ve tatlı günlerimizi paylaşmak, nişan, düğün, hastalık, cenaze gibi durumlarda komşularımızın ve sevdiklerimizin acı ve tatlı anlarında yanlarında olmak insan olmanın gereğidir.

Açık Kapı Derneği olarak 5 Eylül Pazar günü toplumsal dayanışmanın bir örneği olarak yaklaşık 200 kişiye kıyafet ve gıda yardımında bulunduk.

Zöhre Ana Açık Kapı Derneği

Yusuf Baba Türbesi Ziyaretimiz

14 Ağustos 2010 C.tesi günü Açık Kapı Derneği’nin milli,manevi,insani,kültürel değerlere sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla organize ettiği Ordu ili Ünye ilçesinde yörede “Yunus Emre Türbesi” olarak bilinen ”Yusuf Baba” türbesine bir ziyaret düzenlendi.

5

Turabi Baba Türbesi Ziyaretimiz

11 Temmuz 2010  Pazar günü Açık Kapı Derneği’nin milli,manevi,insani,kültürel değerlere sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla  organize ettiği Çankırı ili Eldivan ilçesi Seydim köyünde yörede “Hacı Muradi Veli” olarak bilinen  “Turabi Baba” türbesine bir ziyaret düzenlendi.

bektasi_sultan

Dernek üyelerimiz tarafından "Bektaşi Sultan’ın Hayatı" adlı tiyatro oyunu sergilendi.

Açık Kapı Derneği bünyesinde kurulan “Yeni Kuşak Sahnesi” adlı tiyatro grubu 15 Mart 2010 tarihinde Bektaşi Sultan’ın hayatını anlatan bir tiyatro oyunu sergilediler.

Bektaşi Sultan’ın hayatı Pir Zöhre Ana tarafından bildirildi. Tiyatroya uyarlamasını ve yönetmenliğini Hakan Ekin yaptı.

OYUNCULAR

ALİ GÜR – ALİ HAYDAR ŞAHİN – ALİ İRFAN GÜLEN -

ALİ ZEYNEL YAĞIZ – BİNNAZ SERİM – CEREN GEYİKÇİ – DÖNE KAVDIR – ENGİN YOLTAY – GÖKÇE ŞAHİN  – GÜLTEN DEVECİ – GÜLTEN İLİK – İBRAHİM ATMACA – İLKNUR GÜRSU -KADİR KAYAALP – MEHMET CAN DEMİRCİ – MELTEM DEVECİ – RABİA ATMACA – SERKAN DOĞAN – SEYİT NESİMİ BULUT – SULTAN TÜZÜN

KÜÇÜK OYUNCULAR

ALİ KEMAL EKİN – ASLI YAĞIZ – KEREM YAĞIZ – KUBİLAY ÖZDOĞAN – MEHMET ALİ TUNÇ – SELİN TÜZÜN – SÜHEYLA GÜLEN – ZEYNEP SOYLU -  SEMAH EKİBİ – GÜLFEM ÖZDOĞAN – SEVİM DUMLUPINAR – ZÜMRE POLAT

KOSTÜM

YASEMİN POLAT -  DEKOR/KAMERA – ZEKAİ TÜZÜN

IŞIK

KADİR KAYAALP

MÜZİK /SES

EREN YOLTAY – MAHMUT BAL

TEKNİK MASA

HASAN ENİS ÖZDOĞAN

Tiyatro Oyunu:

“Bir gün çok fakir bir talibi Pirinin postuna eğilerek niyaz edip bir dilek tutmuş. Pirim beni de el içine kat bana bir inek kısmet et bunun buzağını sana kurban edeyim demiş. Bu dileği kabul edilince ineğin buzağını getirip dergâhın önüne bağlamış. Dergâhtaki üç kişi, bu buzağıya göz koymuş. Biraz büyüyünce çalmaya karar vermişler. Buzağıyı saklamışlar ve Pir’e gelip Pirim bugün dana dergâha gelmedi nerdedir diye sormuşlar. Üç gün üst üste aynı soruyu tekrarlamışlar. Ve sorularına Pir o dana dergâhın lokmasıdır onu kimse yiyemez diye cevap verince tekrar kurt kuş boğabilir biz arayalım mı derler. Pir yine aynı cevabı vererek o iki ayaklı kurtların elindedir onu yiyemezler dedi. Ve Bektaşi bizi bildi diyerek birbirlerinin gözüne baktılar. Evliyayı öldürmeye karar verdiler. Biz bundan böyle kurtuluruz diyerek bir gün yağmur yağmasını beklediler. Dam üstüne çıkarak Löğül taşını üstüne atmaya karar verdiler. Evliyanın sabah namazında kapıya çıkmasını beklediler. İkisi dama çıktı. Evliya bunları görmemiş gibi yaklaşınca biri işaret edip Löğül taşını atmasını önerdi taşı eliyle kaldırınca Tapduk çekildi ve taş işaret edenin başına düştü geberdi. O zaman Pir işaret parmağını kaldırarak kerametini ispat etti. Kendi taşını kafasına kendi düşürdü diyerek güldü. Diğer ikisi de damı löğlemek için görünmeye çalıştılar ama yapamadılar. Ve korkularından kaçmaya başladılar. Bu sefer bizi açığa çıkardı diyerek bugün pirimizin müsaadesi yoktur ziyaret kabul edilmiyor diye herkesi geri çevirdiler. Pirin sık sık gezdiği yola çukur kazdılar, içine bilerek beş tane yılan koydular. Gezerken çukura düşüp yılanların öldürmesini istediler. Ve kendileri köşelere gizlenip beklediler. Bektaşi çukur başına gelip yılanları görünce güldü her bir yılanın başını kaldırarak gizlenenlerin yerlerini işaretleri ile bildirdiler. Mübarek yılanların başına gelerek yılanları okşayarak çukura dörderdi. Kendi hiçbir şey bilmemiş gibi karşı tarafa geçip Hızırı bekledi. O anda bir atlı çıkarak ben Bektaşi Dergâhına gidiyorum yolu nere diye sordu o zaman hepsi birden Pirimizin desturu yoktur. Gidemezsin diye yol vermediler. Hızır karşıdan ses vererek bir kelime söyledi. Baba ben bir hırsız tuttum bırak diyom bırakmıyor gel diyom gelmiyor deyince Karşıda Bektaşi’yi görüyorlar. Bırakın gelsin deyince Bektaşi Veli’nin de kim olduğunu yine orda onlara bildiriyor.

Demek ki Hızır Bektaşi imiş Bektaş’da Hızır imiş diyerek suçlarını kabul ederek tuzaklarını başaramıyorlar. En sonunda dergâha gidelim özür dileyelim Pirimizden diyerek yüzleri kara olarak diz çöküp yalvarıyorlar. Pirim sen yücesin Sultanlığına sığınarak bizi affetmeni istiyoruz, bir daha nefisimize uyup böyle bir kötülük yapmayacağımıza söz veriyoruz deyip özür dilediler ve danayı dergâha bağladılar. Ve Pir gülerek bu yol hakikat yoludur ve o dana dergâhın lokmasıdır diyerek, onu kimse yiyemez demedim mi size iki ayaklı kurtlar çıkın dışarı diyerek azarladı. Ve her zaman Hacı Bektaş Veli’nin geçerli sözü eline, beline, diline sahip olmayan bu dergâhta payını alamaz dedi. Bu kelimesi bir insanın önce kendinde arayacağı doğruluğunu önermiş ve insanlığın nefsiyle mücadele etmesini bildirmiştir. Burada da nefsin bir yezid olduğunu vurgulamıştır.”

açık kapı derneği

Açık Kapı Derneği’nin Kültür Evi Projesi

Açık Kapı Derneği olarak kuruluş felsefemiz doğrultusunda gelenek, görenek ve tarihi kültürüne sahip bir toplum oluşmasını sağlamak ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek vermek için çalışmalar yürütmekteyiz. Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük eseri, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Kendi ifadesiyle bu devletin temeli, binlerce yıllık derinliği olan “Yüksek Türk Kültürü”dür. Atatürk’ün bu konudaki hedefi ise, yine kendi ifadesiyle, bu kültürü “muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmaktır”.Bu çerçevede dernek olarak bizler de bünyemizde Türk Kültürünü tanıtan bir bölüm hazırladık.

Herkesin faydalanması dileğiyle.

Gökçe Dede ve Turna Dede Türbe Ziyaretlerimiz

02 Ağustos 2009 Pazar günü Açık Kapı Derneği’nin kültürel değerlerimize sahip çıkmak ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetleri arttırmak amacıyla  organize ettiği Çorum Büget köyünde “Gökçe Dede”ve aynı gün Yozgat’ın Yassıhüyük köyünde “Turna Dede” türbelerine  ziyaret düzenlenmiştir.


10 Kasım’da Atatürk’ün huzurundaydık

Açık Kapı Derneği olarak yurdun dört bir yanından gelen üyelerimizle birlikte; Cumhuriyetimizin kurucusu ve milletimizin fedakâr, sadık hadimi, İnsanlık idealinin seçkin yüzü, eşsiz kahraman Atatürk’ümüze olan namus, şeref ve gönül borcumuzu bir nebze de olsa ödemek için ebedi istirahatgâhı olan anıtkabiri ziyaret ettik.

Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı sizlerle de paylaşmak istiyoruz.

” Bugün, bütün Türk Milleti derin bir sükût içinde O’nun ruhunu taziz etmektedir. Bu sükût deniz uğultusu gibi içi ses doludur. Bütün acılarımızla, sevgilerimizle ve hasretlerimizle bu seste tekrar toplanmış bulunuyoruz.

Gözlerimizin önündeki ışık yüzü henüz solmamıştır. Vatan üstündeki yiğit sesi hâlâ her taraftan işitilmektedir. Mustafa Kemal adı gönüllerimizde dalgalanan bir bayrak, Gazi unvanı damarlarımıza vuran bir nabız, Atatürk ismi ise içimizde açan bir güneş, bir doğup bir daha batmayan bir güneştir.

O’nu bir meşale gibi bütün yurdu aydınlata aydınlata dolaşan güzel başı ile aramızda görememek, elbette kayıpların en büyüğüdür.

1881 Atatürk’ün doğum tarihidir.1938 ise asla ölüm tarihi olamaz. Bu tarih ancak fani vücudunun bu dünyayı terk ettiği, gözlerini bu dünyaya yumduğu tarihtir. Bu iki tarih arasındaki hayatı ise bir deryadır, bir ummandır…

O’nu bir gün yer yer dökülen vatan parçalarını toplamak için Bingazi’de, Trablusgarp’ta; başka bir gün elde kalan son çarelere tutunmak için Arabistan ve Suriye Çöllerinde, başka bir gün vatanın muhtaç olduğu her yerde görürsünüz. Bir gün Çanakkale’de Ordudan daha kuvvetli bir kumandandır. Bütün dünyaya buradan geçilmez diyecek ve onun dediği olacaktır.

1919’da Samsuna çıkmış, ayak bastığı toprak yeni bir hayat titremeleri ile uyanmış; Erzurum’da dağınıklıkları toplamış, imandan bir hisar olmuş; Sivas’a gelmiş perişanlıkları millet yapmış; Ankara’ya geldiği gün Dünya yeni bir Türk Devleti’nin şerefle yükseldiğini görmüş, zaferlerini kazandığı ve devrimlerini ilan ettiği gün ise; Cihanın hayranlığını üstünde toplamıştır.

Atatürk bir isyandı! Türk’ün yokluğunu ilan edenlere karşı varlığını ispat eden bir isyan… Atatürk bir imandı! Milletine inanmanın ondaki sonsuz kudrete dayanarak muvaffak olmanın imanı. Bu kaynaklar yaşadıkça hepimiz ondan kuvvet alacağız. Bu tükenmez hazinenin yolunu da bize açmış olan Atatürk, Türk Milleti ile ebedi olarak yaşayacaktır.

Atatürk’ü sevmek demek evvela çok çalışmak demektir. Bu memleketi yükseltme aşkını içinde kor halinde duymak demektir… Bu sabah takvim, Atatürk ile aramızdaki yılların bir yıl daha arttığını gösteriyor. Fakat biz her geçen sene O’na daha çok yaklaşma ihtiyacını duymuyor muyuz? Memleketi baştanbaşa kaplayan ruhu, yine hareketlerimizin tek ve eşsiz hâkimi değil mi? ATATÜRK BU ÜLKENİN HAYAT ŞARTIDIR… O’nun meşalesi daima yurdun üstünde parlayacaktır. Bu, sönmez ve ilahi bir ışıktır. Bu ışık bütün gelecek nesiller için bir kuvvet kaynağı olacaktır.

10 Kasım sadece bir matem günü değildir. Aynı zamanda kararlarımızı ve taahhütlerimizi yenileme günüdür. Kendimize ve milletimize hesap verme günüdür. Atatürk yolunda kalplerimizi ve vazifelerimizi kontrol günüdür.”


Dernek üyelerimiz tarafından "Güneş Ülke Anadolu" adlı tiyatro oyunu sergilenmiştir.

Açık Kapı Derneği üyelerinin bir araya gelerek kurdukları tiyatro grubu 10 Kasım Atatürk’ü anma gününde “Güneş Ülke Anadolu” adlı tiyatro oyununu sergilemişlerdir.

Tiyatro oyununun meydana gelmesinde maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen Açık Kapı Derneği Fahri Başkanı Pir Zöhre Ana’ya öncelikle teşekkürü bir borç biliriz.

“Güneş Ülke Anadolu” tiyatro oyununun yazan ve yöneten Öğretmen Aynur KAYA’ya ,oyuncu olarak İstanbul Grubu üyelerine,Ses,ışık ve sahne arkasında emeği geçen tüm arkadaşlara da teşekkür ederiz.

Fotoğraflar: Çiğdem Gümüşoğlu

Çanakkale ziyaretimiz

Açık Kapı Derneği olarak Cumhuriyetimizin kazanımlarının daha iyi anlaşılabilmesi, yurt sevgisinin pekiştirilmesi ve üyelerimiz arasında beşeri münasebetlerin arttırılması gibi ulvi amaçlar doğrultusunda Çanakkale Kara ve Deniz Savaşlarının yapıldığı mekanları ziyaret ettik.

“…Çanakkale Savaşı, demir ve çeliğin, insan gücünü ve cesaretini yenemeyeceğini ve vatan sevgisini öldüremeyeceğini, yıldıramayacağını bütün dünyaya kanıtlamıştır. Bu savaş, milletçe uyanışımızın gerçek başlangıcı olmuştur. Mustafa Kemal Arıburnun’dan, Anafartalar’dan, Kocaçimen’in şahikasından bir güneş gibi doğmuştur. Çanakkale’de feda edilen Türk kanı, Türk istiklâlinin ve Cumhuriyeti’nin harcına karışmıştır…”

Açık Kapı Derneği olarak Şehitlerimizin ve gazilerimizin aziz hatırları önünde şükranla eğiliyoruz…

DUR YOLCU!
BİLMEDEN GELİP BASTIĞIN
BU TOPRAK,
BİR DEVRİN BATTIĞI YERDİR.
EĞİL DE KULAK VER,
BU SESSİZ YIĞIN
BİR VATAN KALBİNİN ATTIĞI YERDİR.

Fotoğraflar: Çiğdem GÜMÜŞOĞLU