25 Mart ve Atatürk…

0
29

1915 Çanakkale

 

1925 – Şeyh Sait’e bağlı kuvvetler Silvan’ı ele geçirdi.


1923 – Atatürk’ün, Lâtife Hanım’la beraber Ankara’ya dönüşü.


1922 – Franklin Bouillon’un, Paristen -Yusuf Kemal Bey aracılığıyla- Atatürk’e mektubu.


1921 – İkinci İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

Yunan kuvvetleri Bozöyük, Bilecik, Dumlupınar ve Sapanca’yı ele geçirdi.


Mart sonu 1919 – Atatürk’ün, İstanbul’da, İtalya Yüksek Komiseri Kont Sforza ile görüşmesi. (Kont Sforza’nın isteği ile gerçekleşen bu görüşmenin tarihi belli değildir. Olayların seyrine göre, muhtemelen Mart sonu veya Nisan başı 1919’da gerçekleşmiştir. Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas (Gürer), hatıralarında, bu görüşme için şunları söylemektedir: “Atatürk, İstanbul’da bulunduğu ayların sonlarına doğru İtalya Mümessili Kont Sforza ve Papaz Mister Frew ile de ayrı ayrı ve fasılalı tarihlerde görüşmüştü. Aldığı kanaat acı idi; ağırdı.”

 

Mart sonu 1919 –

Atatürk’ün, İstanbul’da, Rahip Frew ile görüşmesi. (Rahip Frew’un isteği ile gerçekleşen bu görüşmenin tarihi belli değildir. Olayların seyrine gore, muhtemelen Mart sonu veya Nisan başı 1919’da gerçekleşmiştir). 

 


1916 – Atatürk’ün, günü Mardin’de geçirişi.


1915 (24-26) – Alman General Liman von Sanders Çanakkale’de V. Ordu komutanı oldu.
Sanders’in Gelibolu’ya gelmesi, yeni savunma planı yapması, Atatürk’ün komutanı olduğu 19. Tümeni ordu ihtiyat kuvveti olarak kendine bağlaması.


1912 – Türk Ocağı, resmen 25 Mart 1912’de İstanbul’da kuruldu. 
Türk Ocağı 1912’de kurulup birkaç defa kapanıp açılmasından sonra günümüze kadar gelen dernek.

* *

Türk Ocağı’nın kuruluş çalışmaları 1911 yılında Askeri Tıbbiye öğrencileri arasında başlamıştır. Osmanlı Devleti bünyesindeki çeşitli milliyet mensuplarının varlıklarını korumak, geliştirmek ve kabil olursa bağımsızlıklarını elde etmek amacıyla yaptıkları faaliyetleri müşahede eden ve Türk varlığını bu gelişmeler karşısında tehlikede gören Tıbbıye’li öğrencilerin, aralarında yaptıkları faaliyetleri müşahede eden ve Türk varlığının bu gelişmelere karşısında tehlikede gören Tıbbıye’li öğrencilerin, aralarında yaptıkları toplantılardan sonra hazırladıkları beyanname, Türk Ocağı’nın kuruluş dayanağı oluşturmuştur. “190 Tıbbıye’li Türk Evladı” adına kaleme alınan bu beyannamede “Türk kavminin hayatı inkıraz yaşadığı” belirtilir ve buna “selefleri gibi lakayt kalamayacakları” ifade edilir.

Beyannamenin yayınlanmasından sonra öğrenci temsilcileri dönemin önde gelen milliyetçi aydınlarıyla görüşmeler yaparlar ve bir milli teşkilatın kurulmasını teklif ederler. Ön görüşmeleri takiben 20 Haziran 1911 tarihinde Ahmet Ağaoğlu‘nun evinde yapılan toplantıda bu amaçla bir derneğin kurulması uygun görülür ve Dr. Fuat Sabit Ağacık’ın teklifiyle adının “Türk Ocağı” olması kararlaştırılır.

Aralarından seçilen geçici idare heyetinde, Mehmet Emin Yurdakul (Başkan), Dr. Fuat Sabit Ağacık (Veznedar) olarak görev alırlar.

Fiili kuruluştan yaklaşık dokuz ay sonra, 25 Mart 1912 tarihinde gerekli hazırlıklar tamamlanarak resmi kuruluş gerçekleştirilir.

* * *

Mehmet Emin Yurdakul (Türk Ocağı Kurucusu)

Mehmet Emin Yurdakul, Cumhuriyet dönemi Türk şairlerdendir. Türk Milli Edebiyat akımının öncü şairleri arasında yer almıştır.

Türk milletinin yüceliğini şiirlerinde haykıran ve “Millî şair” sıfatını alan Mehmet Emin Yurdakul, 1869’da İstanbul’da doğmuştur.

Temiz ve doğru olarak kullandığı Türk dili ile yazdığı şiirleri, Türk milletine, özellikle savaş dönemlerinde destek olmuştur. M..Emin Yurdakul ülkü sahibi insan vasfında olduğu için memuriyet döneminde sık sık yeri değiştirilmiştir. “Türk Yurdu” dergisinde kuruculuk yapmış, ancak Erzurum’a gitmesiyle dergiyi Yusuf Akçura’ya bırakmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda hüznünü “Türk Hukuku” adlı düz yazıdan oluşan eseriyle dikkatleri çekmiştir. M. Emin Yurdakul, Türkçülük boyutundaki eserleriyle “Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur” diyerek fikirlerini ifade etmiştir. Savaş sırasında kahramanlık ve millî şuura dayanan şiirleriyle halka cesaret vermiştir. M. Emin Yurdakul’un şiirlerinin günümüzde de okunmasının ve sevilmesinin nedeni kullandığı saf Türkçedir.

Atatürk’ün, İstanbul’da, Rahip Frew ile görüşmesi. (Rahip Frew’un isteği ile gerçekleşen bu görüşmenin tarihi belli değildir. Olayların seyrine gore, muhtemelen Mart sonu veya Nisan başı 1919’da gerçekleşmiştir).  Atatürk’ün, İstanbul’da, İtalya Yüksek Komiseri Kont Sforza ile görüşmesi. (Kont Sforza’nın isteği ile gerçekleşen bu görüşmenin tarihi belli değildir. Olayların seyrine göre, muhtemelen Mart sonu veya Nisan başı 1919’da gerçekleşmiştir. Atatürk’ün yaveri Cevat Abbas (Gürer), hatıralarında, bu görüşme için şunları söylemektedir: “Atatürk, İstanbul’da bulunduğu ayların sonlarına doğru İtalya Mümessili Kont Sforza ve Papaz Mister Frew ile de ayrı ayrı ve fasılalı tarihlerde görüşmüştü. Aldığı kanaat acı idi; ağırdı.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.